yönetiminden taraftarına, şampiyonluk potasına her girdiğinde ortaya çıkan sırtlanları ciddiye almaması gereken takımdır. 2006'da başardılar, 2010'da başardılar ama bu sefer başaramayacaklar...
"bunlar engerekler ve ciyanlardir
bunlar ekmegimize aşımıza
göz koyanlardır
tanı bunları
tanı da büyü"
'türkiye'de fenerbahçe amerika'dir,öbür kulüpler bütün dünya... bütün
dünyada darbeler bir kelle düşürüp yerine başka kelle koyabilir,
sosyalizm, komünizm beklenmeyen yumuşama resitalinin tuşlarına doğru
parmak uzatabilir, utanç duvari, özgürlük kuleleri, yıldızı tek ve
kırmızı saraylar yerle bir edilebilir, dünya döner, yaşam bir başka
biçimde çığlıklar atar sabahlara...ama paranın tek sahibi giderse, hayat
biter. o zaman dünya rekabeti değil, dünya mezarlığı kurulur bu yaşı
başı belirsiz yuvarlak kürede... ''
türkiye'de, fenerbahçe cumhuriyeti sağlıklı başarılı ve ilkse bu ülkede her
şey mutlu ve huzurludur. esnafın yüzü güler, parakendeci ve toptancıların
tezgahında mal kalmaz. tiyatrolar, sinemalar, sazlar, barlar meyhaneler fuldur.
stadlar türkiye'nin her vilayetinde lebaleptir. fenerbahçe gittiği her kente
kendi ile birlikte büyük bereketini götürür, i...ler diye uğurlanmasına rağmen.
fenerbahçe cumhuriyeti ortalıkta yoksa, türkiye yoktur, futbol yoktur, bolluk
yoktur, insanlar yoktur, canlılar güç nefes alır ve bu ülke kısa süre sonra
yaşayan yer olmaktan çıkıp, mezarlık olur. fenerbahçe büyüklüğü ne şampiyonluk
büyüklüğü, ne kupa büyüklüğüdür. onun büyüklüğü başka bir büyüklüktür işte,
adı konamaz... "
işte fenerbahçe'nin galatasaray'ı 4-3 yendiği maçtan sonraki yazdıkları.(islam çupi)
bu 4-3`luk kupa destanınıi goren yaşı yirmilik fenerbahce taraftarı, bir 30 yıl, galatasaray-fenerbahce rekabeti söz konusu olduğunda hep bu macı anlatacaktır, böbürlenerek fenerliliğini höpürdeterek.
ve fenerbahceli su destan maca soyle bir kabadayılık asacaktır. "biz onlara ilk yarida 3 gol avans verip, galatasaray`ı kupada pacavra ettik."
ne müthiş ne uyunamaz bir kabus ilk devresi idi; fenerbahce için.
baldırına cok iri bir bandaj geçirmiş bir oğuz mac başlamadan önce çimene pek nazlı koyduğu sol ayagi ile fenerbahçe için sakatlıktan sonra gelen bir mutluluk muydu, yoksa hic cözülmeyecek bir bilmece miydi?
fenerbahce`nin mevsim başından beri bir türlü klas ve emek
disiplinine sokamadığı geri dörtlu, prekazi gibi umulmadık uzak goller vuran, uğur gibi cok ters gol kontrataklari çıkartan, tanju gibi onsekiz dışı ve içi hareketlerde esrarengiz file senaryolari yazan rakipler karşısında, ne kadar başarılı bir defans grafiği çizeceklerdi?
mac başladıktan sonra görüldü ki, oğuzun sol ayağı tanrıdan
kendisine verilmiş bir sol ayak değil, sonradan takılmış bir tahta bacaktı, sanki. en basit top kontrolünü yapamıyor, o sihirli ve rahat driplinglerine kişilik koyamiyor, oyunun galatasaray orta sahasına doğru kaçışın caresiz gözlerle seyrediyordu.
oğuz kaybolmuştu, arkasından fenerbahçe kaybedecekti belki de.
çünkü alabora olan fenerbahçe orta saha gemisinden sonra bu alanın gerisinde titrek bir filika gibi oynayan geri dörtlü, giderek kabaran ve haşinlesen galatasaray denizinin üstünde fazla canlı olarak kalamayacakti.
maç iri bir orkinos ağı gibi örülüyordu, fenerbahçenin üstüne. çok iyi oynamaya başladığı zamanlar, eksantrik görüntülerle galatasaray defansının önleyemedigi gol pozisyonları buldugu zamanlar, dedanın dönmüş düdüğüne teknik tavırlar koyduğu zamanlar.
ne oldu biliyor musunuz?
fenerbahce, galatasaray`dan 3 gol yedi.
biri acemi savunma hareketli ergin`in penaltısından, ikincisi rakibe sunulmuş ters bir kafa vuruşundan, üçüncüsü yan hakeme gore nizami tv yayınına gore ofsayt kritik bir hareketten.
fenerbahce ile alay ediyordu; galatasaray kale direkleri. 3-0 yenik bir fenerbahcenin hasanin ayağından cıkan volesi bile
galatasaray`in yan odunlarından birisine vuruyordu.
ne vardi 3-0dan sonra galatasaray galerisinde? tribunlerin hepsinde, vatandaş tribununde basın ve şeref tribunlerinde ciklet yerine fenerbahçeyi ciğneyen alaylı şapuşupurlar ve rakibini küçümseyen dudak valsleri.
avrupa kupasında final hayali görürken, kendi hayatını ölduren, türkiye liginde ise bu yıl hiç doğmamış mustafa denizlinin ortalara çıkıp piste dikilip, kupanın hiç olmazsa yerlisinde yeni bir final hayatı araması ve bu hayatı yakaladığına inanmasi, o kadar dogaldı ki.
fakat o galata kulesi dibi eski yahudi kılıklı eskiciye benzeyen, her mactan once güya galatasaray`ı ısıtan hamamcı görevini üstlenen o alman kondisyoner pandomimcisi devre biterken , hangi top ilim ve
irfanına sığınarak eli ile fenerbahçe tribunlerine "beş... beş..."
işareti yapıyordu.
o eli;, fenerbahçe lavabona sokar sonra...
bitmemiş bir maçın, en tehlikeli yani "güven"in dozudur.
mustafa denizli ve takımı maçın ikinci yarısına maçı kazanmış ekip guveni içinde çıkarken, kendi timinin bünyesine 5 yer değişikligi ile baska bir nefs ve hırs sokan veselinovic`in fener ihtarını, ne galatasaray, ne de mustafa denizli ciddiye aldi.
herhalde kazandığını düşünen bir takım, kaybetmeyi düşünmeyen bir ekiple yarışırken, ne onun kadar inançlı, ne onun kadar yırtıcı, ne onun kadar hırslı, ne onun kadar onurlu olabilir.
bir metafizik gol atan aykut kaybetmeyi duşünmuyordu. ikinci devre boyunca galatasaray yarı sahasında şeytanın bolerosundan figurler yapan rıdvan kaybetmeyi düşünmüyordu. galatasaray yarı sahasının sol
tarafına hangi sarı-kırmızı futbolcu gelmişse onları ayaklarından püskürttüğü eterle bayıltan hakan kaybetmeyi düşünmüyordu.
hele hele 90 dakikanın her dakikasinda, sahanın her yerinde
galatasaray takımı ile tek adammış gibisine mücadele eden, 3 muhteşem gol atan ve simdilerde "turkiye`nin en iyi santrforu" fetfasini çıkartan hasan, kaybetmeyi hic mi hic düşünmüyordu.
bu maç basit bir maç değil, fenerbahce icin bir tarih maçtır.
belki fenerli bir şair, ileride bu macin üstüne soyle bir mısra
düşecektir:
fenerbahçe yenilmez... bu forma ile dalga geçilmez.
an itibariyle saha içinde bileğini bükemeyen şikeciler ve temizlig çiler tarafından saha dışında, medyada, federasyon aracılığıyla bileği bükülmeye çalışılan takımım...
ne Güven, Özveri, Tecrübe varmış bunlarda da arkadaş. Zira bildiğiniz gibi Fenerbahçe'yle uğraşmak için Güven, Özveri, Tecrübe gereklidir.
sahada bileğini bükemeyen ezik rakiplerin, her zaman olduğu gibi saha dışı oyunları ile saldırdığı takımdır.
bir de son maçta şampiyonluğu kaybetti diye dalga geçer akıllarınca bu yazarlar. ama bilmez ki bu taraftarlar, son maçta zalad'a 8 atarak averajla şampiyon olanlar gibi şaibeli şampiyonluklar kazanacağına, son maçta şampiyonluğu kaçırmayı yeğler bu camia. temizdir fenerbahçe, müzesindeki kazanılmış her kupa gibi.
göğsündeki her yıldızı hakederek almıştır. ne son maçta 8 atarak bir şampiyonluk kazanıp yıldız takmıştır o göğse, ne de o yıldızlar federasyonun kıyağı ile mahalli ligteki şampiyonluklar da milli ligte sayılarak sonradan takılmıştır. hepsi hakedilmiştir.
şaibeli olan takım son maçta şampiyonluğu vermez. hem de iki kere. ne yapar alır o maçı. tıpkı eskiden bazı ezeli rakiplerinin yaptığı gibi. ama bu kadar küçük değildir fenerbahçe.
fener'in öyle güçbirliği yaptığı kardeş takımı falan da yoktur, tek başına savaşır, kendi işini kendi görür.
kısacası fenerbahçe en büyüktür, itiraf edemeseler de, rakip taraftarlar da bunu bilir. aziz yıldırım'a saldırırlarken, içten içe aziz başkan gibi başkanları olmasını dilerler.
bu yüzdendir çokça saldırmaları. kıskançlıktan ve komplekslerinden çatladıkları için.
2009-2010 sezonunda bursaspor gibi bir anadolu kulübüne şampiyonluğu vererek üç büyükleri rezil etmiş olan takımdır. çok değil ondan bir sezon önce ise sivasspor'a şampiyonluğu yedirmeyen büyük bir takımı örnek alamamışlardır maalesef. sözde büyüklüklerinin şanını gösterememişlerdir.
29 senedir türkiye kupasını alamamış son 3 senede 2 kere son haftada elindeki şampiyonluğu vermiş takıma lan ooo siz şike yapıyorsunuz diyen malların tutmadığı takım.
onun şampiyonluğa oynadığı her sezon şike doluyken gerilerde kaldığı her sezon ak ve paktır. böyle mantığa sahip insanları karşısına alan aşkın gerçek anlamı olan takım.
fenerbahçe iyi bir takım. alex' i, niang' ı, dia' sı ile zevk veren bir futbol oynuyor. ancak aziz yıldırım' ın getirdiği ' ben çok büyüğüm yha, herkes beni deli gibi kıskanıyor ' anlayışı yüzünden, herkesin antipatisini topluyor. yoksa fener' in kıskanılması gibi bir durum söz konusu değil. sadece her zaman gözlerini kısıp çenesini kaldırarak kibirli yorumlar yapan aziz yıldırım ve fenerbahçe fanatikleri sevimsiz geliyor. onun dışında sarı lacivertlilerin üç büyükten biri olduğu ve öyle kalacağı gerçeğini kimse geri çeviremez.
şekip mosturoğlu önderliğinde bugün kapak nedir, nasıl takılır sorularını uygulamalı olarak cevaplandırmış, ihtiyaç sahiplerine emziklerini dağıtmıştır. madem artık zamanı geldi, biz de söz konusu kapakları bir irdeleyelim de, görelim bakalım fenerbahçemize karşı her zamanki geleneksel temizligçi voltranını oluşturanlar ne menem adamlarmış?
bugün aziz yıldırım için 'kulüpler birliğinden derhal istifa etmelidir' diyen sadri şener in 2 ağustos tarihli röportajda gazetece halil özer e, kulüpler birliği ve aziz yıldırım için ne dediğini bizzat özer den öğrenelim;
--spoiler--
2 ağustosta sadri, şener bana aynen şöyle demişti: "allahtan aziz başkan bu görevde. herhangi bir kulübün dosyasını bile iki saat üşenmeden inceliyor. o elini kaldırınca, ben de kaldırıyorum, çünkü hepimizin hakkını koruyor.
--spoiler-- http://www.haberturk.com/yazarlar/608595-neredeler
peki fenerbahçe nin liderliği ile beraber özgener federasyonunu fenerbahçe nin maşası ilan eden aynı adam, bakın yine, lig tv de katıldığı canlı yayında mahmut özgener için hangi ifadeleri kullanmış:
şener, "şu anda federasyondan memnunum. ve trabzonspor olarak da desteklerim kendisini. bana göre önemli şeyler yapmaya çalışıyor. mahmut'u ben çok severim babasını tanırdım. kendisi de harika bir insan. iki lisan biliyor seviyorum ben bu tür şeyleri..
--spoiler--
yardımcı hakem nihat mızrak ın, aziz yıldırım gibi diyarbakırlı olması üzerinden kamuoyu oluşturmaya çalışanlara gelelim, zira 18 ekim 2010 konyaspor fenerbahçe maçı nda özer hurmacı nın ayağının kırıldığı pozisyona faul bile çalmayıp, aynı sert hareketi emre belözoğlu na da yapan konyalı futbolcunun * maçı sadece sarı kartla tamamlamasını sağlayan hakem abdullah yılmaz bakalım nereliymiş: http://www.tff.org/defaul...geid=72&hakemid=19585
bu maçtan sonra çıkıp fenerbahçeli bir yönetici "trabzonlu hakemler trabzon a çalışıyor" dese, bugün trabzonpsor a kayıtsı şartsız destek veren temizligçiler bize de destek verirler miydi, yoksa aziz yıldırım ı hakemleri baskı altına almakla mı suçlardı?
bugün yine geleneksel koalisyon da fenerbahçe ye karşı şaibesiz, temiz futbol arayışına giren başkanların geçmişteki söylem ve eylemlerini hatırlayalım, neydi onlar peki; fenerbahçe ile galatasaray şampiyonluk yarışı içinde iken papermoon adlı restorantta kupa bizim lig sizin dostluğunu pekiştirenler.. o yemekten sadece 2 gün sonra 3 mayıs 2006 tarihinde fenerbahçe ile beşktaş kupa finali maçı vardı. final maçı sonuda adnan-demirören biraderlerin 'kupa bizim lig sizin' dileklerinden ilki gerçekleşiyor ve kupa beşiktaş a gidiyordu, peki beşiktaş a giden kupa nereye gidiyordu?
bakalım;
hadi bunun da tersini düşünelim peki, fenerbahçe başkanı aziz yıldırm kazandığımız bir lig şampiyonluğu sonrası kupa ile birlikte soluğu federasyon başkanı nın babasının hasta yatağının başında alsa ne olurdu?
yine o malum yemekten 6 gün sonra 7 mayıs 2006 tarihinde ise beşiktaş ile galatasaray ligin kader maçına çıkıyor ve galatasaray maçı kazanıp sezon sonunda da 'kupa bizim lig sizin' dileklerinden ikincisi gerçekleşiyor. o maçın son dakikasında galatasaray savunmasını 2 ye 5 yakalayan beşiktaş ta sergen yalçın ın topla geri dönmesini ve pozisyonun devamında galatasaray ın golü bulmasını hatırlamayan yoktur sanırım. buna mukabil "denizli ye yenilmeseydiniz o zaman" diyecek olanlara da şunu söyleyeyim, evet biz son 5 sezonda 2 kez son haftaya lider girip şampiyonluk kaybettik, bu maçlar da bizim utancımız değil, ligi masa başında bitirdiğimizi, her hafta kalecleri ayarladığımızı, federasyonu fenerasyona çevirdiğimizi, bilhasa geçen sezon sonu, kupa ve ligi trabzonspor ile beraber masa başında paylaştığımızı iddia edenlere karşı yüz akımızdır.
zira fenerbahçe nin adını şaibe ile anıp kendi duruşunu sergilemekten kaçınmayan kitlenin yöneticileri de, buna paralel olarak, yenildikleri maçtaki rakiplerinin hakkını arama peşine düştüler: http://spor.haberler.com/...-da-yanki-2581270-haberi/
belli ki bu desteği, içlerinde birden hortlayan fair play ruhundan dolayı vermemişlerdir herhalde, zira aynı kitle, kendi takımının canı yandığında federasyonun faşistliğinden diktatörlüğüne kadar bırakmıyor; http://spor.milliyet.com.....2011/1351918/default.htm
ama konu tek başlarına güçlerinin yetmediği fenerbahçe ye karşı ittifak olunca, fener in ligdeki en büyük olan takıma -sahada rakipleri olsa bile- kendi takımlarının çıkarları 2. plana atılabiliyor.
ama şunu da unutmayın, islam çupi abimizin dediği gibi; " şampiyon olmak mümkün fenerbahçe olmak imkansızdır."
sadece işine odaklanmış büyük bir camiadır. etrafındakiler sadece bok atar. inanmayanlar bu başlıkta geriye doğru giderek hep aynı saçma geyiklerin yapıldığını görecektir. ve ne yazık ki bunu yapanlar ezeli rakip bildiklerimizden ibaret değil, bizim dışımızdaki herkestir. bu yüzdendir ki: fenerbahçe ve diğerleri diye anılır türk futbolu. zorunuza gitmesi normaldir. çünkü öyle bir kulübüz ki, her branşta şampiyonluğa oynuyoruz. hazmı zor, çözümü tek; (bkz: örnek almak).
" şampiyon olmak mümkün, fenerbahçe olmak imkansız. "