almanya'da doğup büyümüş bir yönetmenin, iki kültür arasında sıkışmışlık hissini sinemaya bu kadar doğal biçimde aktarabilmesi müthiş bir şey.
fatih akın'ın filmlerinde sürekli bir yol, bir arayış, bir aidiyet meselesi var. karakterleri ne tam olarak geldikleri yere ait hissediyor ne de bulundukları yere. bu yüzden filmlerinde göçmenlik yalnızca toplumsal bir mesele değil, aynı zamanda insana "ben nereye aitim?" sorusunu sordurtuyor.
duvara karşı ile berlin'de altın ayı kazanması tesadüf değil.