'türkiye'de fenerbahçe amerika'dir,öbür kulüpler bütün dünya... bütün
dünyada darbeler bir kelle düşürüp yerine başka kelle koyabilir,
sosyalizm, komünizm beklenmeyen yumuşama resitalinin tuşlarına doğru
parmak uzatabilir, utanç duvari, özgürlük kuleleri, yıldızı tek ve
kırmızı saraylar yerle bir edilebilir, dünya döner, yaşam bir başka
biçimde çığlıklar atar sabahlara...ama paranın tek sahibi giderse, hayat
biter. o zaman dünya rekabeti değil, dünya mezarlığı kurulur bu yaşı
başı belirsiz yuvarlak kürede... ''
türkiye'de, fenerbahçe cumhuriyeti sağlıklı başarılı ve ilkse bu ülkede her
şey mutlu ve huzurludur. esnafın yüzü güler, parakendeci ve toptancıların
tezgahında mal kalmaz. tiyatrolar, sinemalar, sazlar, barlar meyhaneler fuldur.
stadlar türkiye'nin her vilayetinde lebaleptir. fenerbahçe gittiği her kente
kendi ile birlikte büyük bereketini götürür, i...ler diye uğurlanmasına rağmen.
fenerbahçe cumhuriyeti ortalıkta yoksa, türkiye yoktur, futbol yoktur, bolluk
yoktur, insanlar yoktur, canlılar güç nefes alır ve bu ülke kısa süre sonra
yaşayan yer olmaktan çıkıp, mezarlık olur. fenerbahçe büyüklüğü ne şampiyonluk
büyüklüğü, ne kupa büyüklüğüdür. onun büyüklüğü başka bir büyüklüktür işte,
adı konamaz... "
işte fenerbahçe'nin galatasaray'ı 4-3 yendiği maçtan sonraki yazdıkları.(islam çupi)
bu 4-3`luk kupa destanınıi goren yaşı yirmilik fenerbahce taraftarı, bir 30 yıl, galatasaray-fenerbahce rekabeti söz konusu olduğunda hep bu macı anlatacaktır, böbürlenerek fenerliliğini höpürdeterek.
ve fenerbahceli su destan maca soyle bir kabadayılık asacaktır. "biz onlara ilk yarida 3 gol avans verip, galatasaray`ı kupada pacavra ettik."
ne müthiş ne uyunamaz bir kabus ilk devresi idi; fenerbahce için.
baldırına cok iri bir bandaj geçirmiş bir oğuz mac başlamadan önce çimene pek nazlı koyduğu sol ayagi ile fenerbahçe için sakatlıktan sonra gelen bir mutluluk muydu, yoksa hic cözülmeyecek bir bilmece miydi?
fenerbahce`nin mevsim başından beri bir türlü klas ve emek
disiplinine sokamadığı geri dörtlu, prekazi gibi umulmadık uzak goller vuran, uğur gibi cok ters gol kontrataklari çıkartan, tanju gibi onsekiz dışı ve içi hareketlerde esrarengiz file senaryolari yazan rakipler karşısında, ne kadar başarılı bir defans grafiği çizeceklerdi?
mac başladıktan sonra görüldü ki, oğuzun sol ayağı tanrıdan
kendisine verilmiş bir sol ayak değil, sonradan takılmış bir tahta bacaktı, sanki. en basit top kontrolünü yapamıyor, o sihirli ve rahat driplinglerine kişilik koyamiyor, oyunun galatasaray orta sahasına doğru kaçışın caresiz gözlerle seyrediyordu.
oğuz kaybolmuştu, arkasından fenerbahçe kaybedecekti belki de.
çünkü alabora olan fenerbahçe orta saha gemisinden sonra bu alanın gerisinde titrek bir filika gibi oynayan geri dörtlü, giderek kabaran ve haşinlesen galatasaray denizinin üstünde fazla canlı olarak kalamayacakti.
maç iri bir orkinos ağı gibi örülüyordu, fenerbahçenin üstüne. çok iyi oynamaya başladığı zamanlar, eksantrik görüntülerle galatasaray defansının önleyemedigi gol pozisyonları buldugu zamanlar, dedanın dönmüş düdüğüne teknik tavırlar koyduğu zamanlar.
ne oldu biliyor musunuz?
fenerbahce, galatasaray`dan 3 gol yedi.
biri acemi savunma hareketli ergin`in penaltısından, ikincisi rakibe sunulmuş ters bir kafa vuruşundan, üçüncüsü yan hakeme gore nizami tv yayınına gore ofsayt kritik bir hareketten.
fenerbahce ile alay ediyordu; galatasaray kale direkleri. 3-0 yenik bir fenerbahcenin hasanin ayağından cıkan volesi bile
galatasaray`in yan odunlarından birisine vuruyordu.
ne vardi 3-0dan sonra galatasaray galerisinde? tribunlerin hepsinde, vatandaş tribununde basın ve şeref tribunlerinde ciklet yerine fenerbahçeyi ciğneyen alaylı şapuşupurlar ve rakibini küçümseyen dudak valsleri.
avrupa kupasında final hayali görürken, kendi hayatını ölduren, türkiye liginde ise bu yıl hiç doğmamış mustafa denizlinin ortalara çıkıp piste dikilip, kupanın hiç olmazsa yerlisinde yeni bir final hayatı araması ve bu hayatı yakaladığına inanmasi, o kadar dogaldı ki.
fakat o galata kulesi dibi eski yahudi kılıklı eskiciye benzeyen, her mactan once güya galatasaray`ı ısıtan hamamcı görevini üstlenen o alman kondisyoner pandomimcisi devre biterken , hangi top ilim ve
irfanına sığınarak eli ile fenerbahçe tribunlerine "beş... beş..."
işareti yapıyordu.
o eli;, fenerbahçe lavabona sokar sonra...
bitmemiş bir maçın, en tehlikeli yani "güven"in dozudur.
mustafa denizli ve takımı maçın ikinci yarısına maçı kazanmış ekip guveni içinde çıkarken, kendi timinin bünyesine 5 yer değişikligi ile baska bir nefs ve hırs sokan veselinovic`in fener ihtarını, ne galatasaray, ne de mustafa denizli ciddiye aldi.
herhalde kazandığını düşünen bir takım, kaybetmeyi düşünmeyen bir ekiple yarışırken, ne onun kadar inançlı, ne onun kadar yırtıcı, ne onun kadar hırslı, ne onun kadar onurlu olabilir.
bir metafizik gol atan aykut kaybetmeyi duşünmuyordu. ikinci devre boyunca galatasaray yarı sahasında şeytanın bolerosundan figurler yapan rıdvan kaybetmeyi düşünmüyordu. galatasaray yarı sahasının sol
tarafına hangi sarı-kırmızı futbolcu gelmişse onları ayaklarından püskürttüğü eterle bayıltan hakan kaybetmeyi düşünmüyordu.
hele hele 90 dakikanın her dakikasinda, sahanın her yerinde
galatasaray takımı ile tek adammış gibisine mücadele eden, 3 muhteşem gol atan ve simdilerde "turkiye`nin en iyi santrforu" fetfasini çıkartan hasan, kaybetmeyi hic mi hic düşünmüyordu.
bu maç basit bir maç değil, fenerbahce icin bir tarih maçtır.
belki fenerli bir şair, ileride bu macin üstüne soyle bir mısra
düşecektir:
fenerbahçe yenilmez... bu forma ile dalga geçilmez.
yönetiminden taraftarına, şampiyonluk potasına her girdiğinde ortaya çıkan sırtlanları ciddiye almaması gereken takımdır. 2006'da başardılar, 2010'da başardılar ama bu sefer başaramayacaklar...
"bunlar engerekler ve ciyanlardir
bunlar ekmegimize aşımıza
göz koyanlardır
tanı bunları
tanı da büyü"
Futbolda lig lideri, Erkek Basketbolda lig lideri, bayan baskette liderle aynı puanda 2, kadın voleybolda tek mağlubiyetle 2. ve erkek voleybolda 5. sırada olan diğer branşlardaki başarıları saymadığım gerçek bir spor klübü. Bildiğiniz başka spor varsa yapalım.
Cimbomlu: Lider, lider diye bağırıyorsunuz tribünlerde, daha bi numaranızı göremedik
Fenerli: Allah, Allah!
Cimbomlu: Hakkını ver stadın hakkını, biraz bağır bağır,
Top Fenerli'ye seslenir: Al abi, su şişesi!
Fenerli: Şunlarla bir olma boş ver!
Top: Biraz ezik galiba abi!
Cimbomlu: Hayal mahsulüsünüz hayal! Alırım liderliğini bak diyorum!
Fenerli: Biz sizin gibi müflis soyluları Saracoğlu'nda görmek isteriz
Cimbomlu: Ya bırak kardeşim zengin takım mesajları vermeyi, alırım liderliğini diyorum, bak şampiyonluk gitti diye ağlama sonra..
Fenerli: Takip et o zaman bizi sen, takip et...
Statta anons yapılır: Maç birazdan başlayacak sayın seyirciler. Lütfen sahaya şişe atmayalım, ortalığı Ali Sami Yen'e çevirmeyelim.
Fenerli: Kramponların vidalarını iyi kontrol edin çocuklar, füze gibi çakmalı...
Cimbomlu: illa Tuncay'ı vurgulayacak.
Fenerli: Bakın size Alex, Anelka filan transfer edelim, sonra ağlamayın
Cimbomlu: Ya bunlar medyatik transferler. Onlara gerenk yok! Biz sizi böyle de harcarız Fenerliiiiiii haaa!
Fenerli: Tamam çocuklar siz bizi rakip kalede bekleyin.
sevdasını anlatmak için kelimeler yeterli değildir. o başkadır. tarifi edilmez ona olan sevgi ve a$kın. siz onu seversiniz, aşık olursunuz ve bir ömrünüzü sürüklersiniz peşinden. oğlunuz olur ve o çocuk daha 4-5 yaşındayken sizin ona olan tutkunuzu, aşkınızı keşfeder. hele eğriye eğri, doğruya doğru bir taraftar profili çiziyorsanız, bilin ki o çocuk da fenerbahçe aşkını seçecektir. üzerine hiçbir baskı yapmanıza gerek kalmayacaktır, sizin bağlı olduğunuz kadar sevecektir takımını.
100. yıl formasını tertemiz pırıl pırıl asacaktır dolabına o çocuk onu koklarken, babasından kalma tertemiz yıkanmış, üzerinde hiçbir spor markasının amblemi olmayan 5 numaralı, düz çubuklu formayı da onun yanına koyacaktır alparslan eratlı'dan alınma.
avrupa'da 7 yersiniz ama "formanızı alıp ali sami yen'de derbi var" der ve maça gidersiniz. son hafta 2 şampiyonluk bırakırsınız, herkes sizinle taşşak geçerken kan kusarsınız ve inadına daha çok seversiniz. aşkınızı tarif edemez ama gider 3 forma birden alırsınız inadına. biz seni ellerin olasın diye sevmedik, sen bizimsin, sana olan aşkımızın sonu yok, tarifiyse hiç yok. hiç merak etme benim oğlumun oğlu olursa o da fenerbahçe sevdasına kapılacaktır, hiç merak etme fenerbahçem!
Bir Fenerbahçe'li Fenerbahçe sevdasını babasından alır, bir Galatasaray'lı sevdasını Uefa Kupasından alır.. Bu yüzden rahmetli islam Çupi Demiştir ki; "Fenerbahçe büyüklüğü ne şampiyonluk büyüklüğü, ne kupa büyüklüğüdür. Onun büyüklüğü başka bir büyüklüktür işte, adı konamaz." *
20 dakikadan fazla konfetiyle durdurulan maçında uygulanan uzatmanın birilerinin götüne girdiği takımdır. tatil edilmesi gereken maç uzatma oynatılmış, rakip oyunu sürekli soğutmuş ve bu maçın sonucunda ilgili kulüp ceza bile almamıştır.
taraftarının egosu olduğunu söyleyenler biraz haklılar. ülkenin en büyük kulübünün taraftarı olmak biraz egoyu şişiriyor be gülüm.
mahkeme kararı ile şampiyon olmak veya 8-0* gibi şike maçıyla şampiyon olmak gibi şerefsizlikler yerine son dakika şerefli ikincilikleri bulunan kulüptür.
tüm branşlarıyla kıskanılan camia. bak dikkat edersen tüm branşlar dedim.
bir tane diğer büyük camia gelsin bizim tüm branşlardaki başarımızın yarısını elde etsin avuçlarım patlarcasına alkışlıycam ulan! ama nerde?
bok at devam et, siciliniz bu sizin, hem de en alasından.
hadi şimdi sağdan ikileyin bakalım!
her sene her branşta iddialı olan, çoğunda melislere ayarı veren, bazı inleyen nağmelerin hırsından ne yazacağını şaşırdığı Türkiye'nin en büyük klübüdür.
jimnastik mi?
30 yıldır kupaya hasret avrupa' dan sıfır çekip dönmüş türkiye' nin sözde en büyük takımı. her sene kupa önemli değil ondan almıyoruz diye kendi sıçtıkları yalana inanırlar, şampiyon olmadan şampiyon olmuş gibi sevinip sonra durumu anlayınca kendi stadını ateşe veren taraftara sahiptir.