ezeli rakip taraftarını bile bıktırmıştır. hayır gol atmayı beceremiyorlar da, karşı tarafı bile oyundan soğutup, maçın içine sıçıyorlar adeta. 40 yilda bir maç izleyeceğiz, digiturk, d-smart ın ızdırabından kurtulup; ona da izin vermiyorlar.
taraftarının, aziz yıldırım ve yönetimini istifaya çağırdı, kulübüm, takımım. 3,5 maçlık düşünme ve yönetimi istifaya davet etme dönemlerini aşalı çok oldu tabii ki ama taraftar istifa davetinde haksız mıdır? derseniz. değildir, sonuna kadar haklıdır. eyvallah, aziz yıldırım döneminde fenerbahçe büyük oynamıştır, sınırlı olarak başarılı olmuştur ama hepsi o kadar, ötesi yok işte. hayır nankör falan değiliz, fenerbahçeliyiz allah'a şükür ve ali olmaz, aziz olur, ahmet olmaz, mehmet olur bunun bilincindeyiz, kimsenin babasının çiftliği değil burası misyonunu tamamlayan gitsin diye beklemekteyiz.
yönetiminin yaptığı kötü işlere bağlı olarak eski görüntüsünden çok uzaklarda bir takım. zico aragones'den daha iyi teknik adam olmayabilir ancak yıllardır istikrar diye yırtınan sayın başkan bu ne büyük bir hatadırki zico'yu gönderirsin. biz fenerbahçelilerin gözü boyanmış resmen takımı bu hoca oy-na-ta-mı-yor. sen aurelio gibi bir adamı gönderiyorsun ve yerini doldurmuyorsun. adam yıllardır takımı sırtında taşımış bizim haberimiz yokmuş ah eşşek kafamız. josico diye bir adam geliyor 7 dakikada sakatlanıp bir daha oynamıyor. fenerbahçe bu gibi amatör yönetim hatalarını kaldırmaz başkan. fenerbahçe'yi getirdiğin noktadan indirirsen biz ne anladık bu takımdan demezler mi adama. istifa diye bağıran taraftarlara burdan katılıyorum. ya çeki düzen versin kararlarına ya bunları işitmeye razı olsun yönetim.
29 Eylül 2008 akşamımızın güzelim 2 saatini çöpe atmamıza neden olan kulüptür. oturup anneciğimizle beraber ütü yapsam daha iyi olurdu. hem daha heyecanlı olurdu hem de kadına yardım etmiş olurdum... *
ben mi karıştırıyorum yoksa bu fenerbahçe bizim bildiğimiz fenerbahçe mi? hani şu vakti zamanında 0 çeken ve avrupada ilk başarısını bundan birkaç ay önce alan takım? şayet aynı takımdan bahsediyorsak son zamanlarda çok garip yorumlar görüyorum. eskisi gibi değilmiş.. eskisi neydi ki? her sezon şampiyonlar liginde en az yarı final oynayan avrupa devi bir takımdan bahsetmiyoruz, fenerbahçe bu. yani 101 yıllık mazisinde geçen sezonki çeyrek finali haricinde avrupada herhangi başarısı bulunmayan bir takımın bu durumuna hayret edilmesine hayret ediyorum. geçen sezon fenerbahçeli arkadaşları baya uçurmuş anlaşılan. benim bildiğim fenerbahçe şu anki fenerbahçe'dir, bilmediğimse geçen sezonki fenerbahçeydi. he türkiye derseniz ona lafım olmaz ama avrupadaki durumunu normal karşılamak lazım.
persembenin gelisi carsambadan bellidir hesabi, futboldan biraz anlayanlarin samimi ongorulerini su ana kadar bosa cikarmamis takimdir. transfer yanlisligi/eksikligi hususunu ve teknik direktor konusunu bir kenara biraksak bile sorumluluk almaktan cekinen, oyunu forse edecek sinerji ve istekten yoksun bir anlayis ilk etapta ele alinmasi gereken konudur. bir galatasarayli olarak her ne kadar isime gelse de gerek avrupadaki ulke puanimiz acisindan gerekse ligde heyecanli bir yarisin olusmasi acisindan kendine bir an evvel gelmesi yararlarina olur. aksi taktirde cl' de bu sezonu 1 puanla kapatip ligde de anca ilk 5' te kendilerine yer bulurlar.
1992 yılında kendi sahasında dönemin averaj takımı aydınsporla 1-1 berabere kalıp, gazetelere "eşşekler adam olur bu fener adam olmaz" manşeti attıran spor klübü.
bu sezon başarısız olunacağı, daha sezon başlamadan çok çok önce belliydi. gönderilen futbolcular, yapılan başarısız transferler. en azından şu belli ki takımda altyapıdan gelen, fenerbahçelilik ruhuna sahip futbolcuların mumla aranması.
eleştiriyoruz, laf söylüyoruz ama gs'nin büyük başarılara ulaştığı dönemdeki kadrosunu inceleyiniz. altyapıdan gelenleri ve gs'nin takım ruhunu iyi sindirmiş kişileri...
fenerbahçe'de böyle bir takım ruhu ve altyapı desteği olmadıkça başarılara ulaşılması zor gibi gözükmekte. değil roberto carlos, ronaldinho gelse, para için değil takım için oynamadıkça bu sorunlar çözülmez.
az borcu var, maddi durumu çok iyi vs. gözüken, ama aziz yıldırıma ciddi bir başkan rakibi çıktığı takdirde ortaya çıkacak olan milyon dolarlarca borcu olan kulüptür. aziz yıldırım başkanlığı kendi isteğiyle bırakmayıp başkası seçildiği takdirde bu kulübe verdiği parayı takır takır isteyecektir. netekim başkanlığıının ilk dönemlerinde bir kongrede "buyrun bu kadar param var içerde, ödeyebilecek varsa çekiliyorum" tarzı söylemlere girdiği bilinir. böylece maddi açıdan da bir nevi diktatörlük kurulmştur.
şampiyon ligindeki kalan son 4 maçından toplamda 3 puan çıkartıp uefa da mücadele etme hakkını yakalamasını temenni ettiğim rival. o kadro uefa da da düzgün sonuçlar alamazsa vay türk futbolunun haline...
avrupa'da hüsran yaşayanların çemkirmek için uğradıkları ilk durak. tabi bunu artık normal karşılar hale geldik lakin anormal olan kendi takımının icraatlerine bakmadan fenerbahçe'ye çemkirmek.
mesela fenerbahçe'nin 7 yediği sigma maçından 1-2 sezon önce inönü'de bir dinamo - beşiktaş maçı vardı, sahi ne olmuştu o maç?
mesela fenerbahçe'nin benfica'dan 7 yediği sezondan bir sezon sonra WTK Diosgyör(disgyör ne lea?!) isimli bir takım çıkıp kupa galiplerinde beşiktaş'ı yine farklı bir mağlubiyetle evine yollamıştı. (5 ya da 6 olması lazım)
geçmişten aklıma gelen ilk örnekler tabi bunlar. yoksa barcelona, leeds, liverpool, metalist dramları daha önümüzde duruyor sıcak sıcak.
ne demiş ünlü türk düşünür sinan engin?
"elin oğlu 4'te, 5'te bırakmıyor. bulduğunu atıyor."
dünyanın en iyi 15. futbol kulubü olan türkiye'nin en büyük ve en hazmedilemeyen spor kulübüdür. ezeli rakiplerinden galatsaray 56. beşiktaş ise 58. sırada yer almaktadır.
2008 yılı itibari ile aziz yıldırım'ın asıl hedefi olan 'dünya klübü' olabilme misyonunu iyiden iyiye gerçekleştirmiş gibi görünmekte. netekim şu anda dünya klüpler sıralamasında real madrid, milan gibi ekiplerin önünde 15. sırada kendine yer bulmuştur. bunun en büyük etkeni tabiiki yıllar içinde düzenli halde katılınan şampiyonlar ligi ve geçen sene elde edilen çeyrek final. bu sene alınacak tekrar böyle bir başarı ve ya en azından grupta bir üst tura çıkmak yeterli olacaktır. netekim klüp maddi ve manevi açıdan çok iyi desteklenmektedir.
peki burada bu emeli gerçekleştiren aziz yıldırım neden bu sene bunun tersi hareket etmektedir? kendisi alenen çok iyi bir klüp yöneticisidir ama yıllardır elini bir türlü klübeden çekemedi ve bu her seferinde geri tepti. peki fenerbahçe'den ayrılanlara ne oldu derseniz onlarda kaybetti ancak bunun sorumlusu genelde aziz yıldırım oldu.
bugün sportif açıdan yöneticilerin yıllardır yaptıkları açıklamalara alenen ters düşen gerçekleri çok acıda olsa görüyoruz. her klübün düşmanı yine kendisi. bugün aziz yıldırım'ın çok önemli bir karar vermesi gerekiyor. o kararda şudur ki fenerbahçe futbol klübü artık aziz yıldırım'ı aşmıştır. nasılsa bugün kurulan kadrolar yabancı ağırlıklı olunca sizde yabancı teknik direktör alıp uyum sorununun önüne geçiyorsanız, bugün aziz yıldırım sadece para ve tesis yönetimi ile uğraşıp elini ayağını spor şubelerinin yönetiminden çekmelidir. güvendiği ve bu işte başarılı menajerleri görevlendirmeli ve arkasına yaslanıp gelecek olan zaferleri izlemelidir. çünkü kendisi duygusal davranıp önemli bir maç mağlubiyetinden sonra ceza kesmeye çalışmakta daha doğrusu git gide kendini fenerbahçe ile özdeşleştirmiş ve belkide üstün görmeye başlamıştır.
futboldan anladığını sanıp zerre fikri olmayan bir başkana sahip kulüptür.futbol takımı teknik direktörü desen gol atmaya en çok ihtiyaç duyduğu bir maçta iki ortasaha oyuncusu çıkarıp iki ortasaha oyuncusu alıyor 4 defans 2 önliberoyla oynuyor, kaybetmeyelim de kazanmasak da olur diyor. sol kanadı desen topu her aldığında yere düşen bi adam bekliyor, sağ kanat allaha emanet. tek başına alex çaba sarfediyor bi de sağolsun guiza aldığı parayı haketmeye çalışıyor. gerisi hikaye. ama başkan futboldan çok iyi anlıyor.