niang'ı ortalama bir avrupa seyircisinin tanımadığını iddia eden rakip taraftara sahip takım. niang'ın geçen sene gol kralı olmasını geçtim, 5 yıldır istikrarlı bir biçimde marsilya gibi bir takımın birinci forveti olmuş bir oyuncudan bahsediyorsun. stoch ise daha genç o yaşta tanınmaması normaldir. ha faydalı oyuncu ile medyatik oyuncu arasındaki farkı da ayırt edememiştir bu taraftar.
not: beşiktaş'ın transferleri faydasız demiyorum hatta tebrik ediyorum ama açıkçası durduk yere sidik yarıştırma amaçlı entry'lerin neden girildiğini anlayamıyorum.
aykut kocaman ile birlikte yeni bir hava kazanmış olup, yeni gelen oyuncularda sakatlık vs gibi sorunlar yaşanmassa taraftarların yıllardır hasret kalıp sonunda görmek istediği takımdır. en kötü senesinde bile ligi ilk 3 sırada bitireceği garanti olduğundan, avrupa defterini artık sonuna kadar açması gereken takımdır aynı zamanda.
daha doğru düzgün yazı yazmayı bile beceremeyen liseli çükkoların gecenin bir vakti 'nasıl kötülesem de içimdeki fener kompleksini dindirsem' diye sözlüklerde mal gibi kötüleme yarışına girilen dünyanın olmayabilir fakat türkiye'nin en büyük spor kulübüdür. evet.
not: spor kulübünün anlamını tam idrak edemeyen çükkolar varsa bu kulübün bütün branslarını kısaca gözden geçirip öyle entry girebilirler.
sahada çubuklu formasıyla görmenin, ilk 11ini ezbere saymanın ayrı bir aşk olduğu, beraber sevinip, beraber üzüldüğünüz benim için yeri paha biçilmez olan takımım.
kesinlikle ve kesinlikle defans göbeğine oyunu iyi okuyan, ayağa dikine top atan ve hızlı bir adam alması gereken takım, takımım. ve orta sahaya iyi bir adam oyunu iki taraflı oynayacak şekilde.
defans için tek önerim var ve kefilim bu adama: (bkz: adil rami)
orta sahaya da yönetim ve teknik kurmaylar bir adam bulsunlar.
uefa ya bu sezon veda etmek üzere olan takım. hala aykut a güvenimiz tam olayı görülecekse bu maçta sonra, işimiz var. galatasaray la beraber sanırım bu sezonun komedi ikilisi olacak. paok ne lan ?
uefa'ya galatasaray ile birlikte veda etmiştir. galatasaray'ın elenmesinin sinirinin üstüne birde fenerbahçe eklenince sinir katsayısı artmıştır , üzmüştür.
aykut kocaman ile tarihinin en kötü zamanlarını geçiriyorlar,önce cl'den elendiler şimdi ise uefadan eleniyorlar yazık sana aziz yıldırım her şeyi nasıl bu kadar hızlı çürüttün.
bir fenerbahçe'li olarak çekinmeden ama üzülerek söyleyebilirim ki, son maç sendromunun giderek büyüdüğü takımdır fenerbahçe. eğer şampiyonluk, tur atlama vs. son 90 dakikaya bağlı ise fenerbahçe'nin bir şekilde ayakları dolanıyor o maçta.
eleyemeyecekleri takımlar değillerdi, ilk maç skorları da çok kötü değildi aslında, ama young boys maçında da, paok maçında da ikinci maçta böyle oldu.
umarım bir an önce üzerlerinden atarlar bu sendromu.
fabio bilica ve cristian baroni'nin ilk 11'de çıktığı takım. özellikle türkiye liginin en kötü yabancısı cristian hala bu takımda nasıl oynuyor anlamak mümkün değil...
hiç bir şeye kafa yorması gerekmeyen takım. bu mehmet topuz cristian kadar defans yapar mı? bence yapar. en az 10 katı iyi ofans yapar mı? yapar. o zaman bu adam neden emre'nin yanına konmuyor? aykut hocaya soracağız artık. çözüm takımın içinde zaten varken önliberoya falan da gerek yok. ha sağ kanat boş kaldı derseniz özer ve iyileşince dia var. en azından sağda özer'in formsuz hali bile cristian'ın ortada oynadığından iyi oynuyor.
çok şey bildiğini zannedip, bir bok bilmeyen yöneticilerin oyun tahtasına dönmüş olan kulübüm. kaçan şampiyonlukta suçu en az olan daum'u gönderince herşeyin güllük gülistanlık olacağını zannettiler ve bu taraftarı yine bir elem denizine garkettiler. elendiğimiz iki takım da 4. torbadan katılacak kuraya daha ne diyeyim.
sorunu ne daum'dur, ne aykut kocaman'dır ne de futbolculardır... balık baştan kokmaktadır ve korkarım ki aziz yıldırım o çok sevdiği ve bugüne kadar önemli katkılar sağladığı fenerbahçe'den küfürlerle ayrılacaktır...