türk futboluna ne katmıştır amına koyiyim söyleyin bana. tırıvırı yapmadan söyleyin ama milli takımı mı şampiyon etti dünyada ne sikim iş yaptı. hamit halili oyuna alıp dalyarak oynatırdı takımı.
hala ve hala neden kulüp ile ilişkisi böylesine yakışıksız bir şekilde kesildiğine dair elde somut bir açıklama olmayan imparatorumuz.
başkan açıklama yapıyor diyor ki 'tff ile olan sözleşme meselesi yüzünden ayırmadık biz yollarımızı' peki o zaman neden?
telefonunuza çıkmadı diye mi? kreş mi işletiyorsun derler adama nasıl iş bu? ben ilk andan beri söyledim hala arkasındayım. bu işin bir nihayete ermesi gerekiyor idi evet. ama bu şekilde ve bu gerekçelerle değil. benim bütün öfkem bu kurnazca hamlelere.
adam 2 sene üst üste şampiyon. ilk 5 maçtan da yenilgisiz çıkmış. avrupada da farkı at bir kenara alt tarafı bir 3 puan kaybetmiş. biz dipte yatan duygusal gerçeği biliyoruz da kamouyuna mantıklı bir gerekçe nasıl açıklanmaz aklım almıyor. hele hele o sözde kurumsallık masalına rağmen.
hoca çok yetki istiyormuş. e istiyor da bu istek geçen aydan itibaren mı başladı? 2 senedir çalışıyorsun sen bu hocayla. yeni mi farkettin. milli takımdan teklif gelir gelmez niye yapmadın bu hamleyi?
bu ayrılık sene sonuna bırakılabilirdi. bence olayın tff yada telefon mevzusuyla alakası yok.
ya terim ile aysal arasında başka bir şey yaşandı yada aysal'ın kafasında çok başka bir plan var. kendisini bu girdaptan kurtarmak istiyor ise dua etsin tutsun. yoksa öyle 'başarısız olursam bırakır giderim arkadaş' rahatlığıyla elini kolunu sallayarak ayrılamaz bu kulüpten.
Yazık edilen hocamız. Lan bu adam gönderilmeyi hak edecek ne yaptı? Son 2 sezondur yaptıkları ortada. Bu sezon tamda göğsümüze 4. Yıldızı takacakken neden gönderdiniz? Ünal Aysal fatih hocaya cidden yazık ettin. Yaptığınız ibnelik yanınıza kar kalmaz.
galatasarayı iki sene üst üste şampiyon yaptı. süper kupalarıda aldı. üstüne şampiyonlar liginde çeyrek final gördü. beşiktaş gibi sezona zımba gibi giren bir takımı yendiği hafta kovuldu. velhasılı bu adamın bile cart diye kovulduğu bir ülkede bizim gibi sıradan kişiler nasıl garantili bir iş sahibi olur ve girdiği işe güvenerek gelecek hayalleri kurar sorusunu akla getiren kişi.
aralarında sürtüşme olduğu zaten apaçık belli olan iki kişiden biri. diğeri için (bkz: ünal aysal)
terim döneminin biteceği zaten alenen belliydi. burada çoğu kişinin üzüntüsü terim döneminin bitmesiyle alakalı değil, üzüntünün nedeni terim'in yerine gelecek olan kişinin galatasaray'ı ne kadar başarılı yapacak olursa olsun asla terim olmayacak olması. fatih terim bizim gibi heyecanlanırdı, fatih terim bizim gibi ağlardı, fatih terim bizim gibi üzülürdü, fatih terim gollere bizim gibi sevinirdi çünkü fatih terim galatasaraylıydı, fatih terim bu kulübün kaptanıydı. haklıdır haksızdır, ünal aysal başkanlık makamının ağırlığını korumak için belki de yapması gerekeni yapmıştır, bunların hepsi ileriki günlerde zaten belli olacak. ama kesin olan tek bir şey var. yerine getirdiğiniz insan gerçekten de parasını alan sözleşmeli bir profesyonel olacak. kulübeyi asla terim karizmasıyla dolduramayacak, takımdan kovulduğunda terim gibi gözyaşı dökmeyecek, ve asla terim kadar galatasaraylı olmayacak.
Galatasaray ı fatih terim'e endekslemek korkaklıktır.
Başkanın telefonuna çıkmayan, kendisine 9 maç, oyuncusuna 11 maç ceza verenlerin kucağına gidenler sonucuna katlanır.
Futbolda dün diye bir şey yoktur. Dün fatih terim galatasaray ı başarıya ulaştırdıysa, bunun sonucunda kendisi de "imparator" olmuştur. Yani hakkını almıştır.
Bugün bu kulübe, başkanına, taraftarına saygısızlık ediyorsa ceremesini çeker.
Ha eskiden olsa çekmezdi. Görmezden gelinirdi. Ama artık bu kulübün başında modern dünya standartlarında çalışan biri var.
galatasaray taraftarını eşekten düşmüş karpuza çevirmeye antremanlı imparator.
geçen sezon biri çıkıp deseydi ki,
fatih terim'in bir numaralı savunucusu tüpçü olacak herkes gülüp geçerdi heralde ama oldu...
adam çıkıp terimle aldığımız dört kupanın bile üzerine yatacak konuma gelmiş o kadar sahiplenmiş yani fatih terim'i.
birkaç güne kadar 3+1 sözleşme imzaladıklarını da duyarsak kimse şaşırmasın.
evet hocam asolan galatasaray,hıhı evet.
tff ile atılmış bir imzası yoktur. amipler olayı anlasın diye daha kaç kere açıklanacak. ayrıca tüpçünün beyan ettiği yol arkadaşlığı zırvası üzerinden hala vurulmaya çalışılıyor adama. yuh amk.
o dedi diye öyle yani tüm olay. ya hoca sözleşme imzalamazsa tff ile. göt gibi kalıp yalayacak mısınız bu lafları? nerde sizde o yüz lan.
ulan ne kinmiş be. amk nankörleri. gitti lan adam. gitti. rahat bırakın artık.
birinin nikahlısı iken başkasıyla iş pişirme gibi kötü huyları olan şahıs.
fiorentinada iken de milana kaçtı. milan gönül eğlendirip kovdu.
şimdi gsnin nikahını bırakıp milli takıma kaçtı. tüpçüde az kullanır bırakır.
tff'ye imza atması Türkiye'deki iğrendiğim, bıktığım alaturka oynaklıkların son örneğidir. Antalya maçından sonra höykürüyorsun daha çok mücadele edicem, hiçbir yere gitmiyorum diye. 9 maç ceza alıp ıkına sıkına takımı yönetiyor, zor duruma düşürüyorsun. bugün o eyyamcı, yalancı adamın hoca benim kader ortağım ikiyüzlülüğüne alet oluyorsun. Beşiktaş başkanıyken sana neler diyordu soran yok siktiğimin toplantısında. bu nasıl bir ülke ya. hep mi entrika olur her işin içinde.
geçen sezon fenerbahçelilerin alex'in gidişiyle yaşadığı hüznü bu sene galatasaraylılara gidişiyle yaşatan teknik direktör. bazılarının deyişiyle o bir imparator.
2 lig şampiyonluğu, 1 şampiyonlar ligi çeyrek finali, 2 süper kupa, 1 emirates kupası bu adam gitmeyi hakedecek ne yaptı? diye sormadan edemiyor insan. ama bir fenerbahçeli olarak alex'in gidişinde olduğu gibi tek bir şey yetti gitmesine fatih terim'in: başarılı olması.
bu ülkede başarılı olursan eninde sonunda kovuluyorsun, uzaklaştırılıyorsun.
galatasaray, galatasaray diyerek camianın başkanına bile gider yapmış paratore.
adam resmen siklemem lan sizi deyip gitti tff ile anlaştı!
şimdi taraftar ağlaşıyor icabında di mi! nerde gs sevgisi?