dünya futbolunda herkes 'futbol' un gerektirdiği ölçüler içinde iyi oynarken, yahut dönem dönem iyi hatta yenilmez armada takımlar çıkarmışken (2000 ler başı arsenal'i, yine v.basten rijkaard gullit milanı, ya da 80 lerin real madrid'i gibi.), standartın üzerine çıkmakla kalmayıp mükemmelliyete oynayan kulüptür. siyasal fikirler, bulundugu taraf gibi etmenleri nötr alsak bile yalnızca futboldaki devinimiyle dahi 'mes que un club' sıfatını hak etmiş kulüptür.
bir gün sahaya şu forma ile çıksa da galatasaray'lı olarak arkama yaslansam, elimde bira şöyle rahat rahat bir 90 dakika hayatımı yaşasam. şöyle sabrisiz, mustafa sarpsız, ayhansız, servetsiz.. sanki galatasaray'ı izliyormuş gibi.. ah ne güzel olurdu!
çocukluğumdan beri beşiktaştan sonraki ikinci takımım. enteresan bir takım barcelona. ayrı bir çekiciliği var. formasındaki renklerin bir asaleti var. ilginç bir şekilde kanımı kaynatan takım.
iyi top oynamalarına rağmen her zaman real madrid'in karizmasının gölsesinde kalmışlardır. nistelrooy, zidane, figo, beckham, raul, steve mc manaman, cannavaro, roberto carlos, kaka gibi karizma oyuncularından mahrumdur.
her nesli kendisine çeken ispanyol spor kulübüdür.
bir nesil romario, keoman ve stoichkov gibi yıldızlar ve olağanüstü futbol mantalitesi ile, ardından gelen nesil ise messi, iniesta, xavi, puyol ve ronaldinho gibi yıldızlarla..
futboldan anlamayan ben gibi birisine her maçını izlettirebilen takım. ofsaytı sayelerinde öğrendim. efenim kendileri değil genellikle karşı takım yapar idi. çok sevilesidir. afferim kendilerine. hele bir puyol var ki hakikaten futbol budur dedirtir.