takip ettiği son türk dizisi tatlı hayat olan biri ve söz konusu dizinin ne konusu ne de karakterleri hakkında en ufak bir fikri olmayan biri olarak bu dizinin sanırım "özet" tabir edilen kısmının bir 10 dakikasını izlemiş bulundum. (daha da uzun sürdüğü söylentileri var etrafta)
öncelikle dikkat ettiğim en önemli ve tek değineceğim nokta, karakterlerin shakespeare'vari tümceler kurup, kelimelere yaptıkları abartılı vurguları oldu. insan aşağılık kompleksine girer lan neden ben bu kadar albenili tümceler kuramıyorum diye. sanki tiyatro oyunu izliyormuşum gibi geldi o on dakikalık süre. oyunculuklar iyidir senaryo iyidir bu konuda bilgi sahibi olmadığım için bir şey söyleyemem tabi ama sözünü ettiğim nedenlerden dolayı dizinin inandırıcığı konusunda şüphelerim var.
kenan imirzalıoğlu, "eyşan-ezel mezarlık sahnesinde" yine şanına yakışır bir oyunculuk dersi vermekte, "rolünü yaşarcasına bakan gözleriyle"...
"bu ülke bir aktör daha kazandı" diyordum epeydir, artık ölsem aksini iddia etmem, edeni hedelerim!
sezon finali şuana kadar oldukça başarılı giden dizi.
--spoiler--
Bizim tevfikin şebnemle buluştuğunda, siyah ceketli elemenla bakışması, bünyede yoksa tefo casusmuydu başından beri diye şüphe uyandırtmıştır. Ezel de heralde eyşandan ayarı ve tehditi yedikten sonra yine söylemeyecek gibi Ömer olduğunu.
--spoiler--
deliyürekleşmesine engel olunamayan dizidir. imirzalioğlu'nun kaderi bu demek ki. ne kadar farklı yola gitse, senaryo nasıl bambaşkalaşsa da dönüp dolaşıp topa tüfeğe bağlamakta. dünya yuvarlak elbet, kaçarı yok.
türk dizileri ve sinemaları şu klişeden sıyrılsın artık kardeşim. hiçbir şakağa dayanmış, gırtlağa dayanmış tabanca patlamaz, patlatılmaz. zira katilin önde gideni bile hasmına 1 metreden fazla yaklaşmaz, o kanın müptelası olmadıktan sonra.
sadece 10 dakika sonra...
şimdi de kerpeten ezel'in alnının çatısına dayadı silahı. sıkıysa çeksene lan? bir kere tamam, iki tamam, beş tamam ama artık komik kaçıyor. gerçi ben izlemiyorum, tamamen gözlem amaçlı...
eyşan tam kafayı sıyırdı, rahatladık aradan çıktı derken hatun zeytinyağı gibi üste çıkmış, utanmadan kendini haklı duruma geçmeyi başarmıştır.
--spoiler--
an itibariyle kenan'ın adamları da ezel'e ayarın allahını vermektedir. bu herifin söyledikleri doğru olmuş olsaydı bir önceki sahnede conversli mal 'asıl kenan bey bize yarın teşekkür edecek.' deyip yavşak yavşak sırıtmazdı. zira az önce sakallı herif ezel'e baharı vuran katili * işten çıkardıklarını söylemiştir.
--spoiler--
geçen haftaki bahar'ın herkesle teker teker, 'herşeyden kurtulucaz, artık iyi adamlar olacaz.' minvalinde konuşmaları bana alakasız birşey hatırlattı. çok çok eski bir zamanda atv'de 'artık çok geç' isminde bir film gösterilmişti. öncelikle filmin müzikleri çok başarılıydı ve fikret kuşkan oynuyordu ama konumuz bu değil. neyse filmin sonunda fikret kuşkan bütün serseri arkadaşlarını yanına topluyor; 'bak ahmet sen pazarcılığa döneceksin, mehmet'i de yanına alacaksın. sende okula döneceksin. herşey güzel olacak artık serserilik yapmıycaz.' tarzında bir konuşma yapıyordu. o grupta da cengiz gibi bir arkadaşları eksikti (ancak o eşcinseldi ve arkadaşlarından kaçmıştı) yalnız asıl benzettiğim yön fikret kuşkan'ın da bahar gibi sokakta üç yada daha fazla kurşunla vurularak öldürülmesiydi. uzun lafın kısası ezel senaristlerinin geçen bölümde artık çok geç'e selam çaktığını düşünüyorum.
(bkz: kıçından bağlantı uydurmak)
ek: yazarın burada anlatmaya çalıştığı şey ezel senaristlerinin arakçılık yaptığı değil, sadece senaristlerin çok bilinen bir klişeyi kullanmış olduklarıdır. vurulan bahar'ın üstündeki beyaz elbise de işin cilası olmuştur. hem böyle bir son olmasa onu bekleyen bahar'ın çapı ne ki bizim canavarları evcilleştirmeye kalkışsın...
kerpeten ali dizide seyirci rolünde, oyunlara gelip şaşkınlık yaşıyor ya aptal halleri oluyar ya bize seyircilere benziyor. oyuncular kaliteli seyirciler de tabii ki.
bu akşam ki bölümü 2 dakika önce izlemeye başladım. oh dedim sonunda, eyşan gerçek rolünü buldu, parası bitti, kendini satmaya başlamış. meğersem oyun peşindeymiş yine motor.