sağlam kafayla düşünüldüğünde yenildiğine sevinilmesi gereken takım. belki o zaman neden tuncay yerine vederson, appiah yerine selçuk ve neden edu yerine bilica'nın sahada olduğunu birileri düşünür. ya da neden altyapıda harikalar yaratan gökay'ın yedekte boş boş oturduğu, kesinlikle denenmediği, ya da yine altyapıda süper goller atan furkan'ın bu kadar formsuz forvet arasında kadroya bile giremediği belki düşünülür. ha bu takıma tuncay'ı, aurelio'yu, appiah'ı ve anelka'yı kazandıran da aziz yıldırım'dır ama yildan yıla tarsanfer edilen oyuncu kalitesinin istikrarlı biçimde düşmesi de onun suçudur. sanırım kelimenin tam anlamıyla bayatladı, keşke sağlam bir başkan adayı olsa...
gs eski başkanı mehmet cansun a göre kadro kalitesi açısından gs nin çok önünde olan takım. roberto carlos un açıklamalarına, mal bulmuş mağribi misali sarılan güruhun bu açıklamalara ne tepki vereceği merak konusu.
gün itibarıyla malum melis popülasyonunun ağlama duvarı. dün gece yedikleri tokatın acısını çabuk unutmuşlar bizim şamaroğlanları. duyanda kendi takımları tur atladı sanacak gariplerimin.
2009-2010 yılı sezon arasında ilk 11'inden 2 oyuncu kaybetmesine rağmen transfer yapmayan ve bu sebeple uefa avrupa ligi'nden elenen takım. benim takımım.
ne kanser ne verem ne aids allah başka dert vermesin .yıllardır kıl dönemsi gibi içinde büyüyen bir hastalıktır fenerbahçe .ayrıca zencilerde görülmez.
türkiye'nin yüz karası bir klüptür. düşünün ki bir takım yenilgi aldığında taraftarlarınca hışma uğrasın ve sonra da hep destek , renk sevdalısıyız falan desin. rüştü olayını hatırlıyoruz. güiza olayı yeni yaşandı.
siz ancak ve ancak sokak kabadayısı olabilirsiniz, yakalayacağınız yegane başarı keseceğiniz haraçlardır. utanın.
yönetim kurulunun bugün taraftara emreden bir açıklama yaptığı kulüp. öyle bir ifade edilmiş ki, futbolcu yuhalanmayacak, hepsi alkışlanacak, yapılacak, edilecek vs.
bir başkadaır, başka birşeydir. anlatılmaz kolaylıkla ve anlaşılmaz hissetmedikçe.
her ne kadar burjuvazi takımı yapılmaya çalışılsa bile,her ne kadar itici adamlar takıma doldurulsa bile, her ne kadar takımın ruhunu dolar yeşiline boyamaya çalışan bir yönetimi olsa bile, her ne kadar kokainman bir antrenörü olsa bile, her ne kadar pierre van hooijdonk gibi ilahlaşmış değerleri harcasa bile, her ne kadar vefasızlığın en başarılı örneklerini ortaya koyan bir omurgasız idareci topluluğuna sahip olsa bile, her ne kadar ne idüğü belirsiz bir adamı kaleci diye yutturmaya çalışsa bile, her ne kadar pierre gibi bir adamı kişisel hazımsızlıkları yüzünden harcayabilen ve kendini kurtarmak adına bir adamı bitirmekten * imtina etmeyen karaktersiz bir mahlukatı takımın başına
ikinci kez getirse bile ben bu formayı seviyorum.
takımı değil, yönetimi hiç değil, antrenörünü hiç hiç değil, kalecisini.. o zaten yok..
ben bu renkleri seviyorum, çubuklu formayı seviyorum.
demiş ya üstad ne kupa büyüklüğü ne de şampiyonluk, bambaşka bişey bu diye..
hiç bir zaman fikstür avantajına inanmayan biri olarak sezon başından beri söylediğim gibi şu anda da rahatlıkla söyleyebilirim ki, fenerbahçe iç sahada daha çok puan kaybedecektir.
insanlar nasıl bakıyor bilmiyorum ama, iç sahada oynamak +3 puan diye bir kaide yoktur.