başında bulunduğu cemaatin fbi ile çalıştığı artık ayan beyan ortada olan kişi.
FBI Resmi Sitesinden Fethullah ile Beraber Çalıştığını Açıkladı!
Amerikan iç istihbarat örgütü FBI kendi resmi sitesinde açık açık Fethullah Gülen Örgütü ile beraber çalıştıklarını söylediğini. FBI Web sayfasında 'Houston sosyal yardım programı' kamuflajı altında işbirliği yapılan kurumlar arasında Fethullah Gülen Örgütü de sayılıyor.
FBInın resmi sitesinde işbirliği içinde oldukları sosyal, etnik ve azınlık grublarını sıralarken ABD'deki Fethullah Gülen Örgütünü de sayıyor. işbirliği yapılan ilk sıradaki örgüt, meşhur ADL örgütü. Bu örgüt yahudilere karşı en küçük bir itirazı hemen susturmak üzere kuruldu ve Fethullah Gülen Örgütü de bu örgütle beraber yazıldı.
FBI Houston Community Outreach adresinde söz konusu çalışmanın ayrıntıları anlatılıyor.
FBI'nin işbirliği içinde olduğu kuruluşlardan bazıları:
ADL
NAACP
Gülen Örgütü
Yağmur damlası türk evi
Güney asya ticaret odası
inanmayanlar FBI'nin Fethullah Gülen ile işbirliği yaptığını itiraf ettiği resmi sitesine bakabilir:
işleyiş açısından müthiş başarılı olan, adına cemaat denen, iki yüz milyar dolarlık bir parayı hareket ettiren grubun lideri. sürekli ağlar, saçma sapan hikayeler anlatır, garip garip halleri vardır. basit bir cami imamı görüntüsü vardır.*
iki kelimeyi bir araya getirip söyleyemeyen ağlak tarikat lideri. kendisi müritlerine göre büyük bir islam düşünürüdür. yanlız sadece düşünür ağlamaktan konuşmaya fırsat bulamaz. ilkokulu dışarıdan bitirmiş, vaaz verirken ağlayıp, bayılan, Cumhuriyet Devrimi ve Atatürk'e kinle dolu gezici vaiz Fethullah Gülen, ne zaman başı sıkışmış ise ABD'ye kaçmıştır. bu kadar dindarligina ragmen HACI degildir.
Mekke'ye de Medine'ye de, KESiNLiKLE, giremez.
Neden mi ?
Şeriat kanunlarına göre, Fethullah hoca ŞEYH statüsüne soyunduğundan ve müritleri olduğundan, Suudi Arabistan sınırları içerisinde ele geçirilirse, hemen katledilir.
Çünkü; islamiyette şeriatta ve Kuran'da şeyhlere ve / veya tarikat liderlerine yer yoktur.
Uyandırın Korkmayın heryerde konuşun konuyu siz açın Takside taksiciye konuşun Apartmanda kapıcıya konuşun Sakallı gazete bayinize konuşun Eve gelen gündelikçiye konuşun.
Anlatın eğer Fethullah dindarsa peygamber gibi ise neden Amerika'da yaşıyor ? Neden Mekke'de Kabe yakınlarında bir malikanede değil de Amerika'da FBI çiftliğinde.
Söyleyin bu zat değilmiydi 25 yıl o cami senin bu cami benim salya sümük ağlayarak FAiZ haram diyen ? Sorun kapıcınıza peki BANK ASYA nedir ?
Fethullah'ın okullarının propagandası, "Adriyatik'ten Çin Seddi'ne kadar Türk dünyasının hizmetinde" sözleriyle yapılıyor. Oysa bu okullar, Türkiye Cumhuriyeti'nin değil, ABD'nin hizmetindedir. Gülen cemaati tarafından yurt dışında, özellikle de Türk Cumhuriyetlerinde açılan okullarda, diplomatik pasaportlu Amerikalı CIA ajanları, "ingilizce öğretmeni" diye barındırılıyor. Bu işbirliği, Türkiye'de yapılan üst düzey resmi bir toplantıda, bizzat Fethullahçı okul yöneticisi tarafından itiraf edildi. Toplantıda, dönemin Milli Eğitim Bakanı Mehmet Sağlam ve MIT temsilcisi de bulunduğu halde, olay karşısında sessiz kalındı. Durum, devletin resmi olarak yayımladığı kitapla da belgelendi.
Yer, Ankara'daki Başkent Öğretmen Evi. Önemli bir toplantı yapılmaktadır. Ev sahibi, Milli Eğitim Bakanlığı Yurt Dışı Eğitim Öğretim Genel Müdürlüğü. Konu, yurt dışında açılan Türk okullarının sorunları. Toplantıya, başta Milli Eğitim Bakanı olmak üzere Bakanlığın bütün üst düzey bürokratları katılıyor. Dahası; Başbakanlıktan, MiT'ten, Dışişleri Bakanlığı'ndan temsilciler de katılımcılar arasında. Ve elbet, yurt dışında okul açmış vakıf ve özel şirket yetkilileri de hazır. Sıra, Özbekistan'daki 18 okulun sahibi gözüken Silm A.Ş.'nin yetkilisine gelir. Bu okullar da, "Fethullahçılara ait" diye bilinmektedir. Müdür, birçok talebini dile getirir. Sözlerini Amerika'nın Özbekistan'daki bir uygulamasını örnekleyerek bağlar. MEB'in yayımladığı "Yurt Dışında Açılan Özel Öğretim Kurumları Temsilcileri-ikinci Toplantısı" adlı kitabın 63-64. sayfalarından okuyalım:
"Amerika Birleşik Devletleri, dostluk köprüsü adı altında getirdikleri 70 öğretmene diplomatik statü kazandırmışlardır. Biz de, eğer devletimiz, büyükelçiliğimiz, bu konuda diplomatik statü konusunda bize yardımcı olursa Türk öğretmenlerinin, Türk eğitim elemanlarının itibarlarının biraz daha artacağını zannediyoruz."
Özbekistan'da diplomatik pasaportla bulunan ABD'li "öğretmen"lerin çoğu, Gülen cemaatinin okullarında çalışmaktadır. ingilizce dil "öğretmeni" olarak gözükmektedirler. Kırgızistan'da da 50-60 kadar Amerikalı "öğretmen" var. Bunlar da diplomatik pasaportlu. Ve Kırgızistan'da "Fethullahçı" diye bilinen okullarda "öğretmenlik" yapıyorlar. Gülen'in okulları, Adriyatik'ten sadece Çin'e kadar değil, Vietnam'a, Endonezya'ya kadar uzanmaktadır ve eğitim dili olarak da Türkçe'yi değil, ingilizce'yi kullanmaktadır. Özellikle hazırlık sınıflarında haftalık ortalama 24 saati bulan ingilizce derslerine, çoğu okulda ABD'li ve ingiliz "öğretmenler" giriyor.
Gülen'in yurtdışındaki okullarında çalışan bine yakın ABD'li öğretmende, yalnızca devlet görevlilerine verilen ABD resmi pasaportu var. Çoğunluğu Türk Cumhuriyetleri'nde faaliyet yürüten okullardaki ABD'li öğretmenler, ingilizce adıyla "official passeport"a sahipler. Amerikan Eğitim Bakanlığı personeli olmayan ABD'li öğretmenlerin, normal olarak turist pasaportu sahibi olmaları gerekiyor. Ancak, Amerikan devleti, Gülen'in okullarında çalışanları resmi görevli sayıyor. Türkiye'deki karşılığı "yeşil pasaport" olan resmi görevli pasaportu, ABD'li öğretmenlere diplomatik dokunulmazlık sağlıyor.
Fethullah Gülenin 'angajman kuralları da değişti mi?
Son zamanlarda Fethullah hocada ilginç bir değişiklik görüyorum. Yıllardır bir hoşgörü, nezaket ve saygı abidesi olarak görülen ve öyle bilinen Fethullah hoca birden bire öfkeli bir polemik ustası olup çıktı.
Daha önceleri kendisinden duymadığımız ve görmediğimiz sertlikte, üstelik önceleri ilgi duymadığı birçok konuya müdahil oluyor.
Önce Ergun Babahanın twitterda kırdığı pot üzerine yaptığı yorumda benzetmeyi bir köpek üzerinden yaptı.
Ardından Fenerbahçe-Galatasaray maçını müteakip olaylarda ortalığı yakıp yıkan, polisle çatışan göstericilere sert çıktı. Son olarak da "Genelkurmay Başkanı ağlamaz" diyen Ertuğrul Özköke densiz diyecek kadar öfkelendiğini gördük.
Görünen o ki başbakanın söylediği 'Türkiyenin Suriye ile olan angajman kuralları değişmiştir' cümlesindekine benzer bir değişiklik te Fethullah hocada görüyoruz.
Peki bu değişim, bu polemikler ve bu her konuya müdahil olup üzerinde bir şeyler söyleme arzusu asıl amaç olan hizmeti toplum nezdinde daha da tartışmalı yapmaz mı?
Fethullah hoca bu tür konularda niçin direkt kendisi topa girme ihtiyacı hissediyor?
Hocanın girdiği her polemiğin de kendi itibarından bir parça alıp götüreceği su götürmez bir gerçek.
Böyle küçük ve önemsiz meselelerde bu tür polemiklere bu kadar sert bir üslupla girmesi biraz tuhaf değil mi?
Üstelik ona gönül veren, onu sevip sayan onlarca köşe yazarı varken ve onlar bu tür meselelerde topa girmezlerken Fethullah hocanın bu arzu ve çabasını cemaatte kimse yadırgamıyor mu?
Ömrünün önemli bir bölümünü hoşgörü, nezaket, ötekine saygı ile harcamış ve yürüdüğü yolda yıllardır aktif sabır ve 'müspet hareket içeren bir üslubu benimseyen birinin birden bire bu tarz değişikliğine alışmakta zorlanıyorum.
Doğrusu bu değişim genel olarak bütün cemaat mensubu arkadaşlarda da görünüyor ama beni en çok şaşırtan tabii ki bizzat Fethullah hocadaki değişim.
Sanırım cumhuriyet tarihi boyunca dini şahsiyetlerin hep alttan alan tavırlarına alışmıştık. Bu yüzden bu yeni üslubu yadırgıyor olabiliriz. Hangisi daha iyi bu konuda ben karar veremedim tercihi size bırakıyorum.
kara kanatlı bir cehalet vampiridir. bilerek ve istenerek cahil bırakılmış çocukların toplam adetleri üzerinden yarattığı kendi gücüne tapan nurlara boyalı ama kapkara kara kanatlı cehalet vampiridir. amerikanya taşaklarında pensylvania çiftliklerinde yetiştirilen zararlı ve zehirli bir taşak mantarıdır.
elitisttir. sohbetler 3 gruba ayrılır. fakirler, memurlar ve zenginler olarak. ilk iki grup işin güç ve erk tarafı için kalabalıklığı sağlar diğer grup ise parayı. bu sohbet gruplarından birinden diğerine yükselmek yoktur. tarikat içinde yaratılan bu seçkinci kast sistemi sayesinde tarikat, imamlar vasıtası ile sistemi yürütür.
bu sistem aslen islamda var olmayan bir yapıdır. tabi bu sistemin doğruluğu yanlışlığını göstermez sadece islamda var olmadığını gösterir.
fakirler sohbetinde konular hep islam ve hocanın kendisi üzerine iken, zenginler sohbetleri genelde seçimler, yatırımlar, kim ne kadar oy alır kim yeni belediye başkanı olacak, ortaya çıkacak yeni iş fırsatlarından kimler faydalanacak üzerine yoğunlaşır. arada sırada adamın teki gelip şurada şu kadar çocuk var burs verelim şurada okul açıyoruz atın 100bin lira, aranıza yeni bir kardeşimiz katılacak işi için yardımcı olalım size de yardımcı olanlar olmuştu gibi konuşur gider.
dağlıca'yı pkk basmış, uçağımızı suriye düşürmüş, pilotlarımız kayıp, her gün şehitler geliyor... lakin hocaefendinin keyfi yerinde. amerika'da taşak kebabı yapan din tüccarı bu sefer ağlamayıp güldürdü.
son videosunda genelkurmay başkanına övgüler yağdırıyor,
ağlamasını yangınlara düşen su damlacıkları olarak nitelendiriyor.
"bazılarının" ağlamasını da artistlik olarak yorumluyor.
hangi büyük ustaysa(!) artık?
bu adamdan değil de bu adam üzerinden ticaret, siyaset yapanlardan korunmak lazım. bildiğin kullanılıyor bal gibi. okyanus ötesine elini öpmeye gidip buralarda silahla garibanların gözünü korkutup hakkını yiyen insanlar biliyorum.
cahilce eleştirilen zattır. peygamber ve kuran aşığıdır.
fethullah gülen hocaefendinin 30 küsur kasetlik nübüvvet ve sonsuz nur serisi vardır(bunlar peygamber efendimizin(sav) hayatını anlatır). eğer sohbetlerini biraz dinlediyseniz peygamber ve kurandan ne kadar çok bahsettiğini sahabe efendilerimizin hayatını nasıl harika anlattığını biliyorsunuzdur.
bediüzzaman hazretlerine ve risale i nur karşı olan sevgisi ise bu eserlerde islamın, kuranın ve imani mevzuların çok güzel anlatılmsıdır.
cok yuzeysel ve cahilce eleştirilen zat. kimse su hareketleri yanlış şuraya şuraya katılmıyorum demiyor da varsa yoksa hakaret ediyorlar. hayir bende kendisi'nin görüşlerine katılmıyorum ama hakaret etmiyorum. hoca mavi marmara katliamında bize yanlış yaptı. Ve malesef cemaati, cemaatsel hareket metodu uğruna diğer musluman grupları çekinmeden harcayacak niteliktedir.