Ezel dizisi ihanete uğramış en yakınlarından, dost bildiklerinden kazık yemiş kişilerin ruh halini anlatan bir dizidir. Hikaye bilindiktir. Eysan onu sever ama parayi daha çok sever diğer canım dediği arkadaşlarıyla bir olup onu satar. Olaylar böyle gelişir. Hikayeden sonunu merak eden arkadaşlar için o intikam almaksa alınır fakat yine mutlu olunmaz. Dayının da dediği gibi insan nereye giderse gitsin nerede mutlu olduysa oraya döner. Herkes evine döner. Aklı orada kalmıştır. Ezelde herşeye rağmen eysana döner. Bir tren de bası eysanin omzunda ölür. Bu hikayeden çıkarılacak ders çoktur. Fakat beni en çok etkileyen ve kendi hayatım da da gördüğüm bir kere yara alınmışsa ne olursa olsun kapandı sanırsın ama izi kalır. Intikam almak bile insanı mutlu etmez.
dizinin sonu ne oluyordu? yıllarca enayi yerine konulanın lehine bir gelisme oluyor muydu ve rüzgar tersine esip devran baska türlü mü devam ediyordu şam şeytanlarının ete kemige bürünüp insan sıfatında gezenleri icin pek hatırlamıyorum. sonunu hatırlayıp hatırlatmaya vakti olanlar paylasırsa sevinirim.
Mümkün olduğu kadar türk dizilerinden ve dahi televizyondan uzak durmaya çalışan biri olarak diyorum ki; Türk dizi tarihinde açık ara bir numaradır.
Yakın nbir dostumun tavsiyeleriyle gönülsüz bir şekilde "Gene mi yüz değiştirme intikam falan filan" diyerek yaklaştım ama, Biraz bakınca senaryonun ve özellikle Tuncer Kurtis önderliğinde oyunculukların gayet iyi olduğunu fark ettim.
Çıkış noktasını Monte Kristo Kontu'ndan alan dizi hakikaten başka bir klasmana aitti diyebilirim.
Tabi ki en can alıcı detay (bkz: )ramiz karaeski
insan doğasındaki ihaneti ve çıkar sevdasını öyle bir vermiş dizi ki izlerken ben ihanete uğramış gibi hissediyorum, tüm çevremdeki insanaların ne pahasına değişebileceklerini düşünüyorum beni. iyi hoş ama böyle kötü etkileri olabilecek sıkı bağlayan yapım.
2011'de final yapmış olmasına rağmen bugün hâlâ izlenen efsane dizi. Hatta bana göre Türkiye'nin en iyi dizisi veya en iyi ikinci dizisidir. En sevdiğim karakter ise Haluk Bilginer'in canlandırdığı Kenan Birkan karakteridir.
6. Bölüm bitti ama eysanin orospulugunu göremedim açıkçası.
Insanlar tuhaf he,lafa gelince sevgilisi için arkadaşlarını satti edebiyatı yapar insanlar icin,kardeşini ölüme yollayamayan eysani orospu ilan eder.
Kardeşini kurtarıp en azından gitmek istemiş cengiz piçi tehditle şantajla kızı avcunun içine almış beni birakirsan polise giderim diye.
Kız zaten hep yeniden başlamak başka bi hayat yasamak istemiş.
Evet omeri mahvoldu ama önce cinayet olacağını bilmiyordu,sonra yine babası davaya hasta kardeşini getirip kızın vicdanını ezdi.
Şu bölüme kadar ben şahsen hayati mahvedilmis bi kız gordum.
Orospu insanın içinde olur,kızın yakasını kötülük bırakmıyor ki o nasıl kaçsın.
Ne bileyim bu bölüme kadar ben orospuluk göremedim. Tek taraflı bakmayalım.
en sevdigim sahne ezelle sekiz koridor sahnesi video yuklemede sorun oldugu icin yukleyemedim.
sanirim kivanc tatlitugun en iyi performansi 100 kilo ustu en kilolu hali.
dizinin en durgun zamaninda sekiz karakterinin birden diziye girmesi beni heyecanlandirmisti.
Asla Türk filmi-dizisi izlememe konusunda katı kurala sahip biriydim fakat sıkıntıdan ve izlenebilecek olarak düşündüğüm herşeyi bitirip yeni birşeyler aramam sebebiyle birçok kişinin yıllardır iyi iyi diye söyleyip durduğu bu diziyi "ya bu kadar insan yanılıyor olamaz, hepsi zevksiz olamaz" diyerek ilk 2 bölümünü izlemek gafletinde bulundum.
Türk filmi ve dizisi izlememe fikrimde ne kadar haklı olduğumu en iyi Türk dizisi denilen bir diziyi izleyerek anladım.
Abi basit, gereksiz bir sahneyi 15 dk'da gıy gıy iç karartan müzik eşliğinde manalı bakışlarla vermek nedir ya. Ey yönetmen senarist vb. siz şu sahneleri izlerken içiniz bayılmıyo mu.
Müzik, müzik, müzik, gözleri kısıp bakmalar, dalıp gitmeler müzik, müzik...
Kaybettiğim 3 saatimi biri bana geri versin lütfen.