amerikadan sonra diğer güçlü devletlerinde kucak açtığı adam. ne güzel kucaktan kucağa gezmesi.
sanırım tam kendisine göre. her kucağa oturmak her kula nasip olmaz.
sevmeyenlerinin fikren sakat olduğu iddia edilen şahsiyet. fikren sakatlığı kabul ediyorum. güzel fikrinizle hayırlı yıllar. tek bir ideolojiden ve bağımsızlıktan haberi olmayan zıpzıplar sizi. kitabı da bi skime benzemiyordu.
öyle bir kitabını bile merak edip baştan sona okumayanların hakkında çokca konuştuğu zat.
vallahi ben okudum, ama yine de çok çok sempatizanı değilim.
şimdi etrafa bakıyorum; bu adamı kim sevmiyorsa hep fikren sakat adamlar. sırf o yüzden sevesim var adamı.
Müslümanlığı ayaklar altına aldıran, basite aldıran, mantık diniyken korkunç birşeymiş gibi göstermeye çalışan cemaatin lideri.
Bunlar müslümansa biz müslüman değiliz diye naraların atılmasına sebepiyet veren zaat-ı muhterem.
hemen "sevmiyor olabilirsin ama saygı duy" demagojisiyle savunulmaya çalışılan adam. evet, herkesin istediğini düşünme ve söyleme hakkı(yalan yanlış da olsa, sonuçta kimseye karşı bir tahrik söz konusu değilse, inanan inanır, kimse de karışamaz) vardır ve buna da saygı duymalıyız. evelallah! peki, bu insanın ve çevresindekilerin başka insanlara saygısı var mı? sadece stv gibi kanalları açın ve bakın, zaman gazetesinin iç sayfalarını bir okuyun. "bizden olmayanlar öyleböyledir" tandansını görmemek için ya aptal ya da kör olmak gereklidir. hayır, bunu öyle bir anlam çıkardığım için veya fevri "laikçi kemalist" öfkesi dolayısıyla söylemiyorum. örneğin, bakın bir "satanist evlat arif" adlı komediye. saçma sapan dizilerde "ihlaslı kişilerle takılmayan ateist/küpeli/metalci gencin düştüğü yanlış çevre ve yol" lagalugalarına bir bakın. aynı dizilerdeki, bilim ve bilim adamları hakkındaki klasik malum grup çarpıtmalarına, örneğin, başka bir "ihlaslı kişi olma kılavuzu" dizisinde, new age palyaçosu bir adamın nasıl "rasyonalist, bilimsel düşünen bir bilimadamı" gibi gösterildiğine, new age saçmalığı üzerinden bilimselliğe nasıl basitçe giydirilmeye çalışıldığına(hani malum, "ataist" ya bu proflar mıroflar) bir bakın -kusura bakmayın ama programın adını hatırlamıyorum-* .
yanlı, taraflı olmalarına elbette ki birşey söyleyemem. herkes kendi tarafını tutmakta özgürdür, ve kimse de buna karışamaz, hatta sorgulayamaz bile. amma velakin, yukarıdaki satırlarda da bahsedildiği gibi bu yapılanlar sadece yanlılık, veya kendi grubunun propogandasını yapmak değil, düpedüz çarpıtma, yönlendirme, iftira ve yalandan ibaretse, orada bu gidişata bir dur demek de bu saldırıya maruz kalan insanın en doğal hakkıdır. doğal olarak, eğer biz burada bir saygıdan bahsedeceksek, iftira ve karalama kampanyalarına girmeyeceğiz. eğer ortada bir iftira, karalama, alttan alta bir hakaret etme-aşağılama varsa, o zaman da burada, saygısızlık yapılan kişiye konuşma hakkı doğar, üstüne üstük, bu kişi, yanlış olduğunu düşündüğü bir takım hususları da söyleme hakkına sahiptir. bu kişi, ortada bir yanlış olduğunu ve yapılan yanlışların ne olduğunu söylediğinde ise, sanki mağdur edilmeye çalışılan karşı tarafmış gibi "saygı duymalısın" geyiği yapmak abesle iştigaldir. kusura bakmayın.
zira böyle bir dini ve kutsal kitabı insanlara bu kadar benimsetmek ve gözü kapalı tapmalarını sağlamak abd de sosyalist devrim yapmak ile eşdeğer benim nazarımda.
sırf bu yüzden bile ağlarken akan gözyaşlarını öperek silmek istiyorum...
gazze'de ölen 155 müslumanın ardından da villasında esra ceyhan gibi ağlıyordur umarım... çok müsluman bir abimizdir, çok. badişimdir.
edit: din hakkında zerre bilgim olmadan bok atıyorum kendisine ve mutluyum... serdar ortaç gibi bir adamın star olduğu bu ülkede, bu adamın müritlerine rastlamak da şaşırtıcı değil esasında...
çok müslüman bir büyüğümüzdür, öyle ki yaptığı ve söylediği şeyleri sorgulamak heretizmdir, satanistliktir, ve hatta metalciliktir!*
mesela o kadar müslümandır ki, uyguristan'da, bizzat müslüman kardeşlerinin "yaşadıklarını" ömrü billah dile getirmemiştir. ne bu büyüğümüz, ne de bu büyümüzün cemaatinin finanse ettiği yayın organları "sinjan eyaletinde deprem" haricinde uyguristan'la ilgili hiçbir başlığı dile getirmemiştir yayın hayatları boyunca(ee ne de olsa suratları katman katman olan pis türkl... aman pardon, "tabii doğru da aziz kardeşim, politik olmamız lazım şimdi" değil mi?). ayrıca, bu "çok büyüğümüzün" cemaatinin kanalları ve gasteleri arada bir milletin gönlünü almak için dillendirdikleri "amerika ırak'ta tutunamıyor" gibin light söylemler haricinde, türkiye ve amerika'nın ne denli dost, arkadaş ve hatta yakın akraba olduğunu söyler durur. "en büyük müttefiğimiz amerika" lafı en basmakalıp cümlelerinden birisidir bunların. ee tabii, yeşil sermayeyi yaratan, insanlığı "kominizm"den kurtaran islam'ın yılmaz mücahidi kutsal evanjelizmin savunucusu ve mesih'in favore ettiği ülke değil midir amerika ne de olsa. ama mesela bu sevgili büyüğümüz ve cemaati hakkında "ulan acaba?" diyen adama hemen kominist(sic), laikçi(sic), ve ataist(sic) yaftalarını ... - aman pardon, yafta dediysem affola, yaftalamadan düşünürler bu abilerimiz,- yani, tartışılamayacak derecede doğru olan bu etiketleri yapıştırmakta bir beis görmez, hatta ve hatta 5. sınıf dizileri ve "son derece demokrat" kalemlerinin yazdığı makaleleriyle bunu teşvik ederler.
ne!?!?!! sorguluyor musun hala sen? kominist misin metalci mi? söyle bana şakirt! ihlaslı kişilerle arkadaşlık kurmak varken, ne diye gidip "milletin aklını karıştıranlarla" bir olursun? düşünme, sorgulama, sadece itaat et! itaat et ki bizler hakimi... yani, allah hakimiyetini kursun bu dünya üzerinde. evek!
abd de sankı inzivaya çekilmiş, artık hicbir işe karısmıyor goruntusu veren ama aslında cemaatin her isiyle en ince ayrıntısına kadar ılgılenen ve bu durumu cemaat uyeleri tarafından cok iyi bilinen ve konusmasıyla karsısındakını cok derinden etkıleyebiecek ,neredeyse her konuda bilgi sahibi olan insan.
türkiye cumhuriyetinde soyadı kanunu ile birlikte hoca, şeyh , şıh gibi lakapların kullanılması yasak olmasına rağmen hoccaeffendi hazretleri gibi lakapları kullanarak rant elde etmeye çalışan insanların ikonudur.
amerikanın türkiyenin gizli başbakanı olarak saçtiği ,
türkiyedeki amerikan karşıtı kitlenin ise elini eteğini öpmek için beklediği insan.(bu ne perhiz , bu ne lahana turşusu)
nihat gencin anlattığı bi fıkraya dayanaraktan.
diyanet işleri baskanı papayla görüşmeye gider,
ve bir soru yöneltir. siz bu istavrozu neden omuzunuza basınıza dokanarak cıkartıyorsunuz.
papa cevaplar, hz. isanın carmıha gerilirken civi cakılan yerlerini sembolize ettiği icin.
peki der bizim ki arkadan caksalardı civiyi, o zaman nasıl yapacaktınız.
onu sizin bi hoca var fetullah diye türkiye ye gelince gösterecek der.
karmaşık bir oluşumun önderidir.
geçenlerde huşu içerisinde dinlerken, allah bize bu ihsanda bulunduğunda 'allah'ım sen bana bunu veriyorsun ama bu o kadar ucuz değil, ben bunu haketmiyorum' demeliyiz... gibi bir şey söyleyerek beni fikir buhranlarına sokan kişidir. nasıl yani nasıl?! yani yüce yaratıcı bize bir şeyi layık görecek ve verecek, biz 'sen bunu bize layık gördün ama sen yanlış yapıyorsun, bunun fiyatı daha çok olmalı' gibi bir tavra mı gireceğiz. bu ne demektir? nasıl sen kusursuz bir varlığa kusur isnad edersin, sınırsız akla ve ilme sahip yaratıcının yaptığı şeye yanlış dersin! anlayamıyorum. anlayan varsa yazsın lütfen.
hoca efendinin tüm dünyayı ele geçireceğine çevresindeki insanlar inanıyor. örneğin ispanya'daki belli bir çaptaki islama yönelişin "yakın bir zamanda" ispanya'nın içten müslümanlaşıp dıştan bir müdahaleye gerek kalmaksızın islam ülkesi haline geleceğini düşünmektedirler. hatta düşünmektedirler demek az olur bunun coşkusu içerisindedirler. yani cemaat dünyayı ele geçirme iddiasında çok yoktur elbette ama dünyanın muhtelif bölgelerini ele geçirme iddiasındadır. aslında bu iddia amerikanın kendini bu adamlara kullandırması ile verdiği gazdır. bunlardan biri de amerika'dır. amerikanın kendini kullandırması böyle bir gücün verdiği gazlardan en önemlisi ve yumuşak güç anlayışın temellerinden biridir. obama'nın gizli müslüman olduğu gibi gazlarla amerika'nın savaş sonrası türkiye'nin kamuoyunu ele geçirme konusunda verdiği çabanın kolayca yerine ulaşması için zaman gazetesinin gayreti elbette karşılıksız kalmayacaktır.