yardım istemek ile dayanışma arasındaki farkı bilmeyenlerin çok sevdiği adam. devlet kurumları ile vatandaş arasında hele ki ileri bir demokraside bir yöneten yönetilen ilişkisi değil yardım dileyip yardım etme değil dayanışma vardır. vatandaş bu dayanışmanın seçme ve atama aşamasında, onlar ise vatandaşın ortak çıkarını ve refahını gözetme konusunda bir dayanışma içindedir; bu açıdan dilekçe vermek kimseden yardım dilemek değil, devlet kurumunun bu dayanışmada kendi üzerine düşeni yapmasını ona hatırlatmaktır, haber vermektir.
el etek öpme meselesine "sadece senden yardım dileriz" ayetiyle güya cevap verilmiş. o mantığa göre dilekçe yazmak da günahtır. sen sadece allah'tan yardım dilemiyor musun? neden kuruma dilekçe yazıyorsun?
"Sulh için el de öpülebilir, etek de öpülebilir." demiş bir zat.
ancak Fatiha Suresi'nin 3. ayetinde "... Yalnız senden yardım dileriz." buyuruluyor. Aynı zamanda peygamberimiz Hz. Muhammed ve ilk müslümanların Medine'ye hicretinden önceki dönemde Bilal-i Habeşi'ye yapılan onca işkenceleri; Ammar bin Yasir'in annesi Sümeyye Ana ve Babası Yasir'in (Allah hepsinden razı olsun) bu işkenceler sonucu islam'ın ilk şehitleri mertebesine ulaştığını ve asla, canları pahasına ne kendilerinin ne de bir başka müslümanın el etek öpmediğini biliyoruz.
Peki buna rağmen, el etek öpmek islam'ın neresinde var? Kuran'ın neresinde yazıyor? Yazmıyor,ama el etek öpmeye alışmış kişiler alışkanlıklarını islam'ın adına bir leke olarak sürüyor da yazdığını sanıyor.
12 eylül 1980 yılındaki darbeyi olumlu bulup destek veren ve aradan yıllar geçtikten sonra bu seferde bebek katili bir şerefsizle, şerefsizce yapılan görüşmeleri destekleyen kişi.
"Hz. Meryem, ailesinden ayrılarak kaldığı yere nispeten daha bir doğuya çekildi; çekilmekle de kalmadı, ailesi ile kendi arasına bir sütre ve perde koydu. Bu asude ve kimsesiz yerde, insanlarla kendi arasına bir engel ve perdenin yerleştirilmesi, onun kadınlık hâllerini hissettirmeme hassasiyetinden, temizlenme ihtiyacından olabileceği gibi, sessiz bir ortamda ibadeti, teveccühü ve en mükemmel şekilde bir konsantrasyon yakalama adına da olabilir ki, siyakı bezeyen kelimeler bu mülâhazalara açık gibidir... Evet işte onun, bu ölçüde bir cismanî ve ruhanî nezaheti benliğinin derinliklerinde tastamam duyması sonucundadır ki, 5الطَّيِّبَاتُ لِلطَّيِّب۪ينَ mantukunca, lebrîz edilmiş bu ruh ve tertemiz bir hâl almış o atmosferde, yeni bir ruh mesajıyla gelen Hz. Ruh temessül edivermiştir. Bununla insanlık yeniden dirilecek ve kıyamete kadar da bu dirilişler birbirini takip edecekti.
Acaba ne idi bu ruh? Hemen büyük çoğunluğu itibarıyla bütün tefsirler, âyet-i kerimedeki "...ruhumuzu gönderdik..." diye belirtilen ruh'un Cebrail (aleyhisselâm) olduğunu ifade etmektedirler. Ne var ki burada Kur'ân "ruh" tabiri kullanıyor; ruhun tayininde ise ihtilaf vardır. ihtimalin sınırları ise ihtilafın çerçevesini aşkındır; hatta Efendimiz'in ruhunu içine alacak kadar da geniştir. Evet bu da muhtemeldir; zira Hz. Meryem çok afife ve nezihe bir kadındı. Bu itibarla da gözlerinin içine başka hayal girmemişti ve girmemeliydi de. Ona sadece kendisine helâl olan biri bakmalıydı. O da olsa olsa Efendimiz olabilirdi, zira O bir münasebetle Hz. Meryem'in kendisiyle nikâhlandığına işaret buyuruyordu.[6] Bu açıdan da "ruh"un Efendimiz'in ruhu olabileceği de ihtimal dahilindedir. Ancak bu kat'î değildir, sadece bir ihtimaldir. ihtimaller ise delillerle takviye edilecekleri ana kadar kat'iyet ifade etmezler."
eğer yanlış anlamadıysam hz. meryem ile hz muhammed'in nikahlandığını söylüyor. ya ben kıçımdan uyduruyorum ya da f. gülen. aha bu da linki http://tr.fgulen.com/content/view/1568/98
Yillar once nevval sevindinin yazdigi kitapta fethullah gulen cocukluk doneminde kurani kerimin yasak oldugunu ve gizli-sakli bir durumda ogrendigini belirtmis..
Gulen cemaatinden degilim cevremdede yok denecek kadar azdir.cemaat kendisini kayiriyormu cevabim tabiki evet kendilerine nufus alani yaratiyorlar
bu ulke dikenli yollardan gecerken kendi insanini sirtinda tasitan zevatlardan gecilmedi ve gavurun yapmadigi dikeni kendi milletine batirdi. Okullar acmasi kurulan ilim,irfan yuvalari Deveye diken insana s.ken yaranir kelimesini bu adama yakistirirmi siz karar verin..gunumuz ve tarihimizi biliyorsak tabi.
öyle atıp tutmayla olmuyor bu tip şeyler ya da öyle kulaktan dolma bilgilerle olmuyor. bu ülkede başörtüsünü "siyasi simge" kabul eden zihniyetten ya da atatürkçü bir insana "ateist" damgası vuran insanlardan farklı şeyler düşünmesi beklenemez.
bu ülkede insanların birbirlerinin düşüncesine saygısı yok zira. bu ülkedeki insanların büyük çoğunluğu kahvehane diliyle, kahvehane mantığıyla hareket ettiği sürece doğru ile yanlış hep aynı çuvalın içinde karmakarışık olmaya devam edecek, elmalarla armutlar hiçbir zaman birbirinden ayrılmayacaktır.
bu ülkede insanlar hâlâ kimin ne olduğunu, esasen neye hizmet ettiğini, amacının, davasının ne olduğunu bilmiyor ya da yarım yamalak bilgilerle hüküm veriyor. dünyanın en zor şeyi adil olmak değildir, dünyanın en zor şeyi herkese karşı adil olmakla beraber vicdan sahibi olmaktır. merhamettir yani...
fethullah gülen mi? hakkında bildiğim bazı şeyler var ama emin olduğum bir şey varsa o da allah için cihad yaptığıdır.
türkiyenin altını oymaya meyilli birinden bahsederken aynı anda 28 şubat sürecinden de bahsedip ülkeyi kimin oymaya çalıştığını göremeyen akıllı insanların uğraştığı şahıs. ayrıca (bkz: garibin anlamı)
Garip insanlara değil akıllı insanlara dert olan kişi. Türkiye Cumhuriyeti'nin altına oymaya meyilli birine anca koyunlar ses çıkarmaz. Cenazesi bile giremez günleri de geçmişte kaldı aslanım, 28 Şubatta içilen şarabın bile hesabı soruluyor bugünlerde sen hala o ayaklarda mısın? Teröristleri bugün kapıdan alkışlayarak içeri sokan zihniyet ona mı hayır diyecek.
garip insanlara dert olmuş kişi. adamın ülkeye dönmesi söz konusu olmadığında "niye gelmiyor" sorularını soranlarla ülkeye dönmesi söz konusu olduğunda "cenazesi bile giremez" diyenlenlerin aynı kişiler olduğunu fark ettiren şahıs. gelsin mi gelmesin mi. önce buna karar verin bence.