restoran sahnesinde, isim yazan kağıda bakan kerpeten ali'ye dayı'nın, "adresleri de yazacaktım ama yerim dardı kardeş." sözü, daha önce ali'nin, "esnafı da getirecektik ama yerimiz dardı" sözüne kapak olmuştur ayrıca.
eyşan'ın teyzesi zaten ölecekti. eyşan kanseri var kadında iyleşmesi mümkü mü? o sıska gudubet gelse her hafta benimle konuşsa ben de kanser olurum. ayrıca ezel çok tehlikeli işler yaptı bu son bölümde. istiklal'de sarılmalar öpüşmeler falan.. biri gelse eyşan'a bu ezel değil ömer dese ne bok yiyecekti? ben olsam söyler diziyi mundar ederdim allama. şaka bir yana dizi yabancı dizilerden aldığımız tadı vermeye başladı. yan roller için ayrı bölümler yapılır onlarda, ezel de yaptı bunu bu hafta. bu bölüm tefo'nun üzerineydi mesela. şebnem * ya da kamil odaklı bölümler de izleyeceğiz ilerde bence. ha bu arada dayı'nın eski kumarhane sahiplerinden olduğunu da öğrendik. serdar da diziye tam anlamıyla girdi. dayı'nın kötü karakterli hali olarak izleyeceğiz sanırım.
bu ezel yanındaki pala elemanla, sarışın çıtıra niye artislik yapıyor anlamış değilim. pala da sürekli bi "yanlışsın yeğenim" ifadesi var. o sarışın zaten potansiyel "içkisine ilaç atılacak karı"...
dayı var işte arada geliyor ayar verip gidiyor.
herkesin bir şey yapma ve yapabilme potansiyelinin bol olduğu ama kimsenin sonuca ulaştıran birşeyi yapmadığı ve yapamadığı, final bölümünde bu kadar kargaşanın nasıl sonuçlancağını düşündüren dizidir.
hiç izlemediğim ancak heryerde bu kadar çok konuşulunca merak edip son 48 saat içinde 13 bölümünü youtube dan izlediğim, türk televizyon kanalı show tv nin muhteşem dizisi.
son bölümündeki istiklâl caddesi'ndeki çekimlerin gerçeklikten uzak olduğu aşikârdır. yabancılar bu işi nasıl yapıyor bilmiyorum ama, bizde olmuyor işte olduramıyorlar. dış mekan çekimlerinde muhakkak bir falso veriliyor. dikkatli ezel izleyicileri de, dizel ile geyşa'nın yiyiştiği sahnede cadde üzerindeki heyacanlı tiplerin uzaktan da olsa cep telefonu kamerası ile iki ünlü şahsiyetin öpüşme sahnelerini kayda almaya çalıştıklarını fark etmişlerdir muhtemelen. o kadar reklam yap, sansasyon yarat, furya başlat ama hep bi' tarafın amatör kalsın! olmaz, biraz özen gösterilse bak neler oluyor!?
beş dakika bakmanın bile yarattığı sıkıntı ve bunalımın (bkz: yeteeeeer) beyin kullanma kapasitesini yarı yarıya azalttığı dizidir.
tüm bir bölümü izlemeyi hayal dahi edemiyor; yapabilenlere saygı va hayranlıklarımı iletiyorum..
edit: ne seveni varmış arkadaş, beş adet eksi oy almış bulunmatayım. tüm yazdıklarımı geri aldım, yaşasın ezel! ıhlamurlar altında dahi halt etmiş, o derece şahane bir dizi. hem ne hoş saatlerce sürüyor falan, sevdiğimiz kahramanlarla iyice içli dışlı olabiliyoruz; on dakikayı zorlayan sahneleriyle evimizin birer ferdi oluyorlar ne güzel. hem zaten ben türk dizilerinin tümünü sevmeye başladım. ömrümü geçireceğim ekran karşısında; o derece yani. eksi oylayan arkadaşlara sonsuz teşekkürler, gözlerimi açtıkları için..
---spoiler---
13.bölümünü dün izlediğim dizidir. bence en iyi bölümlerinden biri olmuş. gerçekten de izleyiciyi bir oraya bir buraya sürükleyen bir bölüm. bir çok adatmaca, oyun içinde oyun vardı. bir çok güzel sahne vardı. oyunculuklar iyiydi ama bu bölümde tefo zirve yaptı bu hususta. özellikle bu çocuğun bakışlarına hastayım. konuşması çok etkileyici değil ramiz dayı ya da ali kadar ama bakışları delici oluyor. ki karakter olarak tefo herkesi bitirebilecek güce sahip. anlık bir satış herşeyi ortaya dökebilir ki bölümün sonunda ezel de buna değindi biraz. ayrıca bu bölüm tefonun da merkezde olduğu ve topone olduğu bölüm oldu. yalnız anlamadığım şey kamilin yattığı yerin önünde ezel ve ramiz dayı muhabbet ederken, tefo dayınınn işareti ile durduktan sonra niye şebneim sorusuna "benden konuşuyorlar" diye heyecanlı bir cevap verdi. sanki aha da yakalandım der gibi.
ali-ramiz dayı kapışması (tabi ne kadar kapışma denebilirse buna. haksız rekabet sonuçta) her zaman ki gibi çok güzeldi. genelde restoran sahnesinden bahsedilmiş ama ben trendeki telefon konuşmasına bittim. gerçektende insan karmaşa yaşıyor. bir ali ölmesin diyorsunuz ama dayı ömere atıfta bulunup konuşunca "gebersin" diyorsunuz. herşeyin ramiz dayının planı çıkması da ayrı bir kafa karıştırıcı unsur tabi.
bu bölümde serdarın diziye aktif olarak dahil olması da gelecek bölümlerde ali-cengiz-eyşan hattını güçlendirecektir ama ramiz dayının jacob tadında planlar yapması onları ümitsiz vaka yapıyor. gerçi serdar-ramiz dayı kapışmasında serdarı da küçümsememek lazım. o da çok zeki bir karakter bence. yine de bol atraksiyonlu bölümler izleyeceğimizi tahmin ediyorum.
---spoiler---
"en mutlu an, ölüme en kolay gidilecek andır, ötesi yoktur. asıl koyan, en ümitli olduğun anda ölmektir."
sonuç olarak bu bölüm herşeyiyle dizinin zirve yaptığı bölüm oldu diyebilirim. umarım bu çıta çok düşmez sonraki bölümlerde.
not : bu arada şebnemi unutmuşum. her yerinden öpüyorum seni şebnem. bir de "bi sus" şebnem! gel benle konuş!
film ve dizi izleme aliskanligini kücük yaslardan degil de 20'li yaslara girdikten sonra edinmis veya edinmeye calisan kisilerce agizlarinin sulari akarak takip edilen, hastasi olunan ama aslinda hic bir boka benzemeyen kalitesiz bir sey.
türk halkinin beynini yikamak ve saatlerce insanlari televizyon basinda mahkum etmek icin kullanilan en kisa ve akabinde kalitesiz yollardan sadece birisi.
ask ve intikam alma konusunu basariyla islemis sayisizca yapim izlemis bir kisi icin bir sey ifade edemeyen dizi.
biz de biliyoruz evet kenan imirzalioglu basarili bir aktör, evet tuncay kurtiz basarili bir aktör ama dizi boktan ben ne yapabilirim!