Her ne kadar gay olan yakisikli erkekleri "sen benim hakkimsin ulan!" seklinde tokat manyagi yapmak istesem de escinselligin tercih meselesi oldugu kanisindayim.
eşcinsel olduğunu düşündüklerinde binbir takla atıp inkar etmek, yakın arkadaşının gay olduğunu bile bile seni başkalarına karşı savunması, hayatını olmadığın biriymiş gibi yaşamak, çoğunluğa uymaya çalışmak... hayatı ''normal'' bir insanın yaşayacağı zorlukların 5-10 katını yaşayarak geçirmek. hiçbir zaman duygusal mutluluğu yakalayamamak, yakaladığını düşünüp kendini kandırmak belki de.. hep diğerlerinden daha çok çalışman gerektiğini düşünmek ki, sırf diğerleri tarafından dışlanmayacağın özelliklerinin olduğunu göstermek için... hayatını devam ettirmek için hep güçlü durmaya çalışmak, yüzüne o yalancı gülümsemeyi koymak, yalnız kaldığın anda çökmek.
eşcinsellik cinsel tercih veya sapkınlık değildir. eşcinsellik, nispeten anne karnındayken gelişen olaylara bağlı bir durumdur. insanlığın var oluşundan itibaren vardır. böyle bir toplumda (ben eşcinselim diyeni boğazlayan) eşcinsel olmak sizce tercih edilebilir birşey midir? bu insanın biyolojik cinsel yönelimidir, kişinin kendi bedenine benzeyen bir bedene ilgi duyması.
''Nasıl anlaşılır?'' derseniz, parmak boyu genelde hormonlara bağlıdır ve eşcinsellik de hormonlarla ilgili olduğu için parmak boyundan eşcinsellik tanısı konabilir. ispatlanmamış olup anketlerle de doğru olduğu düşünülen bir kanıya göre, erkeklerde işaret parmağı yüzük parmağından daha uzunsa yüksek ihtimalle gay. bazı gaylerde yüzük parmağı uzundur, bu ise eşcinselin sayısal zeka bakımından çok iyi olmasını sağlayan hormonal bir durumdur.(anne karnında testeronun bebeğin beyine gitmesi)
kişinin duygusal ve cinsel ilgisini hemcinsinde yaşamasıdır. kulaktan dolma bilgilerde olduğu gibi ne hastalık ne sapkınlık ne de psikolojik bir sorundur. dünya sağlık örgütü (bkz: who) tarafından 1993 yılında araştırmaların sonucu olarak hastalık sınıfından çıkarılmıştır. kişilerin biseksüel doğduktan sonra tamamladığı bir yönelimdir. belki heteroseksüel de olabilirdi ama eşcinsel olmuştur. çünkü öyle olmalıdır.
ayrıca eşcinsellik; artabilen, azalabilen bir durum değildir. her zaman normal seyrinde ilerler. Ama görünürlük arttı diyebiliriz ki artmalı da. tedavi edilebilmesi gibi bir durum da söz konusu değildir. "ama benim dayımın oğlu, amcamın kızı tedavi oldu iyileşti" gibi hikayeler vardır. o insanlar iyileşmemiştir kaldı ki hasta değillerdir. sadece toplumun baskısından kurtulmak için kendini gizlemeye karar vermiş olabilirler.
bana ve daha bir çok insana göre eşcinsellik bir hastalıktır. Bunu cinsel eğilim olarak açıklamak, cinsel eğilimdir demek saçmalığın ötesi değildir. Ha derseniz ki dünya bunu hastalık olarak kabul etmiyor; eyvallah derim lakin ha dünya sağlık örgütü tek başına eşcinselliği hastalık olarak görmese de bir semptom olarak görüyor.
HAYVANLARDA GÖRÜLMEZ. SOSYAL iLiŞKiNiN ADINA EŞCiNSELLiK DEMEK DE EŞCiNSELLERiN YA DA ENTELLERiN iŞiDiR. O EŞCiNSEL DENiLEN HAYVANLAR ÇiFTLEŞME MEVSiMi GiDER KARŞI CiNSiYLE ÇATIR ÇUTUR SEViŞiR.
Dünyaca ünlü klinikler, psikologlar, psikiyatristler ve insan vücudu ve beyni üzerine kafa yorup araştırma yapmış bilumum insanlar "hastalık" statüsünden çıkarmışken hala sözlük silahşörlerinin "rahatsızlık" olduğunu iddia edip tüm bu profesörlere acı (!) birer ders verdiği cinsel yönelim.
Kapatın ulen tıp fakültelerini, kapatın ulen hastaneleri.
bir kısmı kendi tercihi ama önemli bir kısmıda kendileri istemeden zamanında uğradıkları taciz ve dışlanmanın sonucu kurbanı olurlar. bunu marifetmiş gibi anlatana kızarım ama bu duruma düşürülüpte dışlanalara kızamıyorum üzülüyorum.
homofobiklerin sürekli ibine gibi yakıştırmalarda bulunduğu yönelimdir. karısının grup fantezilerine engel olamayan bir birey çokça laf atar eşcinsellere. sebebi bir çok kadının fantezilerinde eşcinselliğinde bulunması.
hastalık olduğu iddiaları seneler öncesinde kalmıştır. fakat buna rağmen hala 'tedavi edebileceğini' söyleyen psikolog/psikiyatrlar bulunmaktadır. itibar etmeyiniz.
eşcinsellik tedavi edilmesi gereken bir hastalık değildir. zira hastalık değildir.
tercih hiç değildir. o yüzden 'cinsel tercih' dememiz yanlıştır. doğru söyleyiş şekli; 'cinsel yönelim'dir.