Okuyucu yorumlarından birinde görmüştüm. "kibir imparatoru" demişti. Hali, hareketleri,tripleri, her şeyi ile bir kibir anıtı gibi. Son yaptığı skandallardan sonra hala o koltukta oturabilmesi beni ve sporda ahlak isteyen birçoklarını çileden çıkartıyor. Biz birilerini ne olursa olsunla yücelteceksek, egolarını şişireceksek, hasbel kader bir yerlere gelip yine padişahım çok yaşa diyeceksek yazıklar olsun bize. Bir ülkenin milli takımlar sorumlusu kaç defa centilmenliğe aykırı hareketler yapabilir ki?
türkiye futbolunda "şımarık çocuk" rolünü 60 yaşından sonra benimsemiş futbol kişisi.
genelde genç futbolcular için kullanılan bir sıfattır "şımarık çocuk", ama sistemsiz yani bireysel başarılara ve şansa dayalı olarak patlayıveren başarılara, sinir bozucu performanslara rağmen gelen olumlu sonuçlara düzülen övgülere yaşı kaç olursa olsun hangi insan evladı "durun ne yaptınız, beni neden övüyorsunuz, 'sistemimiz' resmen sıçtı" der ki?
ee, haliyle fatih terim de demedi. başarısızlığıyla yoğrulmuş zaferlerine rağmen "aman durun fatih hoca'yı eleştirmeyin" diye feryâd-ı figan içinde olanların sistemli başarısızlığıdır fatih terim. mahalle kabadayısından hallicene tavırlarıyla sporcu kimliği üzerinde sırıtır. michael phelps'in dünya rekoru kırmak için başına geçeceği havuza takunyalarla gelmesi gibi bir görüntüdür fatih terim'in bize sunduğu. sporcu kişiliği sunduğu bu profille ayaktadır, naifliği gülümsetir.
Çocukluk dönemlerinde mahalle maçlarında yedek kalmış devamında sürekli mahallede dayak yediğini düşündüğüm egoist paranoyak. özür dilerken bile kendisini övebilen başka kaç insan vardır merak ediyorum.
--spoiler--
Burada hatalı olduğumu kabul ediyorum. Yardımcılarıma, oyuncularıma ve kamuoyuna bir özür borçluyum. Ama en önemlisi kendime bir özür borçluyum.
--spoiler--
egoistlikte nirvana.
sahaya çıkardığı takımlarda teknik-taktik hatası çok olan sadece türk futbolcuları motive edebilen adam. milan'da işler hurra saldırınla yürümediğinden kovuldu.
başarısız olması bir kişiye küfür etme hakkını doğurmaz. şayet olsaydı sinyor terim milanlılar seninle çok yakın akraba olurlardı.
yaptıklarına bakılırsa(euro 96 katılma, uefa kupası, euro 2008 ve yarı final) başarılı teknik adam 2000 e kadar olan kısmı bilemiyeceğim ama 2008'in en şanslılarından biri.
--spoiler--
Sonra sakin kafayla düşününce, şartlar ne olursa olsun hiçbir başarısı olmayan bir adamın tahriklerine kapılmamam lazımdı. Bu gerilimi yaşamamam lazımdı. Burada hatalı olduğumu kabul ediyorum. Yardımcılarıma, oyuncularıma ve kamuoyuna bir özür borçluyum. Ama en önemlisi kendime bir özür borçluyum.
--spoiler--
gizli bkz ile vurguladığım kısma baktığınızda bu adamın nasıl bir karakter yapısına sahip olduğunu şıp diye anlarsınız. ''tahriklere kapılmamam gerekirdi, özür dilerim sizlerden, hatalıyım'' konulu bir konuşmasında bile tahriklerin halen daha etkisinde olduğunu, rakibini aşağılayarak göstermiş. ben böyle büyük bir hırs ve ego ömrümde görmedim.
belçika maçında yaptıklarına ilişkin olarak kendi meşrebince hesapta özür dilemiş, aklınca da kuyruğu dik tutmuş kişi. kariyeri çok küçük ya da belli seviyede olan birisinin tahriklerine kapılmamalıydım diyerek aklı sıra kendini bir kez daha yüceltmiş aslında sirkatin söylemiş kişi. özrü kabahatinden büyük kişi. milli takımı derhal bırakması gereken ama bırakmayacak kişi.
hiç kimse kıvırmasın, bu millete yakışan yegane ulusal takım teknik direktörüdür. bu milletin içinden, tam göbeğinden gelmedir çünkü. yeri geldiğinde basın mensuplarını çocuk gibi karşına dizip de azarlamayı da bilir yeri geldiğinde açık açık tehditler savurmayı da. nitekim öğrendik ki, son marifeti de galiz küfürleri sonsuz bir uyumla sıralayıp ana avrat dümdüz gitmekmiş. şaşırtıcı mı ? elbette değil.
ne de güzel yazmış özdil, "futbolu lunaparklarda sigara kazanmak için penaltı atarak öğrenen bir millete fatih terim'ler müstehaktır" diye.
"başarılı" olmanın ahlaksızlığı kabul edilebilir kılmadığını öğrendiğimiz zaman, işte o zaman adam olacak bu millet.
milli takımlar teknik sorumluluğundan behemahal uzaklaştırılması için binlerce nedeni olan adam. sadece bir tanesini ve en masum olanı söyleyeyim, ruh hastası.
zorunlu ekleme: hala bu zatı savunmaya cüret edenlerin aklına şaşıyorum dersem yalan olur, imparator denile denile kendini gerçekten imparator olduğuna inandırmış bu adamın yaptıklarını müdafaa edenlerin sayısı marjinal bile olsa o toplumun düzeyinden ciddi şekilde şüpheye düşmek gerekir. kaldı ki ona hala dahi toz kondurmayanlar tümen tümen. çok mu şey istiyoruz, biraz edep,asgari saygı ve medeniyet. tatlıses ve terim'in imparator olarak nitelendiği bir toplumdan bahsediyoruz. vay benim köse sakalım.
bu adamın kızının ya da karısının yerinde olmayı istemezdim. düşünebiliyor musunuz, babanız başka bir adamı, o adamın annesine ve karısına cinsel saldırıda bulunmakla tehdit ediyor. ne utanç verici!
milli takımlar teknik direktörlüğü icra eden adam.. öğle saatlerinde ekşide yazarlardan birinin ''psikoloji'' temalı yorumlarından birini okudum kendisi hakkında.. haksız da sayılmaz hani.. yanlış anlaşılmasın lakin bu adam yıllarca uğraşıp, didinip, tırnak kazınıp kazanılan şeyi bulan bi adamın verdiği tepkileri veriyo diye düşünüyorum.. hani o kimseyi iplemez tavırlar, ''ben ders almam veririm'' tarzı nutuklar, ''senin bıyığını sürterim!'' tarzı kelamlar, kendi stoperine rakip takımın forvetine nasıl tekme atacağını belleten haller...
bunlar hep çok sonraları elde edilen maddi ve manevi getirilerin bize göre olumsuz olan sonuçları.. buna benzer halleri; yani sonradan elde edilen şeylerin karakteri 180 derecelik bi açıyla nasıl tersine çevirebildiğini bendeniz kendi babamdan bizzat biliyorum.. o da çok zor ve meşakkatli bi yaşam sürdüğünden mütevellit istediği, arzuladığı, sahip olması gereken şeylere yaşından çok sonraları ulaştığı için çok büyük karakter problemleri yaşamış ve yaşatmıştı bizlere.. hayatımız zindan olmuştu bi ara..
velhasıl kelam fatih hoca'da da bunlara benzer şeyler olduğunu düşünüyorum.. sanki elde ettiği şeyleri, kazandığı başarıları, çalıştırdığı gerçekten de büyük takımları hazmedememe gibi bi problem var sanırım.. ondan kelli aslında çok işine yarayacak olan basın mensuplarına ''ben ders almam, veririm!'' şeklinde bi beyanatta bulunmuştur.. o yüzden aslında dışardan bakıldığında çok itici görünen ama kendisinin farkında olmadığı tavırları takınmıştır.. belki de o yüzden ''commandante'' gibi takılmaktadır..
bu ülke insanı kalenderdir.. işini gönlüyle yapan adamı gördü mü onu evinden bi üyeymiş gibi sever, sahiplenir.. ama alimallah sildi mi de dönüşü olmaz.. sevgili hocamızdan istenilen biraz daha ''soft'' takılması, olaylara biraz daha mutedil tepkiler vermesidir.. hem zaten kendi de farkında olmalıdır ki bulunduğu mevkii en çok eleştiri çekebilen mevkiler içinde başı çekmektedir.. sadece biraz daha sükunet ve yerinde tepkilerle kendisi yabancı dil bilmeyen, bilmek zorunda olmayan türk insanları için hala ''imparator'' edasıyla salınabilir...