kupada bu sene gruplardan çıkamayıp elenen takım, kanımca bu seneki hüsran daha az acıtmıştır, zira geçen sene trabzonspora kupa finalinde elendiklerindeki halleri iç acısıydı.
bu akşam yine üzmüş olan..
sanma ki üzüntümün sebebi 30 yıllık kupa hasreti, ya da bir iki soytarının boş lafları. üzüntümün yegane sahibi formani giyip sahaya çıkan insanların ruhsuzluğu..
şimdi fenerbahçe kupayı kaç yıldır alamıyor: 29
29 sayısını hangi rakamlar oluşturuyor: 2 ve 9
toplayın bakalım kaç etti:11
şimdi mikrofonlarımızı, gerekli sonucu bulmak üzere sn. devlet bahçeli'ye bırakıyoruz.
türkiye futbol tarihinin olmazsa olmaz iki takımından birisi.
diğeri için; (bkz: galatasaray)
bu iki takım hem ezeli dost, hem de ezeli rakiptirler efendim.
özellikle fenerbahçe dibe vurmak üzereyken galatasarayımın en çılgın zamanlarında sürekli fenere yenilmesi ve galatasarayımın şu anda olduğu gibi en boktan zamanlarında fenerbahçenin kupadan elenip yüzümüzü bir nebze güldürüp acımızı unutturmaya çalışması bunun en güzel kanıtıdır.*
ayrıca şöyle bir önerme vardır; Malatya'nın plakası 44. Yeni Malatyaspor 15 harf. 44 - 15 = 29 Fenerbahçenin Türkiye Kupasını alamamasının 29.yılı kutlu olsun! =)
Türk halkının yeni yeni matematik profesörleri yetiştirmesine ön ayak olmuş klüptür. Aman göç etmesin bu beyinler, bu hüzünlü akşamımda bi nebze olsun güldürüyorlar beni.
--spoiler--
önce gökyüzünden düşen ölü kuşların ardından, sabri'nin uzaktan golü, servet'in rövaşatası, nobre'nin muhteşem futbolu kıyamet alameti olarak gösterilirken, fenerbahçe'nin türkiye kupası'ndan elenmesiyle hayat normale döndü.
--spoiler--
her takımın ipsiz sapsız taraftar kitlesi vardır, bilinçsiz taraftar kitlesi bir hayli fazladır. bu oran fenerbahçe taraftarında tahminimce diğer takımlarla karşılaştırıldığında en fazladır. her ne kadar büyüklüğü kupa büyüklüğü değilse de taraftarın gözünde her şey kazanılan kupa vs ile orantılıdır. işin kötü tarafı başkanında, yöneticisinde ve medyada fenerbahçeli geçinen herkeste de böyle bir bakış açısı hakimdir.
futbol şubesi en son 2003'te dibe vurduğunda akıllı bir planlama yapılmıştı ve işler fena ilerlemiyordu. 2006'da kaçan şampiyonluğa rağmen 2007'deki toparlanma ve 2008'de oynanan şampiyonlar ligi çeyrek finali, bu planın ulaştığı doruk noktasıydı zaten. ancak kişisel hislerini takım menfaatinin önüne çıkartan bir başkan ile zaten ancak bu kadar olabilirdi. şampiyonluk son dakikada gidince istifa edip bundan güç alarak geri dönmek sadece aziz yıldırım'a özgü bir davranıştır ve biz bu filmi 2 kez gördük zaten. bir üçüncüsü olmamasını umuyorum, gitsin ve gelmesin.
aslında 2003'te yapılan planlamanın da bir yere kadar tuttuğunu söylemekte fayda var. daum'un ilk şampiyonluk yaşadığı sene fenerbahçe 4-4-2 & 4-2-4 gibi değişen bir oyun oynuyordu. zaman zaman savunma 3 kişiye iniyor, ve bir kişi orta sahaya desteğe gidiyordu. alex de souza geldikten sonra bu sistem bir müddet devam etti ancak alex'in savunmaya hiç yardım etmemesi vs gibi durumlar göz önüne alındığında daum geri adım atmak zorunda kaldı ve hâla kullanılan 4-4-1-1'e geçiş yaptı.
bu böyle devam etti zaten. ha nicolas anelka transfer edildi ama kanatta oynatıldı diye eleştirdik hep. aslında daum'un kanatlarda yer verdiği forvet oyuncuları gittikleri takımlarda hep winger olarak görev yaptılar. bu tuncay şanlı için de, serhat akın için de, nicolas anelka için de geçerli. yani bu adamlar başarılı oldu aslında bu sistem ve görevle.
neyse şampiyonluk kaçtı, daum kovuldu, zico geldi falan filan. zico da 2 forvet oynama isteğine sahipti ama baktı ki takım kötü gidiyor, eski alışkanlığa döndü. öyle olunca alex etrafındaki ciğersizlerle birlikte oynamaya ve oynatmaya başladı. zaten doruk noktası da oraya dayanıyor.
sonrasında gelen aragones'in oyun planı sistemi vs de tamamen farklıydı. o da takım sıçmaya başlayınca eskiye dönmeye mecbur kaldı. tıpkı daum'un geçen sene ofansif oyunla sürekli puan kayıplarının önüne takım merkezini geriye çekip 1-0'ı korumaya yönelik oyunla oynatarak geçmesi gibi. ha sonuç nedir? sıfıra sıfır, elde var sıfır.
neticede çocukluk idolümüz aykut kocaman getirildi bu takımın başına. dedikleri kağıt üstünde güzel, kulağa da hoş geliyor. bir şeyler yapmayı da denedi aslına bakarsanız ama oyuncuya dayalı sistemden bu kadar kolay kurtulamazsınız. önce oyuncu sizi ipe gönderebilir. bunu galatasaray futbol takımı frank rijkaard'a yaptı. 5 metre ötesindeki adama müdahale etmeye bile tenezzül etmeyen servet çetin, ertesi hafta hagi'nin gelişiyle aslan kesilmişti hatırlatırım.
neticede fenerbahçe futbol takımı zamanında werner lorant'ı bile başarılı gösterebilecek bir futbol oynamıştı. ha son yıllarda fenerbahçe sezon içerisinde teknik direktör değiştirmedi. bunun nedeni de zaten teknik direktörlerin çılgın tazminatlarıydı. aykut kocaman'ın tahmin ediyorum böyle bir sözleşmesi yok. istifa etmesi, kaos demektir o yüzden ne olursa olsun sezon sonuna kadar onunla devam edilmelidir. ha şampiyonluk gelir, kaçar. ama bu takım birazcık adam gibi futbol oynasın ben ona razıyım. en azından aykut kocaman oynatmak istediği oyunu oynatmaya başlasın. takım kondisyon olarak güçlensin, mücadeleyi bırakmasın, adam gibi transfer yapsın, sezon sonunda takımı sabote eden adamların bileti kesilsin, yerlerine yenileri, daha adam gibileri alınsın.
şu anda yapılacak bir değişiklik bu kulübe zarar verecektir. yapılması gereken tek değişiklik, yerinde bir transferdir. bir adet sol bek ve bir ön libero. aragones'e tazminat ödediysek, güiza'ya helal-i hoş olsun. zaten başka bir takıma gitmesi durumunda bir sonraki senenin parasını alamaz. iki tane türk stoper var, gençler var vs. bilica'ya da yol verilsin falan filan.
ama bu sefer tatlı su fenerbahçelilerinin, iki mağlubiyet'e facebookta "fenerbahçeliliğimi askıya alıyorum" diye saçma sapan şeyler yazan gerzeklerin istediği olmasın.
skor taraftarının değil, kafası çalışan taraftarın sözüne kulak verilsin.
bu sefer yönetim çok bildiğini düşünerek, kendi bildiğini okumasın.
ve o bahsettiğiniz devrim, geleceğe yatırım falan filan, bu sezon sonunda artık başlasın.
yoksa hiçbiriniz o koltuklarda kalamazsınız.
beşiktaş varken türkiye'nin en iyi kadrosuna sahibiyiz açıklamaları ile komik duruma düşen takımdır. bir galatasaraylı olarak imrenmiyorum desem yalan olur.
aşk denen şeyin ne kadar mantıksız olduğunun en iyi kanıtıdır.
ulan bu kadar acı verse bi hatun, gözünün yaşına bakmam kapının önüne koyarım. ama bu takım sevdası, renk sevdası, arma, forma aşkı başka bir şey işte, ne atabiliyosun, ne satabiliyosun.
ama şunu da söylemezsem içimde kalır, böyle aşkın ızdırabını sikeyim lan. tıpta fenerbahçe kanseri, fenerbahçe veremi diye yeni hastalık türleri oluşacak lan sizin yüzünüzden.
Galatasarayın yeni stadı açılırken,Beşiktaş yıldız oyuncuları alırken gündemden düşmemek için yapılabilecek en doğru işi yapmıştır. Türkiye kupasında yenilerek.