nihai hedefini söyleyeyim mi? evet söylüyorum; devleti ele geçirmek değil, dünyayı yönetmek de değil, para pul hiç değil, makam mansıp zaten değil, şan şöhret mümkün değil. evet söylüyorum; nihai hedefi "allah rızası". an itibariyle 70 yaşında bir insan, hiç evlenmemiş, çoluğu çocuğu olmamış, miras bırakabileceği bir kaç parça malı bile olmamış. bu insanın nihai hedefi başka ne olabilir ki? gözleri yaşlı, peygamberin ism-i şerifi anılınca hıçkıra hıçkıra ağlıyor. ne bekliyorsunuz? çamur atanların iftiralarına mı inanacaksınız? değerini ne zaman anlayacağız biliyor musunuz? 50 yıl sonra. çünkü o zaman güçlü ve sözü dinlenilir bir türkiye olacak ve bu başarının altında yatan kişi de o olacak. hepimiz göreceğiz, tabi yaşarsak.
yıllardır, cemaatinden birinin çıkıp da "hoca efendi şu nedenden dolayı abd'de" diye mantıklı bir açıklama yapamadığı, sadece sağlık nedenlerinden dolayı diyerek geçiştirdikleri cemaat lideri. o zaman tabi ki bop, ılımlı islam, abd'nin türkiye'ye dünyada biçtiği islami ülke modeli kavramları ve kendisinin bu kavramlar içindeki yeri insanın zihnini kurcalar. bildiğim kadarı ile hakkında tutuklama kararı yok, ülkemizdeki sağlık koşulları da paran varsa tıkır tıkır. bir de yıllardır üzerinde konuşulan dinler arası diyalog meselesi ve bunun içinde fethullah gülen'in yeri meselesi var. o kadar vatikan'a gittin papayla görüştün, hıristiyan, yahudi temslcileri ile görüştün, iftarlar yemekler filan. ortadaki sonuç sıfır. tabi bu, arka plandaki başka meselelerin maskesi değilse..
insanların, hakkında arastırmadan, soruşturmadan, götünün üstünde oturarak, tabiri caizse klavye delikanlılığı yaparak bok attığı iyi insan...
hayır ne gareziniz var adama? bi söyleyin...
yok devleti yıkacakmış, yok seriat getirecekmiş falan da filan...
lan bülent ecevit gibi bir adam * onun iyiliğine, doğruluğuna, dürüstlüğüne inanmış da siz sanki çok bi sikimi biliyorsunuz da adama demediğiniz kalmıyor. ayıp...
hakkında bilgi sahibi olunmadan yorum yapılmaması gereken kişi(!)ymiş... adama sorarlar... "lan sen nerden edeindin bu bilgiyi?" sadece ileride para kazanabilmek, aç karınlarını doyurabilmek için cemaate giren boş beleş insanlardanmı? yoksa dersanesinde çalışan ondan tonla para alan gerici hocalardanmı? mantıklı olsan, hiçbir eğitmenin ders sırasında dersi bırakıp gereksiz bir kişinin saçma sapan görüntülerini izletmeyeceğini anlasın. bu beyin yıkamaktır. boşlukta olan kişileri saflarına çekmeye çalışmaktır. ve na yazıkki başarılı olunmuştur. malum burası türkiye. beğenmediğiniz yakmaya çalıştığınız yazarı hatırlayın ne diyordu? türkiyenin kaçı eşektir diyordu?
bu zat müritlerine sık sık vahiy kasetleri ile seslenir. çoğunda peygamber efendimizle ilgili rüyalarını anlatır, hislenir ve ağlar. kaseti izleyen müritleri de o ağlıyor diye ağlar. kuran-ı kerim varken bu adam ve bunun gibilerin kitaplarını okuyan, hadisi şeriflere değil bu tip insanların söylediklerine bağlı kalan ve bunları laik Türkiye cumhuriyeti'nin yönetimi içine sokan zihniyetlere yazıklar olsun. dershanelerinde uyuşmuş hocalar, F-1 sınıflarında süper zeki ama bu zihniyetin uşağı olmuş, kızlardan köşe bucak kaçan erkekler ve bayanlıktan nasibini almamış kızlar vardır. ama en en iyi, derece yapacakların olduğu sınıflara oğlanların aklı karışmasın diye pek kız sokmazlar bu dershaneci tayfası. yine de dershanelerinde burslu okumuş biri olarak bi minnet duygum var, fakir öğrencilerini bu gibi ellere terkeden sözde cumhuriyetçilere de sitemim.
kendi bünyesindeki evlerde devamlı kasetleri dinlenen, yaptırdığı okullar gösterilen, iyilik abidesi gibi gösterilen fakat nedense hala inandırıcı olmayan 'dereyi geçene kadar ayıya dayı diyeceksin' sözünü benimsemiş gibi görünen, dereyi geçmeye gücü yetmeyecek olan şahsiyettir.
türkiyenin (bkz: opus dei) si olan bir yapilanmanin basindadir.
ispanya da 30 lu yillardaki ic savas sirasinda ortaya cikan opus dei savas sirasinda devrimcilere karsi franco yu desteklemis sonrasinda franco iktidara gelmistir.ancak franco bu tarikat yapilanmasi tehlikeli bulmus ve faliyetlerini engellemistir. (bkz: 12 eylül) (bkz: kenan evren franco benzerligi)ancak coktan tüm devlet kurumlarina yerlesmis olan opus dei cileri yildirmak mümkün olmamistir.1952 yilinda ispanya da ekonomoik kriz cikmis franco ekonomoyi düze cikaracak tekrotrat arayisina girmistir.buldugu süper beyinler in hepsi opus dei üyesidir.cünkü tarikatin amaci ülkede okullar acmak genc yetenekli cocuklar bulup yetistirmektir.30 li yillarda yoksul bir köy papazinin kurdugu tarikat (fethullah gülen bir köy imamidir)30 yil icerisinde tüm dünyayi sarmalayan borsa da sirketleri olan(ilgilelenler dan brawn in da vinci code adli kitabina bakabilirler)bir yapi haline dönüsür.tarikatin amaci tüm dünyayi dini yönetim altinda birlestirmektir.isin ilginc yani opus dei tüm yatirimlarini dogdugu yer olan ispanyada degil katolik nufusun cok az oldugu amerikada yapmistir.simdi müslüman nufusun gene cok az oldugu amerikada fettullah gülen in in yasamasi gibi.
günde 25 saat ağlayan insan. eee ermiş adam işte, imkansızı başarıyor.
bir de asker sevmez bu. müridleri de sevmez hÂliyle.
arkası çok sağlamdır, kitleleri uyutma ve beyin yıkama konusunda uzmandır. sÂhibi olduğu medya birimlerinden, okullara, dershanelere kadar topyekün bir karşı devrim amacı güder.
sevgi, saygı, huzur kelimeleri ardına sığınarak cehâlet, boş dogmalar ve türlü safsataları, körpe gençlere enjekte eder.
iki dakika sırlar dünyası seyredin de anlarsınız o zaman...
bu şahsın peygamberliğini ilan etmeyi düşündüğü söylenir. hatta hasan mezarcı tarzındaki adamların da mit tarafından, fethullah gülen'in peygamberliğinin inandırıcılığını kaybetmek amaçlı ortaya çıkartıldığı bile iddia edilir.
evlerinin önünden bir kız geçtiğinde hemen perdelerini çeken garip öğrencilerin yetiştirilmesine önayak olan bir akımın(inancın ?) başındaki kişi. çağımızın din tâciri. gider bu böyle...
edit : nur cemaati, tarikat değilmiş, bu çok önemli bilgiyi lütfen akıllara kazıyalım...
destekledigi, finanse ettigi kuruluslar üyelerine/ogrencilerine zorla namaz kildirma/oruc tutturma vb. gibi şeyler yaparlar, yapmaya calışırlar. "yavrum biz namaz kılıcaz kalk hadi!" deyip sabahın 5'inde insanları kaldırmaya çalışırlar, namaza yetişmek için yurtlara son giriş saatini namaz vaktine göre ayarlarlar, ülkedeki aydınlık kesmi hedef gösterip; haklarında olumsuz bir şeyler ortaya cıkaranları bir şekilde susturma çabası icine girerler falan. büyük adamdır.
özünde iyi niyetli olabilir ama siyasi bir oluşum kurarak hata etmiş; yeraltı fakat ilerde "yerüstüne" doğru yönelecek** bir "cemaat" kurmuş; vatansever gibi duran ama abd tarafından desteklenme gibi bir paradoks içeren; milliyetçilik ve enaniyeti sevmeyen ve müridlerine bunu ifade eden*; arap odaklı islâmı işleyerek fena halde hata eden; samimiyetini mekkedeki köpeğe ağlayınca* bunu yitiren kişi.
fethullahci bi arkadasla girdigimiz bi diyalog. kendisini o kadar kaptirmis ki zavalli
-fethullah gulen yuzyılın alimidir.
-manyak mısın lan nerden biliyon fethullah yüzyılın alimiymis ahahah.
-fethullah deme hoca efendi de. hem sen biliyomusun hoca efendi izmirde mevlanayı, said nursiyi görmüs.**
-ahahahahhahahahah olm harbi salaksınız siz ya bu kadar da olmaz.sizin dini duygularınızı somuruyolar.
-allah insallah birgün sizede bir mucize yasatır.
-eheehheehhehehe***
ona; bir dönem şakirdi olan onunla yaptığı roportajı milliyet gazetesindeki köşesinde izlenim olarak yayınlayan mehmet gündem'in satırlarıyla başlayalım; ''asırlar boyu ıslami kültür mirasının taşıyıcılığını üstlenen ulema geleneğinden gelmiş ve modern çağın bütün köklü dönüşümlerine tanık olmuş, derin manevi ve sosyal kimliğe sahip bir şahsiyeti analiz etmek elbette çok güç. onun için gülen, ütopyasında, ufkunda, hayallerinde anlaşılması zor bir insan. bu gerçek yarın da değişmeyecek. seveni çok, anlayanı aynı oranda değil. gülen'e karşı olanlar da bence onu anlamıyorlar. gülen, bütün yönleriyle anlaşılmış değil, daha çok ezberlenmiş bir insan. ezberler, gülen fenomenini vermiyor.'' demekte.
Gündem'in üstünlük üzerine üstünlük koyarak aktardığı bu yazı karşısında, ne yalan söyleyeyim onlarca eserini okuduğum hocayı anlamaya çalışmamın boş yere olduğunu gösteriyor. o anlaşılmayacak kadar derin,gelenekle- geleceği birarada yaşayacak kadar zaman dışı, yaşadığı çağa bol gelen, hatta her çağda böyle olacağı müjdelenen. aman allahım kerametine sual olunmaz ama insan beni neden aciz yarattını sormaktan geri kalamıyor.
hoca efendinin alem üstü yanlarını bir kenara iterek birazda özyaşamına kendi ağzından bakalım; ''ve yine bu devreye ait bir teşebbüs de erzurum'da komünizmle mücadele derneği'ni açma teşebbüsümüz oldu. o güne kadar sadece ızmir'de vardı. ıkincisi erzurum'da bizim gayretlerimizle açıldı. bir arkadaşı ızmir'e gönderip tüzük getirttik. derneği kuracaktık. ben bir vaazdan sonra anons ettim ve gençleri caferiye camii önünde topladık. gayemiz komünizme karşı örgütlenmekti''. hoşgörü timsali hocamız konu komunizm olunca nedense hoşgörü kıyafettini çıkararak, eylem gömleğini giyor, görev üsteleniyor hatta o dönemde erzurumda film yasaklatacak kadar etkinliğini gösteriyor. 1960 larda hoca efendinin bugun ki imparatorluğuna ilk harcıda süleyman demirel atmaktaydı. nurcu kamplarıyla başladığı atılımına en önemli arac ızmir kestanepazarı'nda kurduğu "ımam hatip ve ılahiyat'a öğrenci yetiştirme derneği"ydi. o sırada, komünizmle mücadele dernekleri'nden yetişenler de "komando kamplarını" kuruyordu. ılginç olan, her iki kampın da aynı mekânlarda düzenlenmesidir. eğitmenleri de aynıdır; abd'nin türkiye'nin nato üyeliği için koşul olarak kurdurduğu, parasını verdiği, eğitici yolladığı gladyo. şeriatçı nur şakirtlerinin de, faşist ideolojiyi takip eden "komandolar"ın da efendileri aynı adres çıkıyor supernato.her vaazını bir ağlama treatline çevirmeyi başaran hoca efendimizin bedenindeki aura ne kadar güçlü ise de belletmen olduğu kestanepazarı yurdunda, gündüz yaramazlık yapanları akşam falakaya çekerek ağlatmayıda aynı başarıda sergiliyordu.
hoca efendimiz 12 eylülde nelerde diyerek soracak olursak;alem üstü yanını kullanarak 13 eylul gunu hakkındaki arama kararını ögrenerek kaçabilmekteydi.12 eylul yönetimi nedense bu kararı boşa çıkartıp,onu çanakkale merkez vaizliğine atamaktaydı.hoca efendimiz en buyuk sıcramayı ise özalla beraber yapmaktaydı. 1986'da yakalanmışken onu ızmir sıkıyönetim komutanlığı kuvvetlerinin elinden alan başbakan özaldı. abd vatandaşlığı ve cia görevliliği genelkurmay askeri mahkemesi'nce soruşturulan tansu çiller'in başbakan olduğu 1993-1997 yılları arasında çoşuyordu hoca efendi. bizzat kendi açıklamasıyla bir orgeneralin kuvvet komutanı olarak atanmaması için hangi girişimlerde bulunduğunu basın toplantısında aktarıyordu.hayat bu tesadüflerle dolu işte tüm zamanları okuyunca amerikanın dünyaya egemenliği ile aynı paralelikte artmakta hoca efendinin etkinliği.gülen örgütü, abd'de reagan iktidarında, sovyetler'i çözmek amacıyla yürütülen ve 1981'de resmileşen "demokrasi" projesinin bir ürünü olarak serpiliyor. demokrasi projesi, 1970'li yıllarda, abd ulusal güvenlik konseyi'nin belirlediği yeşil kuşak politikasının bir üst aşamaya çıkarılmış hali.dınlerarası diyalog safsatası adı altında topu kale sokmaya devam eden hoca efendimiz ilişkileri o kadar karşık ki aktarımla devam edelim;1950'lerden itibaren dünyanın efendiliğine soyunan abd, kıtalararası imparatorluğunu sürdürmek için, her kıtasal din içinde kendisine bağlı bir tarikat örgütledi. bu tarikatların hepsinin söylemi aynı: dinlerarası diyalog.
cia denetiminde yürütülen bu faaliyetin ilk başarılı örneği moon tarikatı. 1951'de kore'yi işgal eden abd, güney kore'yi sömürgeleştirirken bir de hıristiyan tarikatı kurdu. ve güney kore nüfusunun yüzde 40'ı, budistlikten vazgeçip hıristiyan oldu. bu başarıdaki en önemli pay, bilinen adıyla moon tarikatının. resmi adıyla anarsak; birleştirme kilisesi.
cia'nın kurduğu kore cia'nın washington temsilcisi albay bo hi pak da, moon tarikatının en güçlü ismi. cia, moon tarikatını kullanarak dünya anti komünist ligi'ni örgütledi. türkiye'de kurulan komünizmle mücadele dernekleri de, dünya anti komünist ligi'nin uzantıları. moon tarikatı, 1978'de, abd'de bir kongre soruşturmasına uğradıysa da etkisini yitirmedi. reagan döneminde irangate skandalında boy gösterdiğini görüyoruz. george w. bush iktidarında moon tarikatının sahibi olduğu washington timas gazetesi, neoconservatism ve abd saldırganlığının başlıca araçlarından biri oldu.
fethullah gülen'in türkiye'de yayınlanan zaman gazetesi ile washington times arasında sıkı işbirliği artarak sürüyor. gelelim başa bunca bilgi ışığı altında gercekten de aciz kalmamak mümkün mü hoca efendinin ufuklu,ütopyalı,enginli dünyası yanında
daha ne diyeyim hocam ...
beni de ağlatsana.