bu akşam yine üzmüş olan..
sanma ki üzüntümün sebebi 30 yıllık kupa hasreti, ya da bir iki soytarının boş lafları. üzüntümün yegane sahibi formani giyip sahaya çıkan insanların ruhsuzluğu..
kupada bu sene gruplardan çıkamayıp elenen takım, kanımca bu seneki hüsran daha az acıtmıştır, zira geçen sene trabzonspora kupa finalinde elendiklerindeki halleri iç acısıydı.
brezilya milli takiminin sol bekinin kadroya giremedigi ama selcuk sahin'in 'vazgecilmez' olarak görüldügü bir futbol takimina ve anlayisina sahip kulüp.
tek tavsiyem: fenerbahçe spor kulubü futbol şubesini kapatsın.sadece basketbol,voleybol amatör sporlarda mücadele etsin.işin kötü yanı erkek voleybol takımı da futbol takımından farksızdır.
not:objektif bir fenerbahçeliyim.
stoch ve dia gibi kendini hiçbir şekilde kanıtlayamamış 2 oyuncuya 13 milyon euro verip ocak ayında kanat oyuncusu arayan yöneticilere sahip takım.
vuuuuu dia çok hızlı koşuyor, offff stoch deli şut atıyor; peki kanatlardan gelip ortayı ben mi yapacağım amına koyim? henüz oturmuş bir futbol karakteri olmayan, topla ve topsuz oyunda yapması gerekenleri, taktiksel dizilişte pozisyon icabı olması gerektiği yeri bilmeyen ve haliyle önemli pozisyonlarda orada olmayan bu çoluk çocuğa fenerbahçe'nin starları derken kaç defa düşündünüz? paok maçında bekir-dia ikilisinden oluşan sağ kanadı izlerken utandınız mı hiç? barcelona'nın 4-3-3ünü hayal ederken bekir'le alves'i, yavşak santos'la abidal'i, cristian sığırıyla xavi'yi hallettiniz de geriye stoch'tan pedro, dia'dan messi yapmak kaldı öyle mi? bu kafayla ocak ayında parreira'nın 4-4-2 sine sike sike dönüp '30 ocakta trabzon'u yenemezsek ne olacak?' kabusuyla uyandırırlar adamı; fenerbahçe'yi sevmek bu takımı yönetmeye yetseydi rambo okan başkan fenerbahçe şampiyondu.
doping yaptığı belirlenen oyuncusunun sözleşmesini, oyuncunun kariyerine, değerine, aldığı ücrete bakmadan feshetmiştir. bazı kulüpler gibi organize doping skandalının üzerini örtmeye çalışmamış, ceza alan oyuncuları kadrosunda tutmamıştır.
hava soğuktu. yiyecek bir parça ekmeği bile yoktu. ne arayanı ne soranı vardı. "hayat" dedi, "her zaman daha kötüsü vardır". ve ellerini açıp tanrıya şükretti: "iyi ki fenerli değilim"