kenan imirzalıoğlu, bu akşam yine gösterdiği üzere, "selvi boylum al yazmalım"'ın finalindeki ağlama sahnesinde döktüren ve oyunculuğunun doruklarında gezinen kadir inanır'a nispet yaparcasına her defasında onun kadar güzel ağlayabilmektedir ilgili sahnelerde.
"Acı hayat'ta sık sık gördüğümüz ve "Ezel" dizisinde de görmeye alıştığımız bu olağanüstü gerçekçi ağlama sahneleriyle, ne kadar içten bir duygusallıkta oyuncu olabildiğini, rolünü ne kadar içselleştirdiğini göstermektedir sesiyle, jest-mimikleriyle ve dahası ne varsa...
serdar'la hayvani bi plan yapan cengiz oyuncu herife bir dinleyici takmayı akıl edememiştir. ayrıca oyuncu eleman nasıl bi zeka düzeyine sahipse artık takım elbisesini giyerken etiketi üstünde unutmuştur.
dizinin temposunun bu bölümde düştüğünü söyleyip "bu dizi de tavsadı, baydı" vs. diyenler!
a kuzum hangi maçın 90 dakika aynı tempoyla sürdüğünü gördünüz?
az rahat olun, mahalle kavgası değil "dizi" izliyorsunuz, sürekli heyecan olur mu be ya!
ezel in oynanan oyunu farketmesi,akabinde adamın karısını rehin alması dizinin en güzel hareketiydi bence. Nasıl bi dizidir bu ya her bölümünde farklı bir şey. *
bu bölüm diğer bölümlere göre daha ağır tempoda geçen dizi. geçen bölüm yazılan entry sayısı ile bunu çok rahat görebiliriz. sadece tefo nun sahnesi ile koskoca dizi biticek anlaşılan.
Rol almış olduğu gerek dizi gerek sinema filmlerinde başarılı işler çıkarmış olan kenan imirzalıoğlu'nun kariyerine bir hüsran olarak gireceğini düşündüğüm, flashback tadında zenginleştirilmiş, fakat içi boş, kalitesiz yapım.
19. bölümünün daha ilk sahneleriyle yine anladık ki, bir saniyesini bile kaçırmamaya azmederek, gözünü kırpmadan yerli dizi izlemek bir hayalse, ezel bu hayali gerçeğe dönüştüren yegane dizidir.
6 erkek karakterin başrol mükemmelliğindeki oyunculuklarıyla, izleyenleri koltuğuna çivileyen ezel'e bin selam olsun... yaşayın be! Pazartesi akşamlarının bir anlamı var sayenizde...
barış falay ve tuncel kurtiz için izlenilebilir dizidir. bir aralar aliye dizisinde gözüme çarpan bir karakterdi "müco". ekranda tesadüf görmemin sonucu sırf o karakteri izlemek için diziyi takip eder olmuştum. sonradan dedim ki adamın daha ilk yapımlarından birisi, çok yazık olmuş, bu rolün üstüne artık kolay kolay çıkamaz. şimdi ise usta oyuncu barış falay "müco" yu bile 4'e katlayacak bir rol ile oyunculuk hayatına devam ediyor.
tuncel kurtiz ise ayrı bir olaydır. üzülüyorum, çoğu yeniyetme, dünyadan bihaber yaşayan insanlar daha ilk kez bu diziyle tanıdı tuncel kurtiz'i. dayı dayı diyerekten pek bi bağırlarına basar oldular. acaba dayıııı dayıııı diye ortada dolaşanlar tuncel üstadı hiç fatih akın yapımı olan "yaşamın kıyısında" filminde izlemişler mi, yada "hoşçakal yarın" filminde o hakim subay rolünü, bir "istanbul kanatlarımın altında" filminde topal recep paşa rolünü, yada ne bileyim "sürü" filmini.
dayıııı dayııııı diyorsunuz ama , bu adamın dayı olmadan önce 50 kere baba olmuşluğu vardır.
politik olmaması hariç kurtlar vadisi'yle nerdeyse aynı konuyu işleyen dizi. benzer karakterler şu:
1) ezel'deki ramiz dayı * = kurtlar vadisi'ndeki seyfo dayı *. ikisi de mahalle kabadayısıydı.
2) ezel bayraktar (ameliyat öncesinde ömer) ve polat alemdar (ameliyat öncesinde ali)'ın ikisinin de yüzünü ameliyatla değiştirip farklı kimliklere bürünmesi
3) eyşan * = eylül *. ikisi de kimlik değiştiren ana karaktere aşıktı
4) hem ezel, hem polat'ın mafyada ilk ortak işinin kumar olması
5) Polat mafyaya seyfo dayının desteği ve Çakır'ın * güvenini kazanarak girmişti. Ezel de Ramiz dayının desteği ve Cengiz'in * güvenini kazanarak mafyaya sızdı. burada süleyman çakır = cengiz atay
6) Eyşan Ezel'e aşık olunca ne yaptı; sık sık Ömer'in mezarına gitti, ağladı. Elif, Polat'a aşık olunca ne yaptı; sık sık Ali'nin mezarına gitti, ağladı. Her ikisi de bu yeni aşkını sorguladı, kabul etmek istemedi. Kendinden kaçtılar.
7) Kurtlar Vadisi'nin Seyfo dayısının yeğeni Güllü, Ezel'de Ramiz dayının manevi oğlu Tefo'yla aynı.
8) son olarak ezel'deki kerpeten ali *, kurtlar vadisindeki memati baş'a * benzemiyor mu ?
son olarak senaryo derinliğinde kurtlar vadisi; Kurgu, görüntü, müzik, oyunculuk konusunda da bu dizi daha önde.
Sabah gazetesi tv eleştirmeni Yüksel Aytuğ da Ezel'in kalitesine hayranlığını şöyle dile getirmiş:
"Mesele, insanları pazartesi geceleri sokağa çıkmaktan alıkoyan, salı sabahları dost meclislerinde konuşturdukça konuşturan bir dizi yapmak... "Ezel" reyting matematiğine göre kurulan, kurgulanan bir dizi değil. Onun kendi felsefesi var. Ne bileyim, mesela jeneriğin, dizinin ortasında girmesi bile enteresan... Diziyi çekici kılan en büyük etken ise her türlü sürprize açık olması... Tam, "Bu adam bitti artık" dediğiniz anda karşınıza bambaşka bir entrika çıkıyor. Televizyon karşısındaki izleyici "sürpriz" bekler. Sonu başından belli hikayeler, "beylik" diyaloglar, insanda hep başka kanala geçme, yeni maceralar arama arzusu uyandırır. işte "Ezel" buna asla izin vermiyor ve sürpriz bekleyen izleyiciyi adeta ekran başına mıhlıyor. Ben bir dizinin "etkisini" ölçmek için sadece reyting rakamlarıyla yetinmem. Sokaktaki insan diziyi konuşuyor mu, en çok ona bakarım. Bizim gazetenin altıncı katında pek çok cep telefonu "Ezel"in jenerik müziğiyle çalıyor. Hatta Sinan Özedincik'in telefonu çaldığında, "Ezel"in müziğiyle birlikte Ramiz Dayı'nın "Telefona baksana kardeş" cümlesi duyuluyor... Ben "fenomen" diye buna derim kardeş!..
şuan Türkiye'deki en iyi dizidir açık ara. ne bir kitaptan uyarlanmadır, (bkz: Aşk-ı Memnu) ne de yabancı dizi uyarlamasıdır. Adamlar yapmış yeğen. Hangi dizide gördük biz '12 saat önce' '4 saat önce gibi' şeyleri. Ya da hangi dizide gördük bu kadar entrikayı. Uzatsınlar diziyi uzatabildikleri kadar biz izleriz yine de.Oyuncularıyla senaryosuyla harika bir dizi
Bu arada 19. bölüm fragmanıyla çılgın attırmış dizidir kendileri
19.bölüm fragmanıyla yine yürekleri hoplatan dizi. Her hafta sinema tadında bölümleriyle bizlere gerçek bir dizi ziyafeti çeken Ezel, fragmanlarıyla bile bas bas bağırıyor: "ben sizin izlediğiniz yerli dizilere benzemem" diye!...