Sayısız yanlışın arasında doğruyu bulma iddasıdır.
Necip fazılın ifadesiyle: "Felsefe, hakikati bulmanın değil, ancak birbirinin yanlışını bulup çıkarmanın ve ebediyen hakikatten mahrum kalmanın aleti."
felsefe; zaman ve mekanın içinden, zaman ve mekanın ötesindekine tapma sanatıdır. bu yönüyle, felsefede ulaşılan her önerme zaman ve mekan üstüdür. yani; mesele zamanda yolculuk yapmak değil zamanla eskimeyen doğru yargıya, bilgiye ulaşmaktır.
Düz mantıkla bakıldığında sorgulamaktır diyebiliriz felsefe için. Sürekli bir arayış halinde olma hali. Zaten felsefe kelimesinin özü olan philosophia da bilgelik sevgisi, hikmet arayışı anlamlarına geliyor yunancada.
Descartes felsefeyi bir ağaca benzetmiştir (felsefe ağacı).
Ağacın toprak altında kalmış olan görünmeyen köklerine metafizik, gövdesine fizik, dallarına ise tıp, mekanik ve etik demiştir.
Ayrıca felsefenin üç ana disiplini vardır. Bunlar;
Elbette ki her şeyin temeli olan varlık felsefesi. Yani ontoloji.
Sonrasında bu varlığın bilgisine ulaşma sorusuna karşılık olarak bilgi felsefesi. Yani epistemoloji.
Ve son olarak da etik (neyin doğru olduğu, ahlaki) ve estetik (neyin güzel olduğu) konuları ile ilgilenen aksiyoloji geliyor.
Yunancası Φιλοσοφία, ingilizcesi philosophia olan felsefenin kelime anlamı sophıayı sevmek yani bilgelik sevgisi olarak çevriliyor.
Antik Yunan'da filozoflar, bilginin ve bilgeliğin peşinden yollara düşüp uzak yerlerde keşfedilen bilgiye sahip olan insanlardan bir şeyler öğrenmeye çalışmışlardır. Bilgiyi aramak için yollarda olmak fikrinden yola çıkarsak felsefe bir yolculuktur. istanbul üniversitesi felsefe bölümü hocası prof. Dr. cengiz çakmak hocanın deyimiyle de felsefe yolda olmaktır.
felsefe yolu, yolun nereye çıkabileceğini, yolun nerelerden geçebileceğini, yolun geçtiği yerlerde ki nesneleri... yani her şeyi sorgulamaktır. belki de sorgulanacak şeylerin bir sonu yoktur. hatta bunu bile sorgulamaktır.
her felsefeci felsefenin tanımını kendi kafasına göre yapıyor tanımlara saatlerce vakit ayırmaya gerek yok. ama aslında felsefe, felsefe yapmayı sevmediğini söyleyenlerin bile yaptığı bir şey. insan yemek yemek , yürümek gibi aktiviteleri nasıl ki bazen farkında olarak bazen farkında olmadan yapıyorsa felsefeyi de bazen farkında olarak bazen de farkında olmadan yapıyor. yaşadığımız her an felsefeye mahkum.
Bilim değildir. En azından bu kısmı kesin. Deneysel değil bir kere, çürütülemiyor.
Sanat değildir. Sanat hayatın bir çarpıtmasıdır. Sanat kendi içine dönük ciddidir ama dışarı dönük tarafı ciddi olmayabilir. Oysa felsefe her şekilde ciddidir.
Bu durumda felsefe ne olabilir? Bir civciv düşünün, kümesinden çıkıyor. Yeni şeyler görüyor, sonra bu nedir, şu nedir diye yürümeye başlıyor ve bir bakıyor kümes oratada yok. Yani kayboluyor. Felsefe bence bir kayboluştur. Merak eder, sorgular, arayışa geçer ama sonuç kısmında kaybolur.
Bir Antik Yunan düşünüşü. Tek başına pek işe yaramaz. Sosyal bilimlerle karıştırınca tadı çıkar. Son zamanlarda özellikle bizim tarafımızdan içi boşaltılmıştır. Çünkü her kitap okuyan kendine felsefeci demeye başladı
Bazen beni çok mutlu ediyor öğrenmek düşünmek, düşündüğüne şaşırmak, şaşırdığına hayret etmek çok keyif verici. Eksiklerin farkına varmaya ve rasyonelliğin artmasına neden olduğu için hayat bazen daha az yaşanılası ve keyifsiz bir yer haline geliyor. insan bazen kendini düşündükçe sıkışmış hissediyor.
Daha çok kendi üzerime düşündüklerimin ağırlığını kaldıramıyorum bunlar genelde varoluşsal problemler ve yer edinememekten kaynaklanıyor. Kötü ve iyi arasında gidip geliyor insan. Herkesin biraz kafa yormasının çok yarar sağlayacağı ortada olan ideoloji.
felsefe şapkadan tavşan çıkarmaya benzemiyor arkadaşlar tamamen sizin becerinizle sınırlı, yüceltecek bir şeyi yok. çünkü felsefenin kendi başına bir gücü yok, varsa da bu sizinle olacak.
velhasılıkelam felsefenin bir büyüsü yok, felsefe büyüden arınma işidir. Şimdiden düşen qızlar dm.*