bünyesinde büyük bir galatasaray kompleksi barındıran klüp, yine de severiz kendilerini özellikle ligin son haftalarında ellerinden şampiyonluğu söküp aldığımızda futbolcularının yüzünde beliren ağlamaklı ve şaşkın ifadeyi izlemek çok zevkli oluyor.
aziz yıldırım'ın saltanatının devam ettiği sürece hiçbir konuda istikrarı yakalayamayacağı ortada olan kuluptür. bir diğer ilginç olan karakter ve kişilik sorunu yaşayan futbolcuların bu kulupte bir araya gelmeleridir. lugano, tümer metin, uğur boral, emre belözoğlu sadece örnek.
son yılların en kötü fenerbahçe'sidir 2008-2009 sezonundaki. öyle bir takım düşünün ki, defansının göbeğinde, can arat ve yasin çakmak diye iki tane genç adam var. top ayaklarına geldiğinde eli ayağına dolaşıyor. kalecisi her maçta kırmızı kart görüyor neredeyse ve bir alternatifi yok. kaleci transferi yapmadı volkan'a güvenip. öyle bir takım düşünün ki, orta sahada josico, maldonado ve emre belözoğlu oynuyor. ileride guiza var. kazım bir maç var bir maç yok, uğur desen çaba gösteriyor; ama nafile.
porto maçını izlerken josico'nun sakatlanıp çıktıktan sonraki halini gördüm yedek kulübesinde. yaşlı ve yorgundu. sonra aziz yıldırım geldi aklıma.
nasıl böyle hatalı stratejiler yürüttü, hatalı transferler yaptı?
nasıl böyle büyük bir takımı, geçen senenin şampiyonlar ligi yarı finalistini bu hale getirebildi?
futbol şubesine bağlı profesyonel futbol a takımının en ivedi şekilde, selçuk, yasin, kazım, deniz, ilhan, gürhan, uğur, can, volkan, önder, josico, maldonado ve guiza'dan kurtulup yerlerine takım oyunu oynayabilen ve top tekniği yüksek oyuncular transfer etmesi gereken spor kulübüdür. ayrıca roberto carlos'un teknik heyette görev almayı kabul etmesi halinde bu sporcuya kapılar ardına kadar açmalı, aragones'e teşekkür etmeli ve uçak bileti alarak ülkesine uğurlamalı, üstüne birde rıdvan dilmen'i tam sorumlu genel menajer olarak görev başına getirse tadından yenmeyecek icraatler yapacak olan güzide kulüptür.
şampiyonlar ligi'nde geçen sene yakaladığı başarının etkilerinin çirkef fb düşmanlarının içne sinmediği, yine takımlarının ulaşamadığı başka bir şampiyonlar ligi gecesinde ortaya çıkan klüp..
son iki sezonda çok ciddi kan kaybeden takımdır.
appiah-alex-tuncay'lı orta sahadan alex-maldonado-josico gibi bir orta sahaya düşmüş, Xavi'ler, alonso'lar, senna'lardan bahsederken öyle bir durumdadır ki iki stoperinin olmadığı bir maçta yerine koyacak futbolcusu yoktur.
fenerbahçe, barcelona'nın yıldızı eto'o'yu transfer edeceğiyle ilgili iddiaları yalanlarken, kamerunlu golcünün menajeri hasan çolakoğlu'nun açıklaması kafalarda soru işaretleri bıraktı!..
lig tv'de yayınlanan futbol gündemi programına konuşan çolakoğlu, eto'o'nun transferi için fenerbahçe başkanı aziz yıldırım ile görüştüğünü açıkladı!..
çolakoğlu'nun açıklaması şöyle:
"eto'onun temmuzda ayında barcelona'dan ayrılma durumu vardı. eto'o'nun menajeri bana 2 ağustos'ta yetki belgesi verdi. fenerbahçe ile görüşüp anlaşılması durumunda eto'o'nun fenerbahçe'ye gelebileceğini söyledim. barcelona ve eto'o'nun şartlarını fenerbahçe başkanı aziz yıldırım'a ilettim. ancak oradan bana yanıt gelmedi ve eto'o barcelona formasıyla avrupa kupası maçında oynayınca transfer otomatik olarak kapandı"
fenerbahçe.org editörüne attığım maili aynen buraya paste yapıyorum. bir türk vatandaşı ve sıkı bir fenerbahçeli olarak cidden çok büyük utanç duyuyorum. umarım fenerbahçe yönetimi ümit özat konusunda yaptığı hatayı biran önce makul sebeplerle açıklar yoksa bu yönetime olan son sevgi ve saygı kırıntılarım yok olup gidicek.
sıkı bir fenerbahçeli olarak yaptığınız büyük hata yüzünden çok mahçup duruma düştüğümü belirtmek istiyorum. yıllarca fenerbahçemiz ve milli takımımızda kaptanlık görevini yapmış bir futbolcumuzun başına inanılmaz trajik bir olay geliyor fakat fenerbahçe kulübünden tek bir açıklama yapılmıyor. ezeli rakipimiz galatasaray bile dün gece itibariyle geçmiş olsun mesajı yayımladı siz daha neyi bekliyorsunuz. unutmayın ki "fenerbahçenin büyüklüğü başka bir büyüklüktür parayla pulla ölçülemez" ne yazık ki şuan ki yönetim kulübe tamamiyle bir şirket gibi bakıp tüm kararlarını o yönde almaktadır lütfen fenerbahçemizi küçük düşürücü haraketleri yapmamaya özen gösteriniz.
burda fenerbahçe'ye hakaret edecek şekilde hiç bir zaman eleştirmedim hep ılımlı yaklaşmaya çalıştım ancak son ümit özat konusunda sert bir eleştiri yapacağım, sen galatasaraylısın ne sikime eleştiriyosun derseniz deyin çok da fifi.
efendim malumunuz bugün oynanan maçta ümit özat ölümden döndü(tekrardan geçmiş olsun) ancak 6 yıl fenerbahçe formasıyla top koşturmuş(bunun 3 yılı kaptan olarak) adama vefasızlığın daniskasını göstermiş bir yönetime sahiptir. hani aziz yıldırım adamlıktan, insanlıktan bahseder ya tamamen palavradır efendim. ümit özat'ı seversiniz sevmezsiniz o sizin probleminiz ama size emek vermiş, şampiyonluk yaşamış bir futbolcuya bir geçmiş olsun yazısı bile yazamıyorsanız biz çok büyük takım diyemezsiniz, zaten yönetim olarak insan olamamışsınız demektir. büyük ihtimalle sabah bir yazı yazılacaktır(o kadar da hayvan değiller herhalde) ama bunu yazarken hiç mi vicdanı sızlamayacaktır bu yönetimin.
çok yaşa fenerbahçe yönetimi insana verdiğiniz değer bu kadar işte.
akıllı takım hakkını vermek gerek. son avrupa şampiyonasını güle oynaya alan ispanyollara sarmıştır bu kulüp. aragones ve güiza'yı alarak iyi transferler yapmıştır.
bilindiği de gibi, galatasaray türk futbol tarihi boyunca takımlar bazındaki en büyük başarıya ulaşmış, koskoca uefa kupası'nı ve süper kupa'yı tesadüf eseri olmayarak müzesine götürmüş bir takım. o vakit bir fenerbahçeli olarak, yalan mı söyleyeceğim, hiç istememiştim böyle bir olayın gerçekleşmesini. tabii o final maçının hemen bitiminde "popescuuuu!!!" diye bağırışıma tanıklık edenler de yok değilmiş ama, hatırlamasam da; kıskanıyorsun sonuçta, bu kadar büyük bir rekabet varken arada, istemiyorsun. nitekim 2000 senesinden beri de galataraylıların biz fenerbahçelilerle geçmedikleri taşak kalmadı bu konu üzerine. yok şu kupa bu kupa bugupa şubap şubap diye diye...
sonrası?
aziz yıldırım gibi vizyonu geniş bir adamın takımımın başında olması varlığından beri sevindirmiştir beni. banane lan, kaçakçıymış da, mafyaymış da... kim değil ki bu çarkta? adam kısa vade için adımlar atmayan birisi işte. yeri geldi şampiyonlar ligi'nde "0" çektik, son maçta şampiyonluğu kaybettik ama, bazı başarıların temelini oluşturacak altyapıları hazırlamayı da ihmal etmedik hiçbir zaman. bu işte takdir sebebim. stad olsun, orijinal takım ürünleri olsun, borsası, diğer branşları hep bir kurumsallığın adımlarıydı; en başlarda, bundan bilmem kaç sene önce, tıpkı bir real madrid'in, bir manchester unitedın izlediği yollar gibi.
velhasıl, bu tarz, takımı her anlamda bir kurum haline getirecek, sponsorların gözdesi yapacak adımlar yavaş yavaş somut, taraftarı memnun edecek, istenen sportif başarıları getirmekte de geç kalmaz. nitekim, sırayla, her geçen sefer üzerine bir adım daha koyarak çeşitli başarılar elde edilmeye de başlandı bu yolda. bütün bu ön hazırlıklar olmasaydı, o gerçekten tahammül ve sabır gerektiren eleştiriler döneminde yapılan sosyal işler olmasaydı bu ufaktan başarılar gelir miydi, bir düşünün siz de...
bir de bir dönemin avrupa'da fırtına gibi esen galatasarayına bakıyoruz...
dönem için, herkesin malumu birinden yetenekli ve uyumlu futbolcular(hagi, emre, okan, hakan... saymayayım hepsini) ve başlarında fatih terim, bu, maalesef ki yegane kalmış başarıya imza atmışlardı. ve sonrası bir şekilde gelemedi... takım içindeki ekonomik krizler, futbolculara verilemeyen paralar, dolayısıyla başarısızlığın getişmiş olduğu huzursuzluk, kısacası yanlış strateji o unutulmaz takımın üstünden adeta bir buldozer gibi geçti ve yok etti. lakin, galatasaray da zamanında önünü görebilip, fenerbahçe'nin şu son 6-7 senedir yaptığı gibi ilerisi için belli adımlar atsaymış, belki şu an her sene şampiyonlar ligi finaline oynayan bir türk takımı da olabilirmiş.
sözün özü, açlığın getirmiş olduğu sabırsızlıkla önemli zamanlarda yanlış ya da eksik adımlar atmamak gerektiği... halbuki kazanılan o başarıların hemen sonrası bile -2000 senesi yani- galatasaray için çok geç değildi belki de gelecekteki gerekli projelerin imzası adına. olmadı tabii. şimdi de açıkçası, kendi adıma, ne mutlu bana ki, her alandaki adımını bin düşünüp bir atan, hazmederek bir yerlere gelmeye çalışan bir takımım var. yaşasın hep...