yeşil sermayenin 40 milyar dolar olduğu tahmin edilirken din işinde ciddi paralar olduğunu gözler önüne seren şahsım adıma iyi bir müteşebbis.
(bkz: yazdık ama götümüze girmesin)
müslümanlar arasında dünya çapında saygın ve etkili birinin olması birilerini fena kabız ediyor. bir müslüman kanaat önderi gördükleri zaman peygamber oldu deyip karalamak, gölgelemeye calişmak çok acizce. ee, dünya üzerinde 2000'e yakin okul-üniversite ve dahası: kolay degil.
Öncelikle kendini müslüman addedip şahsı savunanlara sesleniyorum: F. Gülen bariz biçimde Kur'an-ı Kerim'in temel felsefesini oluşturan imanın en temel adımı "Tevhid"i değiştirmeye, dönüştürmeye çalışmaktadır. Kitaplarında çok açık bir biçimde 3 semavi dinin diyaloğunun sağlanması için "Allah birdir ve Muhammed onun kulu ve elçisidir"den Hz. Muhammed'in elçiliğinin çıkarılması gerektiğini bunun diyaloğa zarar verdiğini söylemekte bunu salık vermektedir. ikinci olarak kendisinin bugünkü Müslümanları yönlendiren kişi olduğu doğrudur ki sıkıntı burada. Müslüman dünyanın kafa yapısı az çok bu adamla aynı çalışmakta ve Müslüman dünyanın içine düştüğü acizlikte buradan kaynaklanmaktadır. Amerika'ya ses çıkartamayan, Filistin'in yanında olamayan, emperyalizmin göbek deliğinden islam dünyasına yön veren ,dünyalıkla, parayla yani dünyevi putlarla ilişkisi bu denli iyi olan adamlar, bu adamları Allah ile arasına sokan kandırılmış Müslümanlar çoğunlukta ve var olduğu sürece Batı emperyalizminin mazlumları arasında geniş bir yer tutan Müslümanların bir değişim bir devrim yaşamaları yalnızca kırmızı kar yağdığında gerçekleşebilir. Bu soytarılığın son bulması Kur'an'a dönüş ile gerçek olabilir. Kul Allah ile arasına peygamber harici - ki sonuncusu geleli çok oldu- bir aracı sokmadan, ulemayı putlaştırmadan dini içselleştirip namazdan, oruçtan ( yanlış anlaşılmasın ritüellerden demek istiyorum) ileri götürüp hakiki bir yaşam felsefesi bir duruş ve düşünüş biçimi haline getirdiği zaman mümkün olabilir.
haha, bir tek kitabini okumadan sadece samuel hungtinton'un 90'larin başinda bir kitapla ortaya attiği medeniyetlerin çatişmasi (clash of civilizations) tezine ve bu tezin amerika'nin devlet politikasi haline gelmesine karşı bir önlem olmasi temennisiyle kesinlikle dini tartişma, alişveriş-etkileşim temelli değil, sosyal ve barışa dayalı bir hareket olarak din adamları arası diyalog çalışmalarına bakarak bu insan tevhide aykiridir deniyor, cok komik. ben hayatimda tevhide ve kuran'a bagli fethullah gulen gibi cok az insan tanidim. en azindan bir kitabini alin okuyun rasgele, sonra karar verin derim. her kitabinda tevhidden mutlaka bahsetti önceden beri. bu arada bir ara zaman gazetesinde bir köşede ya da bazi bagimsiz kitaplarda bu diyalog calişmalarina katilmiş profesorler tarafindan yazilan tevhide ters düşer gibi görünen ya da ters düşen şeyler olabilir ama bu fethullah gulen'i baglamaz. o yazilardan birer ornek de kopyalar yapiştirirsiniz şimdi buraya bazi komplo teorilerinden kirparak ama merak etmeyin yine rezil olacak sizsiniz. aslında çarpıtılan bu hareketle farklı medeniyetlerden aydınlar da, sanatçılar da zaman zaman bir araya gelip barışa ve medeniyetler arası olumlu diyaloğa yol açabilecek fikirler oluşturmuşlardır ve hala devam etmektedir zaman zaman bu görüşmeler. işin acı yanı 90'larda başlayan ve bazi kansizlarin engellemesine ve desteksizligine takilan bu hareketler son 20 yildaki savaşlari öngördü ama engel olamadi desteksizlik yüzünden. buraya yazdiginiz komplo teorilerinden araklama yazilarin neden olduğu şeylerin hesabini öte tarafta poponuz terleyerek vereceginizi bilin yani, o açıdan.
kadınları cehennemin etrafını çeviren şeyler olarak gören manyak fikirli bir adam, ilginçtir iki kitabını okuyan bir anda kendini kaptırıveriyor; bu ilim (gülücük) adamının kitaplarını sadece kendisi edinmiş okumuş hissiyatına kapılıyor, tuhaf.
kadınları cehennemin etrafını çeviren varlıklar olarak görmediği gibi, google'dan aratıp idefix'den fiyatlarını bulmanız da o kitapları okuduğunuz anlamına gelmez. okumadığınız anlamına gelen şey de kadinlarin cehennemin etrafini çevrelediğini söylediğini iddia ettiğiniz ilk cümlenizdir. ilk cümlenizde de, son cümlenizde de her şey ortada yani.
Cemaatten değilim ama... Diye başlayip savunmaya geçen avukatlara sahip, emperyalistlere köle olmuş tarikat lideri.
Cenazelerde kur-an yerine külliyattan sıçmalar okuyan bir ekolün takipcisi. Dinler arası diyalog diyerek neredeyse papanin kıçını öpme noktasına gelen bir zavallı. Trilyonluk bir servetin yöneticisi. Devlet içerisinde kadrolaşmada, pastadan en büyük payı alan çakalların lideri. Binlerce gencin kul hakkına girerek, memur sınavlarında sorularin sizmasinin, halk gözünde baş zanlisi olan sözde müslüman. Orta asyadaki türki cumhuriyetlerde, cia ajanı barindirdigi gerekçesiyle okulları kapatilan amerikan askeri. Hergün onlarca-yuzlerce insanın acliktan öldügü afrika'da, müslüman din kardeşlerine yardım etmek yerine, güney afrika cumhuriyeti'nde triyonluk cami yapılmasını emreden hayırsever(!).
Hakkında bunlara benzer sayfalarca tanım yapilabilecek kişi.
Edit; öpülen yerden kasıt, açıkça belirtildigi üzre el değil, kıçtır. Bundaki mecazı anlatmaya gerek yok sanırım.
işin ilginç yanı kendisinin itikadıyla ilgili problemlere yöneltilen eleştirilere cevap vermekten geri durmayan "sevenleri"nin Filistin hakkındaki tavrına, emperyalizm karşısındaki, kapitalizm karşısındaki, Batı'nın dünya üzerindeki mezalimine karşı bir kelam etmeyişiyle ilgili yapılan eleştirilere cevap vermemiş olması ; benim kitaplarını okuyup okumadığımı kontrol etme çabasıdır. Türk okulları meselesine gelelim mesela. Cemaat-i F'nin müritleri şu topraklardaki insanların en yumuşak karnına dokunarak, milliyetçilikten dem vurarak bu kokuşmuş Amerikan projesini süsleyip satmaya çalışmaktadır. Herkesçe biliniyor ki dünyanın neresine açılırsa açılsın bu okullardan mezun olanlar kuvvetli bir ingilizce eğitimi görüyorlar. Kimse bizi bu okulların Türk kültürünü yaydığını iddia ederek kandırmasın. Ayrıca niye Türk kültürünü yaysın ki bu okullar? Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu? Türk kültürünü yaşatacaksanız tarihten kardeşliğiniz olan topraklarda yaşatın. Kafkaslarda açın, iran'da açın, Arabistan'da açın. Ama buralarda Doğu'yu anlatın. Batı'nın zulmü karşısında ayaklanmış, başkaldırmış Doğu'yu anlatın. Yalnız Türk kültürünü değil, islam kültürünün Allah'tan başka efendi tanımazlığını, dünyalığa itimat etmezliğini, ilk emri "OKU" olan dini anlatın. Buradan bir devrim yaratın daha güzel bir dünya için. Ama cemaatiniz ne yapıyor? Anlattığı islam mı? Açıldığı her yerde ,sömürge topraklarda - özellikle Afrika okulları- genç müslüman çocuklara öğretilen kapitalistçe yorumlanmış sahte bir islam yalnızca. Efendinizin faiz üzerinden işleyen ekonomik sisteme bir küçük nüktesini dahi duyamadık? Buna ne diyeceksiniz sayın şakirt?
hakkinda söylenen şeylerin yüzde sekseni yalan ya da çarpıtmadır. papanin elini asla öpmemiştir mesela, bu bile yalan. tüm dünyanin izledigi bir görüşmeydi ama bunu bile söylüyor bazı cahiller zaman zaman, gerisini varın siz düşünün.
not: bu cemaatten degilim ama kendisine ve hareketine yapilan haksizliklar ölçüsünde savunacağım kendisini.
emperyalik kapitalik hikayelere hiç girmeyelim. fethullah gülen'e göre diyalog en güzel yoldur ve önceden medeni bir şekilde önlemi alinmamiş bir saldiri olup bittikten sonra o saldiriya karşi koymaya kalkmak manasizdir. düştü mü jeton?
edit: tabi bunu düşünürken fethullah gülen'in siyaset üstü konumunu göz önüne almalısınız. bir siyasetçi olsaydı gerektiği gibi karşı tavır koyardı ancak kendi yöntemi eğitim ve dünya insanına barış mesajlarıyla ulaşmak.
Emperyalik, kapitalik hikayeler denen şeyler yaşanılan çağın ve dünyanın düzenidir. islam adamları!! bu dünyaya dair bir şey söylemeyecekse, tek işleri "öteki tarafta şöyle yanacaksınız, böyle kavrulacaksınız" diyerek mizah unsuru olmaksa niye islam adamı bunlar? Dünyanın kanayan yarası 3.dünya ülkeleri olan Türkiye gibi Suriye gibi Ortadoğu coğrafyasında gösterildiği gibi etnik savaşlar falan değil düpedüz iki hece 5 harfle : "Açlık" tır. Buna dair ne söylemiştir? Bu denli eşitsizliği yaratan bir ekonomik sistemin temel unsuru faiz üzerine ne söylemiştir? islam bilgini, düşünürü dediğimiz adamların akademik çabalarının olmuş olması gerekmez mi? Fettullah Gülen bir Farabi'den daha mı fazla ter dökmüştür geceleri yahut başı mı çatlamıştır düşünmekten? islamın bu çağın problemlerine dair ne gibi çözümler sunduğunu keşfedebilmiş midir? Mesele 10 yaşında Kur'an hatim etmekse bende yaptım 10 yaşımda hatim? Amerika benimle de görüşür mü acaba? Bende bizim mahalleye yön veren ilk 10 insan arasına girsem yeter ya? Bir ilkokul mezunu olan Gülen'in IQ su ulaşılmaz düzeyde midir ki girdiği tek sınav imamlık sınavı olan bu zat kendini yetiştirmiş; islam dünyasını yönlendiren bir kişi hatta dünyanın en önemli entelektüelleri arasında 1. olmuştur? Öyleyse bile böyle bir dehanın kitapları niçin 3,5 lira düzeyindedir?
dünya insanlarına ulaşabilmek adına söylenecek güzel şeyleri söylemiş bir kanaat önderidir. söyledikleri ya da yaptıkları zihin dünyasının kefilidir. bu arada cüzi miktardaki teliften gelen kazançlarını dünyadaki afet ve açlık bölgelerine yardım olarak göndermesi ve yüzbinlerce takipcisini yaptığı hareketle teşvik etmesi açlık adına bir şeyler söylemekten yeğdir. söylemek değil, yapmak. felsefe bu yani.
katolik misyoner okuluna milyon dolarlar bağışlayan (tabi katolik dünyasının bu paraya ihtiyacı yok giriş bileti gibim) gönül adamı, afrikalı açlara bağış yapmayacak mıydı, on bin dolar bağışlamıştır. afrikalı açlara on bin dolar nerede katolik okuluna verilen milyon dolar nerede.
şimdi kaynak vereceğim ama muhtemelen o kaynakla bazıları sakat bir şey yapacak, anlaşılmıyorda neden verildikleri.
ibişlerin çamur atmaktan çekinmediği kişilik.
malum postalcı zihniyet korku üzerinden çalışır. bunları destekleyen %20 lik cahil kesim böyle korku faktörleri sayesinde elde tutulabilir anca.
fetullah gülen in şu ana kadar herhangi bir örgüt yönettiği, birilerinin işine karıştığı iddaları defalarca yargıya gitmiş hepsindede postalcıların suratına tokat gibi inmiştir cevap.
adam temiz. o kadar temiz ki temizliği böyle böcekleri kudurtuyor. "nasıl temiz ya? bizim muharrem tacit etmedik hatun bırakmazken, baykal vekilleri sıraya dizerken, aygün teröriste kardeşim derken o kardeşim dediği sonra gidip savcı öldürürken, sonuncusu ise dünya çark rekorunu kırarken bu adam nasıl temiz yeaa" diyorlar. lakin ortada bir sorun var. şu saydıklarmın hepsi postalcının kendi kendine edip bulmasıdır. hiçbiri dış etkenler le gerçekleşmemiş tamamen kendi öz hatalarıdır.
konudan uzaklaşmadan. postalcı kesime bir öcü lazım. öcü olarak da bu kişi seçilmiştir. gram delile ihtiyaç yoktur. bunların satılık medyası olduğu sürece de bu cahil kesim kayıtsız şartsız bu yalanlara inanmaya devam edecektir.
abdulhamid han'ın roma'da yardım olarak klise inşa ettirme nedenini anlayanlar, vakıflarının katolik okuluna bağış yapmasının nedenini de anlarlar bu ülkede, merak etmeyin. aman kaynak yazmayin yoksa o milyon dolar bağışın kendisine ait olmadığı, kendisine bağlı eğitim vakfına ait olduğu anlaşılır. milyon dolar degil, yüz bin dolar bile yoktur kendisine ait.
birkaç hafta önce çıkan yeni kitabı 12 lira bu arada, almanızı tavsiye ederim.
zekasına hayran bırakan adam. samimiyeti gibi konulara girmeyeceğim. çünkü hiç samimi değil ayrıca amerika'nın nihai amaçlarına hizmet eden bir din adamı. yani din adamı olduğunu söyleniyor. zekasına gelince 80'lerde yakaladığı çıkışla müthiş bir kadrolaşmaya gitmiştir efenim. müritlerine en büyük düşman olarak orduyu göstermiştir. 90'larda ise abiler politikasını genişletmeye başlamıştır. önceden gizli gizli yürütülmüştür bu oluşum, sadece notları yüksek, akıllı ve dindar olmaya çalışan çocuklar hedef iken bir süre sonra herkes hedef olmaya başlamıştır. artık herkes bu oluşumun içine girebilmektedir. hatta askeri liselere giden çocuklar için özel abiler(söylemesi komik ama gerçek) tutulmuş ve ordunun içine de sızılmıştır. gerisini biliyoruz zaten.
mavi marmara olayında, bebek katili terör devleti israil'i 'otorite' olarak tanımlamakta bir sakınca görmemiş ve böyle bir organizasyon yapılıyorsa, önce israil'den izin alınması gerektiğini belirtmiştir. sanki izin talebinde bulunulsa, israil izin verecekmiş gibi. zalimi otorite olarak nitelendirmek, gerçekten de pek barışçıl bir yaklaşımdır. yersen. ne ilginçtir, aynı dönemde, zina kaseti ortaya çıkan baykal'a telefon açarak; 'geçmiş olsun' demekten de utanmamıştır. herhalde baykal'ın yaşına hürmeten, zinayı başarıyla tamamlamasına istinaden dile getirilmiş bir temenni olsa gerek. dinimizin büyük günahlardan saydığı zinaya karşı 'geçmiş olsun' yaklaşımı çok hümanisttir. yersen. 28 şubat sürecinde pekçok hoca, samimi davrandığı için hapse atılırken, askere çekilen yıkama yağlama içerikli mektuplar da barış düşüncesinden başka bir şey değildir nitekim. o dönemden önce açık ayet olan başörtüsünün dinin asli emirlerinden olduğunu söylerken, süreçten sonra başörtüsünün teferruat olduğunu söyleyebilecek kadar bakış açısını değiştirmek de herkesle iyi geçinmeye çalışmak gibi benzersiz bir düşüncenin ürünüdür elbette. yersen. dinimizin yasakladığı faizi 'kar payı' adı altında maskelemek ve buna ses etmemek, sistemle uyuşmaktır neticede. bunda ne sakınca var? yersen. uzayıp gidiyor görüldüğü üzere bu örnekler. ama sonuçta bir 'hizmet' yapılıyor değil mi? öyle ya. amaca giden yolda günah ve haramlar bile mübaha dönüşüyor demek ki. takılmamak lazım böyle şeylere. vardır bir hikmeti, vardır bunları yapanın da bir bildiği. biz kimiz ki, anlayalım bunları? sizinki de laf yani.
Giybeti bir bok sananlarin arkasindan kendi kuyularini kazdigi müslüman.
Dusuncem su sekilde ,
birilerinin kendi kuyularina kazmasini neden/sebeb oldugunun uzuntusu yasamistir.
Hassasiyeti vardir. Bana sorsa aynen su cumleyi kullanirim.
"Hocam umursamayin, zarar ve ziyanda israr edene acinmaz derler."
(Daha iyi anlarsin diye yaziyorum Hocam siktir edin!)