nihayet türkiye de de senaryo ve çekim açısından güzel diiler yapılabiliyor dedirten dizidir. dayı karakteri bir ekol oluşturmuş ve kötü adamlarda sevilmeye başlanmıştır artık. tabi kim kötü bu çok ciddi anlamda karmaşa yaratmaktadır dizide. geçmişe dönüşler çok güzel olup bazı eksik alanları dolduruyor. ama hala ciddi bir gizem söz konusudur bu dizide.
--spoiler--
reklam arası oldu. eğer ezel cengiz'in kolundan tutup polise teslim etmezse bende büyük bir hayal kırıklığı yaşatacaktır. bakalım o sahneyi nasıl geçiştirecekler.
--spoiler--
tefo ve şebnem aşkı bu dizinin tek gerçeğidir, ezel- eyşan hikaye. herkesin birbirine şerefsizlik yapma yarışına girdiği dizide tek dürüst onların ilişkisidir. insanın içini acıttılar be.
ayrıca babacık bu akşam bir babanın kızına yapabileceği şerefsizlikler resitaline de devam ediyor.
ona mı takıldın yeğen diyecen ama ezel'in eyşan'ın karşısında zangır zangır titremesi ve akabinde filmlerde dizilerde gördüğümüzün aksine ezel'in yatakta yüzükoyun, eyşan'ın da elinde keyif cigarası eksik halde sırtüstü uzandığı; sanki ezel'in eyşan'ı değil de eyşan'ın ezel'i... yani, evet öyle bir dizi bu. kenan yakışıklı çocuk olmasa, eksi manyağı yapılmayacağımı bilsem bişi diyecem ama...
şurası da var ki dizinin en başında konu neydi hacı? intikam değil miydi? n'oluyo şimdi peki? bir de bölüm sonunda "ben şunu şunu biliyordum o yüzden böyle böyle yaptım" demiyorlar mı, ona yarılıyorum ben. boğazını sıkmayıp bıçağı dayayaydı ne olacaktı ramiz dayım, pişmaniye bıyıklım?
--spoiler--
tefo otogarda tuncel kurtizin dokunaklı mısraları eşliğinde mahsun mahsun yıllar önce geldiği şehri terkederken, arkasına bakar beni uğurlamaya gelen birisi var mı diye; ama yoktur. o otobüse bindikten sonra şebnem duvarın arkasında belirir ağlamaklı gözlerle. güle güle bile diyememiştir yanına gidip, çünkü tefo ''aklım burada kalırsa yakarsın beni'' demiştir.
--spoiler--
ah ulan ah. açtırdınız ya bana rakıyı; helal-i hoş olsun size...
türkiye ' de yapılan en iyi senaryolardan birisi olan dizidir. sahneleriyle insanları gerçekten duygulandırdığı bir gerçek bu akşam. türkiye ' de böyle işlerin olması çok iyi. en azından aynı şeyler sürekli ısıtılıpp verilmiyor seyirciye. her bölüm ayrı heyecanlı vede ayrı esrarengiz, normalde tv izleyen birisi değilim ama ezel' i kaçırmıyorum nedense.
- dayı, sevenimiz kadar sevmeyenimiz var, senelerce aynı bayık dizileri izlemekten usanmayanlar sıkılmışlar bizden.
- türk milletine bir şey beğendirmek zordur yeğen. evinde tüplü tv vardır, komşunun lcd'sini beğenmez "bunun led'i yok muydu" der.
- reytingler düşüşte dayı!
- "türk malları" çoktur yeğen "arka sokaklarda"... bize "kendi mahallemiz" yeter!
- dayı senin güzelim sözlerine, benim burnuma takanlar var, hem de az değil!
- cin ali'den beri kitap okumayana benim sözlerim ağır gelir yeğen, basmaz kafaları! ha seni de yakışıklı bulmayıp burnuna takanlara kolun girsin daha ne deyim!
sabahları poğaça aldım amcanın "yeğen" kelimesinin diline pelesenk olmasına vesile olan dizi.öle ağzı dolu dolu bir yeğen diyor ki bu kelimeyi bunca yıldır kullanmamanın özlemiyle.
29.bölümün hemen başındaki "ezel'in ali'den hesap sorma sahneleri" olağanüstü güzellikteydi, abartısız sinema tadındaydı.
kenan imirzalıoğlu ve barış falay karşılıklı döktürdüler. ezel'in gözündeki o intikam ateşi, ömer'in mahzun yanıyla birleşince "buruk bir öfke patlaması" yaptırdı kendisine. ali ise pişmanlıktan ölmek istercesine bitkin, çaresiz...
dedim ya, olağanüstüydü bu hesaplaşma...
gerisi teferruat.
manitanin yaninda tokat ceryan etmesi nahoş oldu. tefonun sebnemi goturmesi cok daha nahoş oldu. o yuzden tefo gitsin ve gelmesin. ayip denilen bir sey var kardesim...
kaç haftadır kesintisiz yayınlanarak bizleri mutlu eden ve türk malı, arka sokaklar gibi dizi hedelerini reyting yarışında artık geçmesi gereken dizidir.
(bkz: hadi türk halkı yanılt bizi)