hep çok iğrenç sıkıcı bir ders olduğu söylendi girdim baktım hiçte öyle değil aslında he şöyle dersen hocası kötü evet o zaman çekilmez olur ama iyi bir hoca ile yerinde ve açıklıyıcı örnekler verebılıcek hoca ile gerçekten çok ama çok zevkli derstir.bazen ne kadar sığ düşündüğünüzüde ortaya çıkartır.
felsefe temelinde düşünceye ve bilgiye dayalı bir bilim dalıdır. izmir ve yunanistan da yaşayan kesimin refah düzeyleri oldukça yüksektir ve felsefe bu toplumda yani ege de doğmuştur. karnını doyurmak için çok çalışma gibi bir dertleri olmayan toplum kendini bilime, bilgiye adamıştır.
felsefe hedefe ulaşamamaktır ve bundan zevk almaktır. sorgulayıcı tavırla hayatın gizemini ortaya koymaktır.kolay kabullerden kaçmaktır. duvarın önünde durupda , duvarın arkasını görebilmektir.
daima yolda olmak demektir.sürekl düşünürsün v bir cevap yada sonuş yoktur aksine yenir bir soru vardır sürekli sorular sürekli sorular.felsefede herşey ele alınabilir herşey üsütne düşünülebilir.
felsefe pastanın kremasına benzer. pastanın kremalısı makuldur. ve turta tek başına o tadı vermez. bunun yanısıra sadece krema yenirse, mideye yaramaz.
çok geniş konuları kapsayan bir bilimdir aslında felsefe. felsefe olması için, bir diyalog gereklidir. bazı insanlar için tek başına yapılan felsefenin pek bir anlamı yoktur. tartışma ve diyalog gereklidir felsefe için. zaten paylaşmanın verdiği cömert muhabbetler ile genişlemiştir günümüze kadar. yanılmıyorsam üstadım necip fazıl kısakürek'in esas mesleği felsefe öğretmenliği idi galiba. felsefenin belkide bize kazandırdığı en iyi örneklerden birisidir necip fazıl üstad. felsefe bir insan için hem bir hediye, hemde korkunç bir beladır. nice insan aklını yitirip, sapıtmıştır. fakat niceside üstündeki kirleri söküp atmıştır felsefe ile. doğru kullanmasını bilmeli...
düşünce tarzlarına göre felsefenin çeşitlerine göz atalım kısaca. dolmuş sırasında olduğumuzu warsayalım... biri ise bir kaç kişi önünüze kaynamaya çalışmakta...
Klasik tepki: sıraya geç kardeşim.
Neoklasik tepki: şeker kardeşim sıraya geçiver.
Realist tepki: sıra var.
Sürrealist tepki: sallandıracaksın bunların ikisini kızılay'da bak bir daha yapabiliyorlar mı?
Modern tepki: Efendim insanımız eğitimsiz, halbuki Avrupa'da...
Post-modern tepki: Sırana geç lan ayı!
Uzlasımcı tepki: acelesi olmasa öne geçmezdi, üzmeyin garibi.
Devrimci: Alt yapı sorunları çözülmeden halkımız sıraya geçmez. Devrim olunca herkes hizaya gelecek.
Kaderci: iki dakika fazla beklesek kıyamet mi kopar? Kısmetse hepimizin işi görülür.
Septik-Kuşkucu: Ön ve arka kavramları gorecelidir. O tarafın ön taraf olduğuna kim karar verdi? Öne geçtiğini zanneden, aslında arkaya geçmiş olabilir.
Kant'cı: Efendim algılanmayan şeyler yok demektir. Bakmayın o tarafa, adam yok olur.
Pessimist varoluşcu: Herkes bir gun ölecek. Onurlu bir şekilde bekleyin. Bir gün o adamda ölecek.
Optimist varoluşcu: Sıkmayın canınızı, su anın tadını çıkarmaya çalışın. Bakın ne güzel hayattasınız ve birileri önünüze geçebiliyor.
Humanist: insanlık bir bütündür. Birimiz hepimiz hepimiz birimiz için. Dolayısıyla birimiz öne geçince, aslında hepimiz öne geçmiş oluyoruz.
türkiye'de maalesef sadece komünistlerin tekelinde kalmış düşünce sistemi. türkiye'de kemalistler de, muhafazakarlar da felsefe ile ilgilenmez. kemalistler atatürk'ün sözleri ile yetinirken muhafazakarlar da hz muhammed ya da fethullah gülen'in sözleri ile yetinirler. bu nedenle türkiye'de ateist - müslüman tartışmaları, laiklik - muhafazakarlık tartışmaları çok dar bakış açıları ile yapılır. ateistin tek söyleyebildiği "müslümanlar geri kalmış, müslümanlar akılsız", müslümanların da tek söyleyebildiği "ateistler cehennemde yanacak, ateistlerin kalpleri mühürlenmiş" olabiliyor.
halbuki bu tür tartışmalar yüzyıllardır yapılmış hem batı dünyasında, hem doğu dünyasında. bu tartışmaların bir çoğu sonuçlandırılmış. arkamızda yüzyılların birikimi var ve biz bunu görmeden tekrar tekerleği icat etmeye çalışıyoruz. artık aşmamız gereken konuları hala tartışıyoruz. örneğin müslümanların "ya varsa" argümanı. bu argümanın artık hiçbir geçerliliği kalmamıştır. "ya varsa" argümanına verilecek cevap ya afrikalı bir kabilenin inandığı tanrı doğruysa olacaktır. bu artık sorulmaması gereken bir soru. ateistlerin de sürekli "madem bu evrenin bir nedeni var neden tanrı nedensiz" sorusu vardır. bu soruya da tarihte cevap verilmiştir. neden sadece zamanda vardır. tanrı zamansız bir varlık olduğuna göre bir nedene ihtiyacı yoktur.
o yüzden bol bol felsefe okuyun. orada bütün sorularınıza cevap var. şu anda sanki 1200 yılındayız, o insanların tartıştıklarını tartışıyoruz. halbuki bu soruların çoğuna felsefe zamanında cevap vermiş. bizim yapmamız gereken bu birikimi alıp ileriye götürmek.
felsefe, hakikati başıboş arama sistemidir... bizim rejimimiz olsa, üniversitemizde, felsefeyi, '' bakın ne kadar bâtıl olduğunuzu görün dünyada ! '' demek, bâtılın kaç şubesi olduğunu tanıtmak için okuturuz. islâmda ise bağlı hakikat vardır... hakikate bağlandıktan sonra serbest çıkış yoktur !... onun hikmetleri vardır; ve ismi felsefe değildir !
bitmistir. antik yunanda perslerin zamaninda iyiymis ama artik dunya hakkinda cogu sorunun cevabi oldugu bir yuyzyilda felsefe diye birseyden soz edilemez bence.
antik yunandan hristiyanligin dogusuna kadar altin zamanini yasamis.. sonra ronasansda tekrar dogar gibi olmus ve sonra tekrar yok olmustur. ortadogudaysa islam hersey ve herkes hakkinda bir cevap vermeye calistigindan tum merak kavrami bitmistir. meragin olmadigi yerde de felsefe olamamistir. felsefe bir din gibi dir insanlarin hayat hakkinda kendi dusuncelerinden doktrinler yaratmasidir. super birseydir tum billimlerin dinlerin yasalarin dogmasini saglamistir. felsefenin bagimsiz olmasinin ve sinirsiz olmasinin nedeni herkesin kendi doktrinin yaratabilecegindendir.