tüpraş'ta gaz dolduruyor olsaydı milli takımında ne hallere düşürüleceğini yıllar evvel gördük.
ersun yanal zamanında milli takımın ne durumlarda olduğu, bırak futbolu, iç karışıklıkları bir türlü bırakmadığı açıktır.
fatih terim dediğiniz adam zorla gelip durmuyor milli takımın başına, onu çağırıyorlar. federasyon daha iyisi olsa gider onunla sözleşme yapardı.
şu bir gerçek ki milli takımı ilk avrupa kupası'na götürmüş, adını ilk olarak adam akıllı duyurmuş ve avrupa'da esamesi okunur bir takım haline getiren, aşağı yukarı 15 senelik bir periyotta fatih terim'dir. bunu kimse inkar edemez. sevin veya sevmeyin ondan daha iyisi yok.
dünya 3.sü olan takımın iskeleti bile fatih terim'in avrupa şampiyonu galatasaray'ının iskeletiydi, avrupa kupasında çeyrek final oynayan milli takım da keza öyleydi.
türk futboluna kazandırdığı futbolcuların, haddi hesabı yoktur ayrıca.
aldığı maaşa gelince... kazandığı maçlardan sonra bile milletin kendi keyfi için küfür ettiği bir adam bence o parayı hakediyor. şaka bir yana avrupa'da teknik direktörlerin kazandığı paralar belli. en basit antrenör bir milyon euro'dan açar kapıyı, antrenörün kalitesine göre o para 4 milyon euroları bile bulur.
futbol endüstrisinin şartlarını düşünüğümüzde gayet düşük bir paraya çalışmaktadır.
tüpraşın gaz dolum tesisinde çalışmak yerine teknik direktörlüğü tercih etmiş, lakin hurraa hucum stratejisi sebebiyle estonya gibi 4.cü sınıf takımlardan kendi arenamızda 2 gol yememize sebep olmuş yönetmendir.
nerdeyse her maç bizi sıkıntıya sokan milli takımın aylık yüzbinlira nın üstünde kazanan teknik direktörü.
edit : tamam hadi kazandığı para bizi ilgilendirmez . estonya yı bari rahat yensek.
milli takımda kurduğu sikkodan kadrolar ile egoistliği ve kendi egosunu milli başarıya tercih etmesiyle neredeyse kendisine lanet okuma noktasına geldiğim sevimli insan. o kadar sevimli ki yersin adamı hemde çiğ çiğ.
adamda nasıl baskın bir karakter varsa ntvspor'daki not defteri adlı programda kendisine soru sorması için gelen rıdvan dilmen, fuat akdağ ve mehmet demirkol'un resmen ifadesini alıyor. kendisi konuşuyor, sorular soruyor sormak için gelenler el pençe divan durarak onu izliyor.
gerek basın toplantılarında gerekse maç esnasında yaptığı hareketlerle büyük bir sempati toplamıştır. kimilerine itici gelebilir o ayrı. ama bu adama o garip mimikleriyle alıştık. kaldı ki kendisine yakışıyor da. karizmatik duruşlar sergilemek isteyen birinin onu izlemesi yeterli, o derece hareketleri bazen. ama basın toplantılarında ingilizce konuşmaya kalkmasın lütfen çok gülünç duruma düşüyor. (bkz: in the tabelaa) italya aşkı hiç bitmemiştir. milli takımın kötü bir maçından sonra hemen italya' ya dönmek istiyorum der. bize böyle havalar yapar. daha sonra kaldığını açıklar. falan filan ama severiz kendisini.
saha kenarındayken ağzıyla yaptığı hareketlere hasta olunası teknik adam. o nasıl bir yüz ifadesidir. kendisinin bir dil okulu açmasını beklemekteyiz. türkiye'de ondan daha iyi yabancı dil konuşan insan yok. olamaz da. *
megaloman!
...
fatih terim 1953 yılında adana'da doğdu..altyapıyı ve bazı kulüplerden sonra asıl parladığı, kendisine çok şey veren, verdiği, galatasaray'a geldi.327 maç oynadı kaptanlık yaptı.
futbol kariyerini sonlandırdıktan sonra antrenörlük yaptı. ankaragücü ve göztepeyi çalıştırdı. sonra, geçen yıllarda olduğu gibi galatasaray'a geldi. "imparator" oldu.inanılmaz bir takım, mükemmel motivasyon. ard arda gelen başarılar. onunla birlikte yükselen yıldızlar. hayalleri süsleyen uefa kupası. sonrasında dünyanın en büyük klüplerinden gelen teklifler....
sonuç:
bir acayipsin!
türkiye nerdeyse 2010'a gidemeyecek?
olur mu böyle şey şaka mı bu?
2006'da böyle yalan olduydu 2008'le yırttın!
fatih terim'e büyük saygımız vardır. fakat kendi kabul etsin.
bak ben bile farkındayım.
almanya, isviçre, fransa, belçika, hollanda türk nüfusunun çok oluduğu yerler.
al burdaki çocukları?
kimin böyle bir şansı var?
altyapısı başka ülkelerden başlamış sonra senin elinde güzelce kıvama gelmiş bir kadro kurma şansı kimde var?
sen babasın, sen abisin, sen kralsın.
sen italya'da nişan almış,
dünyanın en büyük kupalarından birini tutmuş bir şahıssın.
sen ne diye tartışıyorsun fatih'le, toraman'la, gökdeniz'le?
koçum serdar, mesut, eren, gökhan hep kaçtı...
bak bu adamları oynatırdın sen güzel güzel?
tamam lale bu adamlar gelseler gelirlerdi de sende herşeyi devletten bekleme..
2-3 en fazla 4 sene önce bu adamları çağırsaydın koşa koşa gelirlerdi,
sen de ekmeğini bana bana yerdin.
forvete yeni zlatan eren..
mehmet'in yokluğunda dm'ye veya diğer ismiyle "defansif ortasaha"ya gökhan inler,
aksadığı 7 cihan tarafından duyulmuş defansa serdar...
laleşmeye başladığına inandığım ve yanılmak için göbek atmaya hazır olduğum ardanın ödünü patlatacak mesut...
sen değil misin teknik direktör?
araydın bulaydın da biz oynataydık bunları!
takıştığın adamları saymıyorum bile!
fatih terim!
imparator!
sırtından bıçak!
2010 önünde.
gidersen,
toz penbe.
bu sorunlar, elden kaçan adamlar, küskünlükler, acayip yenilgiler sineye çekilecek,
herkesin göt..pardon gözüne batan paran helal edilecek..
2 sene kadar rahat olacaksın..
ya gidemezsen?
geçen sezon millete poz kesip havalara girip köşe yazarlarına önüne gelen herkese verip veriştiren tipleme... bu poz esnasında topun yuvarlak olduğunu unutmuş olacak ki o kadar çalımdan sonra yine son dakika golü yiyip yüzü kızarmadan ülkesine döndü...
her yaptığı olay olan adam . başarılı mı başarılı , hırslı ,sabırlı ,türkiyede bir o birde şenol güneş başka da teknik direktör yok . boşuna herkese 'imparator' ünvanı verilmez .ultraaa zekiiii .
yalçın küçük'ün hem futbol bilmemekle, futbolu öğrenmemekle ve fethullah hoca'nın güzel çocuklarını milli takıma almakla suçladığı, ayrıca soyadının yemen'in doğusundaki hadramut bölgesinde bulunan yahudi kasabası terim (tarim)'den geldiğini ve ibrani asıllı olduğunu iddia ettiği teknik direktör. ben iddia etmiyorum, eden yalçın küçük. yalçın küçük'ün dayanağı tudor partiff'in yazdığı ve israil'in kayıp 13. kabilesinin bulunmasını konu alan "Journey to the Vanished City: Search for a Lost Tribe of Israel" (Kaybolan Şehre Yolculuk: israil'in Kayıp bir Kavminin Aranması) adlı kitaptır.