galatasaray dışında bir yerde işe yarayamayacak biri olarak zamanında fiorentina' nın sahibi cecchi gori' nin italyan basınına şu açıklamayı yapmasına neden olmuştur: ''önünde paspas oldum yine de kalmayı kabul etmedi.''
bu açıklamadan daha önceki bir tarihte aynı adam gözyaşları içinde basına şunu söylemiştir: ''ne olursa olsun terim kalacak'' neden mi ağlıyordu? çünkü terim' in fiorentinası milan' a 4 tane çakmıştı.
hala burak yılmazin forvet olmadığını anlamayan hoca. veya anladıda çaktırmıyormu? malum bu adama ödenen 5milyon euro var. adamdan kan alırlar kan kan...
kayserispor maçında, burak kazmasının, son saniyede, kaleciyle karşı karşıya, 7 metreden kaçırdığı golden sonra 'vuracağın topu sikeyim, ben gidiyorum.' deyip, soyunma odasının yolunu tutmuştur.
bazıları tarafından "gazcı hoca, taktik bilgisi sıfır, motivasyondan başka bi sike yaramaz" olarak görülse bile sorun değildir. insanların ne kadar mal olduğunu görmek güzel oluyor sayesinde.
he yarram fiorentina' nın başındayken "haydi mor menekşelerim, isa yardımcınız olsun" diyerek çıkardı takımı finale kadar.
tanım: galatasaray' ıma tam 5 şampiyonluk kazandırmış hoca. hocamız. avrupa kupasını saymıyorum. göğsümüzdeki 3 yıldızdan biri senin sayende hocam. teşekkürler.
türk futbol tarihinin en büyük başarılarında, teknik direktör olarak, o takımların başında olan kişi.
avrupada fiorentinada sezon sonuna kadar kalmaya çalışmış ama başkanla yaşadığı sıkıntı sonrası takımdan ayrılmıştır. zira geri adım atmamıştır. italyada başkanlık bizdeki gibi değil. başkan takımın sahibi. unutmadan, p fiorentina ,o sene italya kupasını kaldırdı terimle. hem de milanı 4-0 yenerek(yanlış olmasın, milan maçı yarıfinal de olabilir. ama kupa o sene fiorentinanındı).
ertesi yıl milanı çalıştırmaya başladı. 5. hafta kovuldu. ve sanırım tek mağlubiyeti vardı milanın. üstelik ezeli rakibi interi, terim takımın başındayken, 4-2 yenmişti milan ligde. maldiniyi takımdan kesmek isteyince, maldini ve çetesi, terim istanbulda konferanstayken, hemen işe koyulmuş ve terimin altını oyup ancelottiyi takımın başına getirtmiştir.
kısaca, önce biraz bilginiz olsun amk. tamam, ben de sevmem terimi ama, onu sevmiyor olmam başarısını gölgelemez. adam ülke takımını ilk kez avrupa futbol şampiyonasına götürdü lan. uefa diye bir kupa vardı hani. her yıl avrupanın büyük takımlarını izlerdik. o zaman şu anki gibi 2. sınıf bir kupa değildi. galatasarayın elediği takımlara bakınca anlaşılır zaten. leeds vardı misal. ertesi yıl şampiyonlar liginde beşiktaşa 6 atmışlardı. arsenal vardı mesela. dortmund vardı mesela. ki dortmund, sanırım şlyi kazanmıştı öncesinde.hah işte, tüm bu takımları eleyerek kazandı galatasaray o sene uefayı.
türkiye'nin yetiştirdiği en başrılı teknik direktör. bu bir gerçek. zira onun kariyeri boyunca elde ettiği başarıları elde edebilen veya elde edebilecek olan - abdullah avcı, mehmet özdilek, rıza çalımbay, aykut kocaman, bülent korkmaz, ertuğrul sağlam vb. - birisi görünmüyor. kendine özgüveni tam ve sırf bu yüzden her maça kazanmak için çıkıyor, takımı iyi motive ediyor ve hırslandırıyor. ancak artık şunu farketmesi lazım ki; dünya üzerinde real madrid ve barcelona bile her maça savaşa hazırlanır gibi ofansif hazırlanmıyorlar. mourinho'nun çalıştırdığı takımların genel karakteristiği elbette ofansif futbol ancak rakibe göre oyun oynamak diye bir sistemi de var. inter'i çalıştırdığı dönemde barcelona maçını hatırlayanlar gayet iyi bilirler nasıl bir futbol oynadığını. aynı şekilde real madrid'i çalıştırdığı ilk sezon oynanan kral kupası finalini de. barcelona'nın da özellikle guardiola'nın ayrılışının ardından daha az ofansif oynadığını görüyoruz. zira guardiola yönetiminde oynadığı gibi oynamaya çalıştığı zaman maç başı gol yeme ortalamasının ne derece arttığını en son oynanan ve 5-4 biten deportivo maçında gayet net gördük.
türkiye ligi zaten kalitesi düşük bir lig. bunu uluslararası arenada gerek milli takım gerek ise kulüpler bazında alınan sonuçlardan gayet iyi anlıyoruz. başka bir ligi üçüncü veya dördüncü sırada bitiren takımların gelip bizim şampiyonumuzu yendiğini defalarca gördük. işte bu sebepten ötürü özellikle şampiyonlar ligi'nde Allah ne verdiyse saldıran futbolunu anlamıyorum Fatih Terim'in. iyi bir Galatasaray taraftarı ve futbol seyircisi olduğuma inanıyorum. son Orduspor maçından sonra Galatasaray'ın Terim'li sisteminin de artık şifresinin çözüldüğüne inanıyorum. Dikkat edilirse Orduspor, Braga, Eskişehirspor ve Cluj maçları hep aynı yörüngede aynı oyun anlayışları ve birbirinin kopyası şeklinde geçti. Bu maçların hepsinde Galatasaray rakip kaleye yüklenen, topa sahip olan ve bol bol gol pozisyonuna giren ancak puan veya puanlar kaybeden taraf oldu. Sebebi ise gayet net aslında. Galatasaray'ı yenmek istiyorsanız yapmanız gereken tek şey defansının öne çıktığı anlarda hızlı koşabilen ve biraz becerikli forvet oyuncularınızı Galatasaray stoperlerinin arasına atmak.
Fatih Terim'in inatla kapalı defanslara karşı özellikle ilk yarıda bu kadar baskılı ve arka tarafında açıklar veren futbolunu anlayamıyorum. Galatasaray iyi bir takım ve biraz sabırlı futbol ile kolay da yenilebilecek bir ekip değil. Fatih Terim'in maçlarının ilk yarısında sakin oynayarak ve gol yemeden bitirerek daha rahat galibiyetlere ulaşacağına eminim. Aksi halde ilk golü yiyen ve beraberlik golünü ararken mağlup olan hep Galatasaray olur.
takımı yenmiş yenilmiş hiç biri önemli değilde dünkü maçta kornerleri hangi mantıkla paslaşarak kullanmasına müsade eti acaba.
bu durumu kendi degil ateistler bile açıklayamaz.
aşağıdaki sorulara cevap vermesi gereken, galatasaray'ın karın ağrısıdır.
1. elmander, umut, selçuk ve hatta eboue oyundayken, nasıl olur da melo'ya penaltı attırırsın?
2. burak-hamit değişikliğinin mantığı nedir? ayrıca acelen neydi?
3. amrabat'ın sağ kanatta ne işi var?
4. eboue-sabri değişikliğine karar verirken ne içtiysen aynısından istiyorum. kafa 1500 olmuş belli ki.
rakip de aynı zeminde oynadı. kaç tane net pozisyona girdik ki şans yanımızda olacak? rakip zaten kontratak takımı, 11 kişi savunma yapıyor. böyle takımlar karşısında sürekli hücumda görünmek, iyi oynadığın manasına gelmez. gol pozisyonu üretemiyoruz. bilin bakalım neden?
bir türlü sorunları çözemeyen kişi. geçen sezon daha yaratıcıydı bu sezon ise ben yaptım oldumcu havasına döndü. maç sonu kolay gol yiyoruz diyor. onu bende söylüyorum ve bunu söylemek için 2 milyon avro almıyorum.
kendisini çok severim ve de sayarım. ne yaparsa yapsın, bu takımın iki sene önce nerelerde olduğunu unutmam. yalnız hocam, 37 dakikada kaleye çektiğimiz 3 şutun sahibi ve o ana kadar en akıllı oynayan hamiti neden çıkardın?
adamın dibi. Cluj ve braga lık adam değil ama buradaki birçok kişi 2 tane boktan şehir takımından daha korkak ve nankör. Siz Cluj ve braga kadar sevin fazlasına gerek yok.
kesinlikle haksız yere eleştirildiğini düşündüğüm teknik direktördür. bir fenerbahçeli olarak gelse fenerbahçeyi çalıştırsa şampiyonlar liginde gruplara kalıp yine bu futbolu oynatsa asla eleştirmem. galatasarayın elinde bir altın var. değerini bilsin.