an itibariyle kurtulmak için can attıgım, kapatırsam birşey kaçırır mıyım korkusuyla uykularımın kaçmasına neden olan paylaşım sitesi ( ordan bakınca başka derdim yokmuş gibi göründüğünün farkındayım ) .
bir internet sitesinden çok, bir moda bir trenddir. bu nedenle hiçbir zaman aynı kalmaz, kalmayacaktır. sürekli bir değişim halindedir, tıpkı moda gibi... ama bunu anlayamayan bazı öküzler "niye değişti bu facebook yine yaa" şeklinde ağlamaya devam etmektedirler. madem sevmiyorsun kullanma yavşak.
kendini pazarlama sitesi "yanlış anlaşılmasın iyi anlamda da olabilir".
büyük firmaların çok insan trafiği olduğundan üstünden para kazandığı sitedir.
nefret ettiğim sitelerin başında gelendir.
yaratıcısının da muhtemelen artık sıkıldığı ve cazip hale getirmek için tabiri caizse bir taraflarını yırttığı sosyal paylaşım(!) sitesidir.
her şeyin bir ömrü var neticede fazla da kasmamak lazım.
eskiden belki iyiydi ancak artık iyice boku çıktı. bozdu diyorlar ya, hakikaten bozdu.*
yıllarca aha şimdi donduruyorum, şimdi sileceğim, yeter artık derdim. dondurduğumun 2-3 gün sonrası yanlışlıkla veya bir şekilde tekrar açardım hesabı.
1 ay kadar önce yetti artık dedim. 2 saatimi verdim, tüm her şeyi sildim. fotoğraflar vs. ismimi asfdasfdasdf şekline çevirdim. en sonda şifreyi değiştirdim, hangi şifreyi koydum onu hatırlamıyorum. sonra da şu 15 gün hesabınıza girmezseniz silinecek hedesini uyguladım. siktir olup gitti hayatımdan.
hayır abi gün boyu beraberim o facebook arkadaşlarımla. bu ayrı bir salaklık yani. lan şu bugün ne paylaşmış acaba diye gezinmek, fotoğraflara falan kaptırmak kendini. harbiden işsizlik.
işin garip kısmı, türkiye birçok ülkeye fark atmış facebook'a girmek konusunda. iş yerleri falan yasakladı insanlar işlerinden kopuyor diye. bokunu çıkarmakta üstüne yok bu ülkenin.
telefon rehberinde 300, facebook listesinde 500 arkadaşı olan insanları görüyorum. bir gün ararım diye silmediğin o numarayı hangi gün arayacağını merak ediyorum. yada 500 arkadaşın olamayacağı imkansızlığıyla ne zaman yüzleşeceğini merak ediyorum.
kendilerini tatmin etmeyen ilişkilerini sanki herşey süpermiş gibi göstermeye, bir sevgilisi olduğunu arkadaşlarının gözüne sokmaya, onları imrendirmeye çalışan insanlar görüyorum, üzülüyorum len.
penis büyütücü maillerinin yakın zamanda gazete okumak için girdiğim internet sitelerinin sağında solunda da belirmesi, okşanası egolardan prim yapmak için bire bir. yada 'burun estetiği, silikon, zayıflama hapı' gibi zırvaların talep görmesi üzücü.
facebook listemdeki herhangi bir kızı arayıp 'nerdesin?' diye sorsam eminim 'ben, x, y, z, a, b if'deyiz' demez. ama birbirlerini her dakika etiketleyip burda, şurda, orda yazanları görüyorum. 'biz geziyoruz' mesajı veriyorlar. ben hep evdeyim mesela, hiç dışarı çıkmıyorum, hiç arkadaşımda yok benim.
ben dışarı çıktığım zaman fotoğraf çekmeyi unutacak kadar çok eğlenirken, bazılarının 150 fotoğrafı 2 saate sığdırdığını görmek üzüyor beni. hayır hatıra olsun diye çekersin tamamdır. ama 'eğleniyoruz!' mesajı vermeye çalışmakta neyin nesi? ne arada eğlendiniz? bu arada dans etmenin amacı; dans etmektir. poz vermek değil.
keşke hiç facebook'u kullanamayacak kadar dolu bir hayatım olsa. oturup bilgisayarı açıp, internete giremeyecek kadar dolu olsa hayatım. dimi?
bazen kapatmak istediğim, ancak bazı etkinliklerden ancak öyle haberdar olduğum ve bazı kişilerle de iletişimimiz sadece o yolla olduğu için * kapatmadığım, iletişim aracı.
sosyal paylaşım sitesidir. insanların olmak istedikleri kişiliklere bürünebildiği haliyle kendilerini kaybettikleri gereksiz paylaşım sitesidir. insanların ne yaptıklarını, dün nerede olduklarını, yarın ne yapacaklarını, o an ne hissettiklerini yazdığı kişilik pazarıdır.
o kadar hızlı değişiyor ki yetişilmiyor.
birdenbire değişti ben de anlamadım ne olduğunu. fotoğraflara tıkladığında daha büyük çıkıyor ve yorumlar yanda oluyor. (belki önceden vardı, ben yeni geçtim bilemedim.)