kullanmıyorum. 'ay nasıl da elitim, bak benim feysim yok. sizin var, varoşlar sizi' tandansında değilim kesinlikle. entellik olsun diye değil yani.
facebook ilk yıllarda düzgün bir yerdi lan. şimdilerde yolda görsen selam vermediğin kişilerin ve yaşlıların istila etmesi ayrı bir başlık ondan bahsetmiyorum.
önce herkes güzel güzel tek tük fotoğraf paylaşıyor, durum kısmını tek tük cümleyle dolduruyordu.
sonra noldu bilmiyorum her şey gibi feysbuk da kafayı yedi. toplum yedi kafayı çünkü. durum kısmından 'siyasi analiz' kasan mı istersin, kocasına / karısına 'hayat arkadaşım, her şeyim iyi ki varsın' iltifatları dizen mi istersin, daha cenazesini gömmeden 'canım dedemi kaybettik, lütfen fatihanızı eksik etmeyin!' yazanını mı istersin?
fotoğraf kısmı daha da içler acısı. sevgilisi çiçek göndermiş, çek fotosunu koy feyse. kime ne lan? aferin, güzelce yaşayın romantizminizi de 355 kişinin gözüne sokmak niye? babaannesi yoğun bakımda, yoğun bakım koruyucu elbiselerini giyip solunum cihazına bağlı kadıncağızın önünde selfie çekerek 'canım babaannemin dualarınıza ihtiyacı var!' ajitasyonu niye?
bırakın yahu. biraz da özeliniz olsun. sevgilinizle aranızda kalsın bazı şeyler de. ikinize ait olsun. mutlu olmak için değil de 'bakın ben mutluyum' diye elaleme hava atmak için kasmayın. 2 saatliğine gittiğiniz açık alanda 500 tane foto çekeceğinize kaldırın kafanızı gökyüzüne bakın. sevdiklerinize sarılın.
uzun bir süre facebook kullanmadıktan sonra meraktan bugün tekrar açtım ve açmaz olaydım. sanırsam üniversite arkadaşlarımdan biri delirmiş ve kendini komik sanıyor.
8 senelik hesabım durduk yere kapatıldı kimlik istiyorlar
eski kimliği atıyorum kabul etmiyorlar yeni biyometrik kimlik 25 gün sonra anca gelecek. Ben bu kadar rezalet yardım sistemi görmedim. O iletişim kısmında ki adam bot gibi aynı cevapları verip duruyor. Durduk yere hesap kapatıp üzerine kimlik kabul etmiyorlar ne kadar rezil bir iletişim bölümü var anlatamam. Bir de bu kadar büyük bir kurum.
ilk çıktığında ne güzel eski arkadaşları akrabaları bulduk dediğim platformdu. Baktım sonra yok kim ne göndermiş yok hangi oyun daha güzelmiş deyip bağımlılığa sarmaya başladığında kapatıp 5 yıldır kullanmadığımdır.
Bir yere yaptığınız yorum çat diye bütün eş dost akraba pederin amcasının ana sayfasına düşüyor. E haliyle bir sikim paylaşılmıyor. Kendi kendini bitirdi bu özelliği ile.
video paylaşımlarında sesi kısmama rağmen tekrar girildiğinde son ses açarak beni sinir eden sosyal paylaşım sitesi. zaten iyice emeklilere yaşlı amca teyzelere hizmet veren bir ağ haline geldi. iş ile ilgili duyuruları takip etmek zorunda kalmasam kapatacağım da neyse.
Hesabımı bir süre önce dondurmuştum. google da ismimin yanına facebook u ekleyerek arama yaptım şimdi.
Profilimin gözükmemesine rağmen tüm beğenilerimde ismim çıkıyor.
Yani razor u beğendi şuraya gidenleri beğendi vs.
Ya lışlıkla ters bşey beğensek google da ismimizle beraber o boktan şeyler gözükecek.
"Sakın burayı bırakmayın" moduna girmişler.
Whatsapp ı da sildim batırıcam seni mark.
Bugünlerde popülaritesi düşmüş olan sosyal medya platformu. Bunda anne baba ve akraba istilasının da çok büyük katkısı var. Zaman artik twitter ve instagram zamanı.
enteresan platform. aslında platform normal ama bizim insanımız manyak. şöyle ki;
az önce bir tanıdığım babasının vefatını paylaştı. tabi ben de dahil bir sürü insan "başsağlığı" diledi falan. sanal şeyler işte. ama aynı insan 10 dakika sonra "konya sevdalıları" sayfasında gülücüklü bir şey paylaştı...
manyak mısınız lan siz? dengesiz misiniz olum? şuursuz musunuz? bu nedir lan?!
hepsi manyak bunların....
var olan görevim dolayısıyla ne yazık ki donduramıyorum ancak feyse her girdiğimde sinirlerim nedense hopluyor.
türk milliyetçisi görüşlü birisiyim. arkadaş listemin çoğunluğunu türk milliyetçileri oluştursa da, hatrı sayılır düzeyde chpli ve akpli de var. siyasetten hiç haz etmeyen türkçülerin sayısı da önemli bir yer tutuyor.
feysbuku genelde iletişim amaçlı kullanıyorum ancak anasayfa açık olduğu için birtakım paylaşımları da görüyorum. her gördüğümde de sinirlerim hopluyor. aynı ocakta çay içtiğimiz adamlar birbirine düşmüş. birisi ümitçi diğeri devletçi.
ümitçiler akpliler ile bir hareket etmenin vatana ihanet olduğunu söylüyor. bahçeliciler devlet zekası deyip, bunun başkanlık oylaması olmadığını savunuyor. arada zirilyon tane durum var. her iki grup birbirine saydırıyor da saydırıyor. türkçüler, aha milliyetçi parti dediğiniz omurgasızların durumu diyor başka bir şey demiyor. akpliler tam bir fiyasko ne dediklerini anlamıyorum. tam bir yazım hatası uzmanılar. chpliler, mhplilere sallıyor; akplilerden daha çok.
ve öyle de bir ortamda yetişip, büyüdüm ki çevremin çokluğunu bunlar oluşturuyor. ''ülküsüz insan çamurdan farksızdır'' görüşüne sahip olmam da diğerleriyle ilişkilerimi belli bir noktaya indiriyor.
hakkıyla, doğrusuyla, yanlışıyla bir ülküm var. bu millet için uğraşacağım dedim daha küçükten. yine doğrusuyla, yanlışıyla; konferans salonlarında, sokakta, internette, yardım oluşumlarında bu millet için uğraş verdim. kurumların önemi yok önemli olan bu millete hizmettir, hizmet noktasında bunlar yalnız araçtır düşüncesini kendime şiar edindim.
ancak ilk kez, ilk kez milliyetçiler bile böylesine parça pinçik olmuşken millet dediğimiz olgudan söz edemeyeceğimiz kanısına vardım. ilk kez üzerimde bir yılgınlık var.
milletimizin tarifini yapar mısınız diyen mehmed reşad'a döndüm. nedir bu millet? açılımı nedir, tanımı nedir, ne oluşturur?