adam yarım saattir konuşuyor. bu yarım saatte hiçbir şey anlatmadı. adam hiçbir şey anlatmadan konuşmayı başardı lan her şeyi anlatacağım dediği toplantıda hiçbir şey anlatmadan konuşuyor. tebrik etmek gerekiyor adamı vallahi helal olsun.
An itibariyle basın toplantısında boş boş konuşmaktadır.
Bu arada izlanda Hırvatistan'ı yendi. Şimdi Türkiye'nin Dünya Kupasına gidebilmesi için izlanda Ukrayna Hırvatistan üçlüsünden 7 puan alması lazım.Ulan her turnuvada aynı senaryo.Bir kere de bizi rahatça turnuvaya götür be Fatih hoca.
Ben hayatımda böyle bir şey görmedim sinyor terim ne anlatıyor allasen, en son prim konusunda konuşalım dedi sonra dedi ki basında yazılanlar doğru. Sen ne konuşacaksın ki ozl zaman.
ben buraya neden geldim, nasıl geldim, gelmiş de olabilirim gelmemiş de olabilirim. Tşk arkadaşlar olayı zaten biliyorsunuz. Açıklamam bu yönde.
Bu tarz bir basın toplantısı düzenliyor beyfendi.
başarısızlıklarının üstünü kapamaya çalışan a milli takım teknik direktörü. bir saattir konuşuyor ama boş laf. yok gönlü kırılmış, yok bilmem ne. tek derdi bir kaç yıl daha garanti maaşını almak için politik cevaplar veren şahıs.
kısa ve net olarak başarısızsın. sadece arda kazması sana hayat öpücüğü verdi. onu kullanıyosun.
ulan sen adam olsan senin kurduğun milli takımda topçular birbirine silah çekmez, aylarca iki topçuyu barıştırmaya uğraşmazdın.
a soruluyor b diye cevap veriyorsun.
ulan sen fatih terimsin fatih terim, senin eveleyip gevelemene lüzum yok.
zamanında basına, 'oramı çekme buramı çek' diyebilen bir adamdın sen böyle laf salatası yapmana lüzum yok.
çık adam gibi konuş.
bir prim konusunu aylarca konuşturttunuz bu ülkede lüzumsuz yere. çıkıp demedin ki şöyledir böyledir.
madem prim yanlıştı neden verdin? madem yanlıştı neden verilmesini kabul ettin?
sen vermiyorum desen sana kim karşı çıkabilirdi?
sen galatasarayda değilsin, milli takımdasın, bunu bilerek hareket et.
sen önce yatarak kazandığın milyonlardan haber ver fatih bey.
ha bu arada bugün düşene vurursan yarın düştüğünde ağzına sıçarlar.
ansrea pirlo nun kitabında fatih terim için yazdıkları : ( yorumsuz )
"Berlusconi ve Ancelotti arasında karşılıklı sevgiye dayanan, oldukça sağlam bir ilişli vardı. Fakat bunun Milan'ı çalıştıran herkes için geçerli olduğunu söyleyemem, örneğin Fatih Terim...
Fatih oldukça dikkat çekici ve kurallara alerjisi varmış gibi görünen garip bir insandı. Daha en başından Milan'da uzun süre görev yapamayacağı oldukça belliydi ve kısa bir süre sonra da kovuldu.
Terim Milan'dan önce canının istediği her şeyi yapabildiği, daha düşük profilli takımlarda görev almıştı ama burası Milan'dı. Burada bazı hareketlerin tolere edilmeyeceğini herkes bilirdi...
Mesela, öğle yemeğine canı isteyince geç katılıyordu. Milan'ı temsil etmesi gereken resmi aktivitelere kravat takmadan gelebiliyor, sonra bu aktivitelerden 'evinde Biri Bizi Gözetliyor' izlemek için kimseye haber vermeden erkenden ayrılıp, Galliani'yi masasında tek başına bırakıyordu. Kendisini tesislerde John Travolta gibi garip, cafcaflı ve renkli kıyafetler giyerken görüyorduk.
Görevi boyunca kendisinin adete gölgesi gibi olan deli bir tercümanı vardı. Terim'in 5 dakikalık ateşli konuşmalarını, duygusuz bir şekilde 5 saniyede tercüme eden bir adam... Tercümanı bir ara Terim'e medya ile tüm ilişkilerini süresiz kesmesini tavsiye etti... Medya ile ilişkileri kesmek... Süresiz... Milan'da... iletişimin her şeyden önemli olduğu ve mükemmel yönetilen bir kulüpte...
Özellikle göreve başladığı ilk günlerde yaptığı takım toplantıları ise unutulmazdı. Terim eline bir tebeşir alıp taktik tahtasına 11 daire çizerdi. Tahtadaki her daire sahaya çıkacak bir oyuncuyu temsil ederdi. Ancak konuşmanın ortasında taktik tahtası çizdiği oklardan ve karalamalardan öyle bir hale gelirdi ki, hangi dairenin kimi işaret ettiğini anlamak imkansızlaşırdı. Taktik tahtası, oyuncuları ve mevkileri birbirinden ayırmanın mümkün olmadığı karmakarışık bir hal alırdı. Kısacası tam bir kaos... Sadece kalecinin kendi pozisyonundan emin olabildiği bir kaos...
Toplantı sırasında bir daireyi işaret edip, 'Costacurda, tam burada olman gerekiyor' diye konuşmaya başlardı. Bir gün dayanamayıp, 'Ama patron, o gösterdiğin dairenin biraz önce benim olduğunu söyledin, Costacurta değil ki' demeye zorunlu hissetmiştim.
işin daha da kötüsü, konuşma ilerledikçe defans bölgesindeki dairelerle, forvettekileri karıştırmaya başlardı. Artık öyle bir hal almıştı ki, kendi aramızda acaba bunu Berlusconi'nin gizli rüyası olan 2-4-4 taktiğini gerçekleştirmek için bilerek mi yapıyor diye şakalaşmaya başlamıştık.
Ancak şaka bir yana, Terim'in taktik bilgisinin yetersizliğini ve tüm oyun planının takımı bağıra çağıra motive ederek, sahada iyi bir sonuç almamızı ümit etmek olduğunu anlamamız çok uzun sürmedi... Belki böyle bir plan başka yerlerde işliyor olabilirdi ama Milan'da işlemezdi. işlemedi zaten, Milan'da uzun süreli görev alabilmek için bundan daha fazlasına ihtiyaç vardı."
basın toplantılarında falan konuşurken girdiği tripli mimikler, ani burun çekmeleri falan yok mu; adamın suratına bakamıyorum. ağzının ortasına yumruğu indiresim geliyor.