uzun yıllar evvel, hatta bursa tayyare kültür merkezi'nin ilk açıldığı yıllarda, civardan geçerken içeride bir resim sergisi gördüm. o kadar boştu ki, bu boşluktan olsa gerek boş vaktime de güvenerek dolaşmak istedim. resimleri o denli derinlemesine incelemeyip geçtikten sonra, karşı masada oturan ve yanındakinin kulağına bir şeyler fısıldayan bir adam dikkatimi çekti. görme engelli olduğunu farkettim. etrafında kimse yoktu ama bir masada oturmuş bekliyordu. yaklaştım adama doğru. zaten ayak seslerimden, farketti yaklaştığımı. ''merhaba hoş geldin'' dedi. aslında şaşırdım. adamın ne kim olduğunu biliyordum, ne de orada bulunma sebebini. ''hoş bulduk'' dedim. bir süre havadan sudan konuştuk. sonra kendisi bana ''sana bir şey çizmemi ister misin?'' dedi, öylece kaldım. ''ta ta tabi'' çıkıverdi ağzımdan.
önüne kağıdı çıkardı, kocaman bir eğimli çizgi çekti, başta anlam veremedim. lakin öyle ince bilek hareketleriyle, öyle güzel düzenledi ki, donakaldım.
altına da şöyle bir imza attı karakalem çalışmasının.
kendisi italyaya gönderilmiş, üzerinde araştırma yapılmış, sadece dokunarak bir mekanı çizmiş hem de çizerken tüm "gören" ressamların düştüğü yanılgıya düşmemiş, dolayısıyla tüm bilim adamlarını hayrete düşürmüş kişidir. bu kişinin resim çizerken normalde gören insanların beyninde çalışan noktasının bir hayli çalıştığı ise bir başka şaşırtıcı noktadır. "hissederek gördüğünü" belirtir, çoğu bakarak görme yetisini kullanan insanların aslında görmediklerini bizlere göstermiştir.
görenleri hayrete düşüren sayısız çalışması olan, doğuştan kör olup körler alfabesini 30'lu yaşlarında öğrenen, ingiliz bilim dergisi new scientist'in, hakkında "görmeden görmek" başlığıyla üç sayfa ayırdığı ressam.
çizerken, ağzımızın yavaş yavaş açılmasına sebebiyet veren müthiş ressam.
harvard'da uzun uzun incelenmiş, beyninde, olmaması gereken, olağanüstü hareketlilik tespit edilmiş ve floransa'nın mimarisi ile şaşırtan binasını eliyle yokladıktan sonra çizebilmiştir.
üniversitelerde gezmiş, abd, italya gibi pek çok ülkede bulunmuş olmasına rağmen türkiye'de tanınmaz, medya da sallamıyor zaten.
hakkında sadece 3 entry girildiğini görünce sözlüğün ve hepimizin ayrı ayrı sorgulanmasını gerektiren kişi. amerika üniversiteleri bu adamı bulup *, amerikaya götürüp, inceleme yapmışlar. ögrencilerine anlatmışlar. discovery belgeselini yapmış.
hayatı boyunca görmediği nesneleri çizmek bir yana, bilim adamlarına göre bu kör ressamin sahip olduğu perspektif yeteneğidir asıl söz konusu olan.
1994 senesinde senesinde Joan Eröncel isimli 30 sene evvel Türkiye'de evlenmiş Amerikalı bir hanım ile tanışır. Joan, onun eserlerinin mükemmelliği karşısında hayran olur ve ona yardım etmeye karar verir. Hatta onun adına bir internet sitesi açar*
dokunduğu cisimleri birebir çizen muhteşem yetenek ayrıca discovery de bir belgeseli yayınlandı. http://www.youtube.com/watch?v=YO4SMfCq5lo
Kendisi bir dönem kültür bakanlığında çalışırken 3 gün ayağındaki sorun yüzünden işe gidememiş ve dönemin kültür bakanı *tarafından işten atılmıştır.