hakkında sui zan beslenmemesi gerekenler listesinin sondan 10. kişisi. zira kendisine yönelen eleştiriler siyasi/ekonomik tavrına ve tüzel kişiliğinedir. sui zann gibi bir temiz ahlaki ilkeden, kirli/kirlenmiş siyaset yapanlar faydalanamaz. hele zan üreteci gizlilik/takiye, olur olmaz yerde kişiliğin bariz özelliği haline gelmişse, tümden faydalanamaz. isteyen sui zan etmez, o onun bileceği iştir. ama sui zan gibi bir ahlaki ilkenin ve gıybet etmemek gibi süper bir ahlaki ilkenin amacı o veya bu lideri aklamak, o veya bu abiyi paklamak değildir.
bir ahlaki ilkeyi yanlış yerde kullanmak zulümdür. zulüm nurun karşıt anlamlısıdır. terzi kendi döküğünü sikemezmiş.
cemaat içinde adam tutma ve kadrolaşmayı teşvik eden böylece ehil olan vatan evladının hakettiği yere gelememesinden dolayı kul hakkı yiyen ve ve vebal alan zat..
sayesinde şakirtleri ile bol bol taşak geçtiğimiz adam.
fikirlerini(ki bana göre herhangi bir fikri falan yoktur)sevmesem de sırf bu yüzden çok severim kendisini.
evet efendim.
malum geçtiğimiz sene yaşanan mavi marmara olayı sonrası tüm şakirtler heyecanlanmış "vuralım kıralım israil'e savaş açalım" nidalarıyla fikirlerini beyan etmişlerdi.
lakin hocaefendi çıkıp israil'in mavi marmara baskınının meşru olduğuna dair açıklama yapınca dut yemiş bülbüle döndüler.
hatta başbakan bile referandum sonrası çıktı "okyanus ötesine" selamlarını iletti...
unutulmaz günlerdi...
neyse,
şimdi de geçen hafta ilk bölümü yayımlanan show tv dizisi "muhteşem yüzyıl"...
henüz daha fragmanları dönerken şakirtçiklerin hücumuna uğramış, ilk bölümünden sonra da rtük'e yayından kaldırılması için tam 74.000 şikayet dilekçesi ulaştırılmıştı...
haremi kötü gösteriyorlar, padişah içki içiyor(ki içtiği sadece şerbetti), padişah sürekli cinsel münasebette bulunuyor(ki sadece 1 adet yatak sahnesi gördük, ne sevişme ne öpüşme vardı) gibi saçma sapan hezeyanlarla dolup taştı muhteşem yüzyıl hakkındaki tüm başlıklar...
e tabi hocaefendi de boş durmadı.
ta okyanus ötesinden kalkıp bu konuya da açıklık getirdi ve nikah kıyılması halinde padişahların cariyeleri ile yatıp kalkabileceğini belirterek bir mavi marmara dejavusu daha yaşattı şakirtçiklerine...
(bkz: gülen den muhteşem yüzyıl açıklaması/#10468108)
yıllar yıllar önce seyrettiğimiz bir tv dizisi vardı; "görevimiz tehlike" işte ora jim denilen tim liderine görev bildiren bir mini bilgisayar vardı. "bu kaset kendi kendini imha edecek diyordu" işte bizim şakirtçikler de malum böyle hezeyanlara kapılıyorlar, burada yedikleri ayar yetmezmiş gibi bir de hocaefendi'nin kontra açıklamalarına maruz kalıyorlar ya...üzülmüyorum desem yalan söylemiş olurum.
ama mavi ekran vermek yakışıyor bunlara azizim...
her zaman ki sözlerinin bir bölümü cımbızlanmış olan kimsedir. üstelik bahse geçen konu kitabından alıntıdır. kitabı kaleme aldığında dizi varmıydı bilinmemektedir. sözlerinin tamamı şöyledir.(ee artık tek kale maç yapılabilecek bir medya karteli kalmadı) http://www.haber7.com/hab...enin-cariyeler-yorumu.php
ayrıca cariyelerle münasebetle ilgili fıkhi hükümü fethullah gülen belirlememiştir. 1400 yıldır bellidir. fıkhen zaten var olan hükmü beyan etmiş ve ve sokağa düşmekten kurtarılmış cariyelerle belli norm ve şartlar dahilinde münasebet olsada dinen ahlaka mügayir bir durum olmadığını belirtmiştir. fakat cariyelerle ilgili fıkhen durumun böyle olması osmanlı sarayında işlerin oryantalist dizide lanse edildiği gibi olmasını doğrulama anlamına gelmez.
padişahın cariyelerle ilgili fıkhen münasebetinin tespiti ayrı avrupa da dansı yasaklayan padişahın rakkaselerle topluca alem yaptığının lanse edilmemesinin doğru olmaması ayrı bir şeydir.
değişik bir ruh halindeki insandır veya tedavisi olması gereklidir. zira şu anlattığı olay nedir ve nasıl oraya bağlanmıştır diye sormak istiyorum kendisine. ayrıca ölü sandığın arıyı niye balın içine attın da demek istiyorum.
--spoiler--
Hanefi Avcı olayını açmak istemedim. Muhterem Fethullah Gülen'in şahıslarla işinin olmadığını biliyorum. Üstü örtülü; Yine bir jurnalleme dönemi başlatmak istiyorlar, diye sitem etti. Ben kimseye zarar vermem, veremem ki dedi. Hüzünlü bir sesle odasına giren arıyı anlattı.
Uçamıyordu, felç geçirmiş gibi bir hali vardı. Belki açlıktandır deyip bir kaşık balın içine bıraktım olmadı. Yanına su koydum iyileşmedi. Ne yapsam düzelmiyordu. Aldım, bahçeye bıraktım. Sonra oturdum yarım saat ağladım. Ben kimseye tokat vuramam.
--spoiler--
kendisi cemaatinin siyasetle bir ilgisi olmadığını belirtiyor.eğer gerçekten dürüst bir insansa şu cemaatine bi göz kulak olsun, tüm medyasında, yayın organlarında sürekli bir akp propagandası, muhalefet -özellikle- chp düşmanlığı almış başını gidiyor.
amaçlarının siyset değil memleket aşkı-türkiye sevdası olduklarını görüp, bir zamanlar çok inandığım ve yıllarca çok saygı duyup bağlandığım,sonraları ise siyasetin pis çamuruna meftun olduklarını, materyalizme her fırsatta sövüp-sayan fakat din-iman kavramları olarak parayı seçmiş bir cemaatin; alim-temiz yürekli-mert, kanaat önderidir.sözlükteki tüm kardeşlerimede tavsiye ederim ki hiçbir zaman bu insanlara tamamıyle bağlanıp hayatınızla ilgili kararları onlara bırakmayın.kardeşlerinizi ve tüm sevdiklerinizi bu insanlara gönderin ama ne olur çok bağlanmalarına izin vermeyin.
hazreti mehdinin tüm alametlerini taşıyan muhterem bir hoca efendidir. yanlış anlaşılmasın mehdidir diye kesin bir yargıda bulunmuyorum. sadece tüm alemetleri taşıması dikkatimi çekti.