çömezlik yıllarında abimle aramızda şu tür muhabbetlerin geçmesine sebep olan güzide futbol oyunu ;
- aha spiker benim adımı dedi lan.
+ yok oğlum olur mu öyle şey nereden bilecek.
- valla dedi abi.
+ aha lan şimdi de benimkini dedi.
- haha çaktım golü.
+ konuşturup gol atıyorsun lan ibne, sike....
baba odaya girer ;
- oğlum kavga etmeyin orada her şey programlı maç başlamadan kimin yeneceği belli zaten siz kardeşsiniz üzmeyin birbirinizi. onun da bir beyni var her şeyi programlıyor.
kardeşler birliği ; peki baba.
baba gider ;
- ha siktir lan olur mu öyle şey mına koyim.
+ valla ya babam işte eski kafa. öyle ya da böyle çaktım ya ona bakarım.
- gel lan buraya ipne...
+ babaaaaaaa...
the end.
efsane galatasaray, arsenal ve manchester united takımlarının olduğu efsane oyun.
daha doğrusu galatasaray, arsenal ve manchester united takımlarının efsane oldukları sezondaki efsane futbolcularının bulunduğu oyun. hagi, berghamp, beckham falan...
bazı şeyler vardır. üstünden zaman geçtikçe kıymetlenir.* hatta asıl halini değil, artık olmasını istediğiniz şekilde hatırlarsınız. yani yeniden kurarsınız. bu oyun da öyledir benim için. efsanedir. hep de öyle kalacaktır.*
ilk oynadığım bilgisayar oyunu. özellikle müzikleri ile ayrı bir tadı vardır. oyuncuların görüntüsü ve oyun menüsü ekranı bile şimdi olan görüntüsünden daha iyiydi. bir diğer ayrıntı fifa 99 dan sonra ''fifa 2000, fifa 2001'' şeklinde devam eden seriler olmuştur. sonuçta 01 olmayacağı için son iki haneli seriydi.
playstation 3'ü bir kenara koyarsak bilgisayar için çıkmış en iyi fifa oyunu. üstünden onbir yıl geçmesine rağmen hala bilgisayarımda kendisine yer bulan nadir güzellikteki futbol oyunu.
ulan ne zamanlardı bea. süper oyundu, babam bilgisayarımın power kablosunu almıştı oyunu oynamamızı durdurmak için, abimle oynardık sırayla. En sonunda yeni kablo aldığımızı anlayıp monitörü camdan atınca( evet lan sözlük, babam çok asabiydi benim önceden ) yaza kadar deli gibi özlemiştik. vay be.
yeğenimi hayattan koparan o zamanki nesli yok eden oyun.biz yonca evcmikle hakan pekerle(özellikle hey corç şarkısıyla) yok olduk onlarda fifa 9o bilmem kaçlarla.
bülent korkmaz'ı forvete almak, hagi'yi kaleye geçirmek, hakan şükür'den sol açık yaratmak gibi feldkampvari denemelerimi saymazsak gayet başarılı oyun. çekilen şutu kurtaran kaleciye koşup faul yapmak ve rakip atağa çıkarken gol yememek için q'ye basıp kırmızı kart görmek oyunun en zevkli bölümleriydi. kırmızı kart gördükten sonra kendinizi bir süre rakibe sert girmiş ve oyundan atılmış emre aşık gibi hissetseniz de alınan üç puan size her şeyi unutturur.
Serinin en delikanlısıdır. Faulü faul, ofsaytı ofsayt, penaltısı penaltı, golü goldür. Öyle diğer kardeşleri gibi kıçı başı ayrı oynatıp garip kararlar vermez.
hızlı koşmak için w tuşuna basılı tutulmasının yeterli olmadığı, onun yerine senkronize ve hızlı bir şekilde bu tuşa sürekli basmak gerektiren, şuta ne kadar basarsanız o kadar fazla vurur diye bir mantık içermeyen, şutun seviyesini kafaya göre ayarlayan, yatarak müdahale ile 3 metre uzakta top süren oyuncudan rahatlıkla top çalınabilen, efsane, unutulmaz futbol oyunudur. belki de en iyisidir.
şampiyonlar ligi maçlarının belli başlı şehirlerde oynandığı oyundur. ayrıca uzatmalar fazlasıyla saçmadır. hayır yani öyle böyle değil. oyun hiçbir şey için durmamışken, ilk yarının sonunu tam 9 dakika oynadık. ss bile almıştım ama paint'e yapıştırınca siyah acayip bir şey oluverdi, uyumsuzluğundan mıdır nedir bilemedim. bildiğin tam 9. 45+9. inandırıcı olsun diye küsürat verseydiniz bari ibneler. aynı maçın sonunda da sadece 56 saniye oynandı kayıp zaman olarak.
kaleciler de çok şerefsizdir bu oyunda. celtic'ten 17. dakikada gol yiyorum, 1-0 geriye düşüyorum. 25'te bir şut çekiyorum, kaleci kurtarıyor. oyunu başlatsın diye bekliyorum. o da ne? arkadaşlarına "gidin la gidin" dercesine el kol hareketleri yapıyor ve 2 dakika kadar zaman çalıyor it oğlu it. neyse 2-1 koyduk akılları yerine geldi. o değil de madrid'i yenemezsek gruptan çıkamıyoruz lan.