yine güzel bir bölümle devam eden dizidir. çoğu bölümde, daha doğrusu ilk bölümden beri, lost dizisinin yatığı gibi "gizem" faktörüyle türk izleyicisini fethetmiştir. buna oyunculuklar, kurgu, güzel müzikler ve güzel bayanlar da eklenince türk izleycisinin (tabi elindekiyle yetinmeyi bilmeyen ve hiçbirşeyi beğenmeyenler hariç) gurur duyduğu bir dizi haline gelmiştir. herkeste korku vardır ki bu böyle devam etmeyecek ve bunlar bozulacak, diğer türk dizilerinde olduğu gibi. diğer absürd, tırt türk dizi ve filmlerine o kadar alışmışız ki bu dizinin böyle gitmesi, aman bu bölüm aman şu bölüm bozulacak diye bizi korkuya sefkedyor. ama görünen o ki 18 bölümdür bu kalite hiç aşağıya inmedi. bundan sonra da inmeyeceğini ümidediyorum.
18. bölüme gelirsek ;
-ramiz dayının herkesi yine ters köşeye yatırdığı bir bölüm oldu. ama olan yine kerpeten (eben) aliye oldu. gerçi gene kendisi kaşındı. aslında her bölüm bir ters köşeye yatırma olayı olmakta, bu kez bunu yemeyeceğiz diyoruz ama işini yapanlar o kadar iyi yapıyor ki yine yuttuk bu zokayı. gerçekten de dayının güçsüzleştiğini sandık. ama bölüm sonunda ortalığın tozunu attı yine.
-bu ezelin de habire tefo'a diklenmesi de sinirimi bozmaya başladı hakikaten. ne istiyorsun kardeşim adamdan? dznin en harbi adamlarından bu tefo karakteri. mimikleriyle de çok başarılı.
-cengiz karakterinin geri döneceğinin sinyallerini aldığımız bir bölüm oldu bu bölüm. bence çakkallar (eyşan-ali-cengiz)içerisinde en tehlikelisi o. bana en zekisi o gibi geliyor. onu güçsüzleştiren ve ömere ihanet etmesinin nedeni olan şey eyşana duyduğu aşktı. onlan da düşman gibi oldular artık. yanlız bu karakterle ilgili anlamadığım bir şey var. bu adam serdarı elini koymuş gibi nasıl bu kadar kolay bulabiliyor? gerçekten ilginç! serdarla ikisi elele verdimi, ezel-eyşan-ali üçlüsünü sikertir bence (the war is coming locke) ama bir dayı gerçeği de var tabi. kendisi de ezel'e destek vereceğinden, uzun vadede pek şansları yok gibi.
-bu bölümde görülen sırp katil de çok tırt çıktı bence. mal gibi arabasından çıktı ve girince de şapa oturdu.
-bölüm içerisinde önce dayının, sonra başka bir yerde tefonun, daha sonra da alinin aynı melodiyle ıslık çalması da ilginç bir detaydı.
-bölüm sonunda olayların, ağzımız açık bir şekilde verildiği sırada, aynı lostdaki gibi flask back'ler ve flashforward'ler ile gösterilmesi çok hoş ve kaliteliydi. bir an lost izliyorum sandım valla... ayrıca bu sahnelerde dayının raconun kralını yapıp, herkesi kıçını görmüş maymuna çevirmesi takdire şayandı.
-bölümde birkaç hata olduğu söyleniyor ama bunlara çok takmamak lazım. o kadar olur. bu kadar güzel dizi izliyorsak, böyle şeyleri de görmezden gelelim bir zahmet.
-sanırım gelecek bölümlerde serdar-cengiz ikilisi ile ezel-eyşan-ali üçlüsünün kapışacağı bir savaş çıkacak. tabi ki kimin kazanacağına dayi karar verecek.
---18.bölüm-spoiler---
"seninle benim aramda ki fark ne biliyormusun kardeş; ben sevdiklerim için yalvarırım, sen kendin için kardeş."
"seninle benim aramdaki fark ne biliyormusun kardeş; senin adamların öldürmek için gelir, benim adamlarım ölmek için. şimdi anladın mı kardeş?!"
18.bölümden sonra, şu diziye bok atanlar benim gözümde fındık kadar beyni olmayan insanlardır.
veya bu kişiler akp zekasında olan, düşünemeyen, sorgulamayan, sırf ota boka muhalefet insanlardır.
veya en kötüsü selena, bez bebek veya recep ivedik'i ağızlarının suyu aka aka izleyen insanlardır.
yani her şekilde beyinleri yine fındık boyutunda olan bir topluluk ile karşı karşıya kalıyoruz.
18.bölümden sonra bir kez daha diyorum ki şu dizi türk televizyon tarihine gelmiş en baba dizilerdendir.
hatta kurgusu ile en harika dizilerdendir ki tahminimce hala 18.bölüm olmasına rağmen, düşmeyen temposu, arada ters köşelere yatırmaları ve harika kurgusu ile büyük ihtimal onlarca yıl kimsenin geçemeyeceği dizidir.
elalemin lost ve prison break'ine ağzımızın suyu aka aka bakan bizler için bir nimettir.
ha belki onlar kadar derin değil, güzel değil belki ama bu adamlara o dizilerdeki imkan verilse idi dünyayı kasıp kavurcak bir efsane yaratacaklarından şüphem yok.
yok efem şu diziden arak, romandan çarpma gibi gerzekçe bok atanlar gitsin anca recep ivedik'de osuran karaktere 20.kez gülsün.
ha dizide dayının kurguladığı oyunlar biraz abarmıştır.
bence buna biraz ara vermeleri lazım.
bu arada dayının geçmisine yönelirlerse harika olur.
17. bölümünde bir ihtimal daha var o da ölmek mi dersin dizelerini söyleyen billur sesli sanatçımızın adı selma hünel'dir. tekrar ve tekrar dinlemek isteyenler için linkimizi verelim.
(bkz:
--spoiler--
Hiçbir soru masum değildir bu hayatta.cevabını bulamadığın her sorudan korkacaksın sana çekilen her bıçağın kınında cevabını bilmediğin bir başka soru gizlidir çünkü. Bu sona nasıl geldim diye soruyorsan kendine sorduğum sorunun ilk cevabını hatırlamalısın önce.her cevap bir bilinmeyene çıkar çünkü bu oyunda.çözüme yaklaştığın yerde aynı anda hepsi birden hücum eder sırtına bulmacanın sonuna geldiğinde tek bir soru çıkmaz karşına tüm sorular aynı anda sararlar etrafını bulmacayı sonunda bitireceksen eğer öyle bi cevap bulmalısın ki tüm soruları cevaplasın.
--spoiler--
(bkz: copy paste değil alınteri)
lost'u, başlık altına girilen entry sayısı bakımından geçebilecek dizi. zira 6ncı sezonundaki lost dizisinin, ki fenomendir, başlığı altında an itibari ile 2885 entry varken, daha 18nci bölümü yayınlanan ezel'in 1452 entrysi var. ezel'i hiç izlemedim, bilmiyorum, ama sadece bu küçük istatistik bile ne kadar beğenildiğini, fenomen olmaya aday olduğunu göstermekte.
dayi gibi tasaklari yere goge sigmayan bi adamin ezelin mevzusuna bukadar gonul verip bukadar benimsemesini bi turlu anlayamadigim dizi. senki dayisin satrançta bile elli hamle sonrasini tahmin edip ona gore hamle yapabilen bi adamsin, ne isin olur aliyle veliyle, her bolum got edip duruyon adami. yazik lan. her bolum noluyo lan dedirtiyon. bi flashbackler silsilesi ile dayinin da mevzusunu gorsek de "haaaaa" deyip otursak yirimize.
son bölümde en dikkat çekici nokta 90.2 frekansıydı, yani radyo turkuvaz. başbakanın damadının radyosu olan radyo, hani atv nin sahip olduğu radyo. nerede rtük hani? son bölümde gizli gizli reklam yapılmadı mı?
--spoiler--
arkadaş zoruyla izlenen dizi. şimdi efendim ben bu diziyi izlemiyordum patlama yaptığı zaman. öyle denyoluk olsun efendim popüler kültüre karşıyım falan tripleri değil. kismet olmadı. sonra sömestr, tatil, boş oturmacalar falan derken izlemeye başladım. kısmet işte. güzelmiş lan bu dizi. türkiye'de şu an yapılan en kaliteli iş. izlenilmeye değer. sarıcı özelliği kurtlar vadisi ile kurtlar vadisi pusu arasında. eski kv'den iyi değil, kvp'den kat kat iyi.
yalnız daha diziye yeni başlamış biri olarak başı biraz mantıksız geldi. yani ömer'in mapusa düşmesi. geyşan bunun aleyhinde tanıklık yapıyor fakat ömer geyşan'ın evinde yakalanıyor. ne ayak? alkol malkol dediler, ömer o gece alkol almadı, çok mu zor bunu ispat etmek? daha bi'sürü şey var. bizim ömer, kamillere yakışacak bir davranışla giriyor, yatıyor. dizi ilerlesin diye yapılmış heralde.
--spoiler--
bazı yazar arkadaşların dile getirdiği gibi en çok entry girilen program olma yolunda öenmli bir adım atmış dizidir. dizi şeklinde değerlendirmek istemiyorum. çünkü son zamanlarda çok izlenen ''var mısın yok musun'' gibi bir fenomen in sayısını bile geçmiştir. en çok share alan dizi olan yaprak dökümünü sollamıştır. aslında bir anlamda sözlükte kadın sayısının az olmasından dolayı ''kadın dizisi'' olarak tabir edilen diziler çok fazla entry e sahip olmuyor. şu an ezel i geçen iki türk dizisi vardır. biri kurtlar vadisi pusu biri aşk ı memnudur. aşk ı memnu ile arasındaki farkı 2 bölüm bilemedin üç bölüm sonra kapatacaktır. fakat kurtlar vadisi pusu ile arasında baya bir fark vardır. kurtlar vadisi nin kan kaybettiği düşünülürse 10 bölüm sonra birincilik tahtına oturabilir. yine ezel in 18 inci bölümünün yayınlandığını düşünürsek korkunç bir talep olduğu düşünülebilir. aşk ı memnu 2 sezon kurtlar vadisi pusu ise 3 sezondan beri oynuyor. kurtlar vadisi adı altında bir geçmişi de olduğunu da düşünürsek diğerlerine göre dezavantajlı bir konumda olduğu söylenebilir.
sürekli karşılaştırılan ve türkiye nin lost u olarak lanse edilen ezel, lost karşısında biraz açık ara geridedir. fakat lost un kurtlar vadisi kadar geçmişi olduğu düşünülürse zaten normal bir durumdur. bu performans ile giderse eğer önümüzdeki sezon lost u alt edebilir. bir diğer ayrıntı ise geniş aile dizisinde var. geniş aile sessiz ve derinden bir yükseliş içinde ve bence ezelden sonra sözlük içinde en çok takip edilen ikinci dizi olarak göze çarpıyor. yarışma programı olarak ise ''yetenek sizsiniz türkiye'' ile ''disko kralı'' göze çarpıyor. özellikle disko kralı nın sadık izleyici şu an açık ara bir entry sayısına ulaşmıştır.
dizide hiç yakıştıramadığım karakter cansu dere'nin eyşan'ıdır. ama 18. bölümü müydü neydi o cansu dere havaalanında tokat yemezden önce "ne fark eder" temelli konuşmasındaki oyunculuğu ile beni benden almıştır.
19. bölüm fragmanında tefo diyor eyşanla ben yattım diye. ama dayı yine sözünü söylemiş '' seni özgür bırakan gerçeğin değil sonunda kavuştuğun yüzüdür sevdiğinin.''
19.bölüm fragmanıyla yine yürekleri hoplatan dizi. Her hafta sinema tadında bölümleriyle bizlere gerçek bir dizi ziyafeti çeken Ezel, fragmanlarıyla bile bas bas bağırıyor: "ben sizin izlediğiniz yerli dizilere benzemem" diye!...
şuan Türkiye'deki en iyi dizidir açık ara. ne bir kitaptan uyarlanmadır, (bkz: Aşk-ı Memnu) ne de yabancı dizi uyarlamasıdır. Adamlar yapmış yeğen. Hangi dizide gördük biz '12 saat önce' '4 saat önce gibi' şeyleri. Ya da hangi dizide gördük bu kadar entrikayı. Uzatsınlar diziyi uzatabildikleri kadar biz izleriz yine de.Oyuncularıyla senaryosuyla harika bir dizi
Bu arada 19. bölüm fragmanıyla çılgın attırmış dizidir kendileri
Sabah gazetesi tv eleştirmeni Yüksel Aytuğ da Ezel'in kalitesine hayranlığını şöyle dile getirmiş:
"Mesele, insanları pazartesi geceleri sokağa çıkmaktan alıkoyan, salı sabahları dost meclislerinde konuşturdukça konuşturan bir dizi yapmak... "Ezel" reyting matematiğine göre kurulan, kurgulanan bir dizi değil. Onun kendi felsefesi var. Ne bileyim, mesela jeneriğin, dizinin ortasında girmesi bile enteresan... Diziyi çekici kılan en büyük etken ise her türlü sürprize açık olması... Tam, "Bu adam bitti artık" dediğiniz anda karşınıza bambaşka bir entrika çıkıyor. Televizyon karşısındaki izleyici "sürpriz" bekler. Sonu başından belli hikayeler, "beylik" diyaloglar, insanda hep başka kanala geçme, yeni maceralar arama arzusu uyandırır. işte "Ezel" buna asla izin vermiyor ve sürpriz bekleyen izleyiciyi adeta ekran başına mıhlıyor. Ben bir dizinin "etkisini" ölçmek için sadece reyting rakamlarıyla yetinmem. Sokaktaki insan diziyi konuşuyor mu, en çok ona bakarım. Bizim gazetenin altıncı katında pek çok cep telefonu "Ezel"in jenerik müziğiyle çalıyor. Hatta Sinan Özedincik'in telefonu çaldığında, "Ezel"in müziğiyle birlikte Ramiz Dayı'nın "Telefona baksana kardeş" cümlesi duyuluyor... Ben "fenomen" diye buna derim kardeş!..