islam dinine göre gereğinden fazla yüksek sesle söylenmesi yasak olan namaza çağrıdır. zira islam hoşgörü dinidir. diğer dinlere saygısıyla bilinir. dolayısıyla diğer dine mensup kişilerin rahatsızlık duyması için yüksek sesle okunması yasaktır. hatta çıplak sesle okunması daha makbuldür.
hiç bir işe yaramayıp devletten maaş alan sevgili! imamlarımıza kendilerini ezik hissetmemeleri ya da biraz olsun işe yarar hissetmeleri için verilen görevdir. aslında imam hazretleri de yaptığı işin gereksiz olduğunu ve bunu pazar da satılan beş milyonluk saatlerin de yaptığını bildiği halde minareden günde beş kere bağıra çağıra ezan okumaya devam eder ve bunun için devlet de onlara bir sürü para öder. olsun...recebim bu sorunu da çözer elbet...belki kıyıda köşede unutup hala satmadığı, imamlarımız! için ayırdığı vatan toprağı vardır.ya da deniz fenerini almanya'da kokusu çıktı ama finlandiya'ya taşır sorun çözülür.
müslümanlara aptal muamelesi yapan dini bir çağrıdır.zira 1.sınıf hatta anaokulu sınıfı öğrencileri bile kısa bir sürede okula gidecekleri vakti ve bunun için saat kullanmayı öğrenirler.oysa müslümanlar yıllardır minarenin tepesinden hoca tarafından ezanla camiye çağrılırlar.hem de günde beş kere.çok ilkel ve insanın zekasıyla dalga geçen onur kırıcı bir eylemdir.neden hiç bir müslüman buna karşı çıkıp benim saatimin alarmı var ve artık kurmayı öğrendim diye itiraz etmez, onurunu kurtarmaz anlaşılmaz.üzücüdür, acıdır. hiç bir toplum bu kadar aptal yerine konmayı hak etmez.
islam dininde namaza cagridir. arapca okunmalidir, cok uzun bir sey degil öyle, türkce anlamini ögrenmek de hic zor degil. dualar ve ezan türkce okundugunda arapcadaki kadar etkili ve ahenkli olmaz. bu bir gercek.
rahatsiz olanlarin cogunun namaz kilmayan insanlar oldugunu düsünüyorum. gunde bes vakit bagira bagira gunahinin hatirlatilmasi tabi ki insanin hosuna gitmez.
ama ezana saygisizlik insani küfre bile götürebilir. ben ezan okunurken yayilmissam toparlanirim, yatiyorsam kalkarim. kalkmayana da bir sey demem, herkesin kendi meselesi.
son olarak,
Bu ezanlar ki şehâdetleri dinin temeli
Ebedî yurdumun üstünde benim inlemeli
her biri ayrı makamda okunur. bu makamların bestekarı ise büyük türk musikicisi dede efendi dir. Türkiye'de özgürce okunabilmesini uluğ başbuğumuz atatürk'e ve silah arkadaşlarına borçluyuzdur.
günde 5 kere bu vatan'ın camilerinden turkce,
Tanrı uludur,
Şüphesiz bilirim, bildiririm:
Tanrı'dan başka yoktur tapacak
Tanrı'nın elçisidir Muhammed
Haydin namaza, haydin namaza
Namaz uykudan hayırlıdır, Namaz uykudan hayırlıdır
Tanrı'dan başka yoktur tapacak.
sesi duyulsa,
yani ezan turkce okunsa, akp'nin mevcut yolsuzluklarını yapan insanlarin bir daha dusunecegini*,
aynı zatların belki de zalimin hakkını bu denli yemeyeceklerini dusundugum;
şaadet.......
lonrda'da okunmasına izin verildiği halde, istanbul'da nüfus kağıdında islam yazan ve manzara kirliliğine sebebiyet veren bir kısım insanlarca "gürültü kirliliği" veya "sabah ezanı uykumuzu berbat ediyor" şeklinde şikayet konusu edilebilmiş, ilahi bir çağrı olmasıyla bile kalbi mühürlenmişlerden yeterince saygı görememiş, son ve ekmel semavî din islamiyetin ibadete, duaya, namaza, toplanmaya çağrısıdır. dini çağrı olmaları hasebiyle hürmetimizi saklı tutarak söylersek, çan sesinden, boru âvâzından çok daha estetik, çok daha müzikal, çok daha harmoniktir.
bazı cahillerin adnan menderes tarafından türkçeden arapçaya çevrildiğini sandığı, oysa -insanlık tarihinde en büyük zulüm ve zorbalıkla, zorla- arapça aslının bırakılıp türkçe okutulması dayatılmış, Adnan menderes tarafından müslüman türk halkının bütün kalbiyle istediği gibi tekrar aslıyla, arapça olarak, okunmaya başlanmış, sesi güzel, makam bilgisi kavi bir müezzin tarafından okunduğunda taş kalpliler dışında herkesin kalbinin bam teline dokunan, ruhunda bir yerleri titreten, kâinata bırakılmış en güzel sestir.
çocukluğumda günün belli saatlerinde bağıran bu adamın neye kızdığını anlayamadığım,
ergenlikte bunun ibadete çağrı amaçlı gerçekleşen bir eylem olduğunu öğrendiğim,
yetişkinliğimde ise kendi dilimizde yapılmasının daha uhrevi ve anlamlı olduğunu düşündüğüm dini ritüel.
hoparlörden okunması ahenksiz bir ses çıkmasına neden olmaktadır.ayrıca türkçe okunmalı ki ; insanlar ezanı anlasın ve ne için gittiğini bilsinler. yoksa koyundan bir farkımız olmadığı ortadadır.(arabistanda değiliz Türkiyede türkçe okunmalıdır.)
--spoiler--
hoşgörüden bahsedenler -ki zannetmiyorum ezan, onları gaflet uykularından uyandırabilsin ama- en fazla beş dakika süren ezana tahammül edemiyor.
--spoiler--
hayret ve tebessüm içerisinde entryleri izlediğim çağrıdır..zaten günün dört vakti kimsenin bir şey dediği yok, bizleri bağlamadığı halde en olmadık zamanlarda yapılan gündüz ve gece vakti müslüman çağrılarına kimsenin bir şey dediği yok, saygı da duyuyoruz...ama tersten anlamanın getirdiği duruma bakın, dört vakit biz saygı duyuyor ve hoşgörü gösteriyoruz ama gecenin beşinde, uykunun en güzel yerinde hoşgörüyü ve saygıyı haketmiyoruz..el ve beyin arasındaki bağlantının kopmasına veriyor ve en kısa zamanda bu konuda duygularını bir kenarı bırakıp uuserlarımızın mantıklarıyla hareket etmelerini diliyoruz..
ayrıca mehmet akif dini duyguları güçlü ve din tabanlı yönetim isteyen bir şairdir..şiirlerine kattığı duyguya saygım sonsuz ama gelişmemiş fikirlerine bir şey söylemem mümkün değil...
islam hakkında bilgi sahibi olmakla, islamı evirip çevirebilecek cürreti kendinde bulabilmek apayrı şeylerdir.
hoşgörüden bahsedenler -ki zannetmiyorum ezan, onları gaflet uykularından uyandırabilsin ama- en fazla beş dakika süren ezana tahammül edemiyor.
teknolojik gelişmesini sevdiğim dünyada; görüntülü sistemle namaz da kılınabilir.
e o zaman yıkalım mı camileri?
bir araya gelip kardeşliklerini pekiştirmesin mi bu adamlar? halini hatrını sormasın mı kardeşinin? kardeşim omzunun yanında benim omzum var demesin mi?
az daha cahil olsam yanınıza bırakmam, rahatlardım ağzınıza.
bu ülkede ezana laf etmeyeceksin. ezana laf edecek hoşgörü anlayışına süngü sokayım.
"bu ezanlar -ki şahadetleri dinin temeli
ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli"
türkçe'niz var mı? eh biraz da ruh kaldıysa, akif'in ayağına kapanırdınız.
sevgili yeni yetme uuserlarım...öncelikle sizlere ezanın neden ve nasıl ortaya çıktığını anlatacak değilim..lakin bilmeniz gereken tek bir şey vardır ki ezan, ilk çıktığı yılların şartlarına göre ve insanlara zamanı belirtmek ve namaza çağırmak için ortaya çıkmıştır. zamanımızın ultra super sonik bir çağ olmasıyla hiç bir ilgisi olmadığı gibi en azından çağımızın getirmiş olduğu teknolojik gelişmelerle birlikte, müslümanların sabah erkenden kalkmak ve namazlarını kılmak için, bundan 1400 yıl öncenin şartlarına göre ortaya çıkarılmış olan vakitlerden sabah namazı ezanının kaldırılması, dine yada müslümanlara yapılan bir hakaret değil, çağın bir gerekliliğidir. kimsenin; müslüman olmayan vatandaşlarımızı sabahın köründe uykularının en güzel yerinde, alakaları olmayan bir namaz için yapılan çağrıyla uyandırmaya ve kaldırmaya hakkı yoktur. çok basit değil mi??? evet evet, yazdıklarımın reddedilecek hiç bir tarafı yoktur lakin bu görüşlerimi savunan sizlerden çok daha islam hakkında bilgi sahibi olan ama dogmatik düşüncelere karşı olan insanlar da tanıdım...ne diyim, tebessümle cehaletinizi izlemekteyimdir*...
sabah okunanının hele ki bu çağda kesinlikle kaldırılması gereken çağrıdır. bu ne bencilliktir, bu ülkede sadece müslümanlar yaşamamaktadır, uykunun en güzel yerinde uyandırılmak hangi hoşgörüye sığmaktadır.*
müslümanlara, günde beş kez, belli bir yerde namaz kılmaları ve namaz için toplanma vaktinin geldiğini ilân etmek, namaz için yapılan çağrı. arapça bir kelime olan ezan; bildirmek, ilân etmek demektir.
yüksek bir yere çıkıp gür sesiyle tüm insanlara yeryüzünde tek egemen gücün allah, tek önderin hz. muhammed olduğunu allah adına korkusuzca haykıran; allah'ı ilâh ve rabb; hz. muhammed'i de kendilerine önder kabul eden müslümanlara da inandıkları allah'ın önünde topluca ibâdet etsinler, bir ve beraber olduklarını, yeryüzündeki zulmün yerine allah'ın adaletini yerleştirmek için her an hazır olduklarını düşmanlarına gösterip onlara korku, müslümanlara güven versinler diye camiye çağıran kişiye de müezzin denir.
ezan, bir yerin müslümanların mı yoksa zorbaların mı kontrolünde olduğunu belirten bir işaret, bir semboldür. korkusuzca ve doğru bir şekilde okunan ezan o yerin islâm beldesi olduğunu gösterir. islâm fıkhında, bir yörenin daru'l-harp* veya daru'l islâm * olduğu tespitinde orada ezanın okunup okunmadığı dikkate alınan ölçülerden biridir.
müslümanlara namaz mekke döneminin dokuzuncu yılında farz kılındığı halde onlar namazlarını ezan okumadan kılıyorlardı. çünkü mekke'de zayıftılar; orada güçlü olan, toplumda hatta allah'ın evi kâbe'de egemen olan müşrik düzendi. bu yüzden müslümanlar kendi yönetimlerinde olmayan ve güçsüz oldukları bir yerde açıkça ezan okumakla yükümlü tutulmamışlardı.
medine'ye hicretin birinci yılında birbirlerini "es-salâh es-salâh (namaza namaza)" veya "es-salâtü câmlatün (namaz toplayıcıdır, namaz için toplanın)" şeklinde namaza davet ederlerdi. ancak bu şekildeki bir çağrı yeterli olmuyor, uzakta oturanlar bu sesi duymadıkları için namaza yetişemiyorlar ve bu yüzden de islâm cemâatinin biraraya gelmesinde zorluklar oluyordu. peygamber efendimiz (s.a.s.) sahâbelerini toplayarak namaza çağırmak için nasıl bir yöntem kullanmak gerektiğini kendileriyle istişâre etti. sahâbîler birçok teklif getirdiler:
- çan çalalım ya resulullah.
- o hıristiyanların adetidir, olmaz.
- boru çalalım.
- o yahudilerin adetidir, olmaz.
- o zaman ateş yakalım ya resulullah.
- o da mecusilerin adetidir, bu da olmaz.
bayrak dikme teklifi de uygun görülmeyince müslümanlar ortak bir karara varamadı ve toplantı sona erdi. abdullah b. zeyd de diğer sahâbiler gibi üzüntüyle evine döndü ve yattı. abdullâh şöyle anlatır:
"ben de üzüntülü olarak yatmıştım. uyku ile uyanıklık arasında iken üzerinde yeşil elbisesi olan biri yanıma geldi, bir duvârın üzerinde durdu. elinde bir çan vardı. aramızda şu konuşma geçti:
- onu bana satar mısın?
- onu ne yapacaksın?
- namaz için çalarız.
- ben sana bu konuyla ilgili daha hayırlı bir şey versem olmaz mı?
- olur, dedim. hemen kıbleye karşı durdu ve okumaya başladı:
ezanla alakalı kur'an-ı kerim'de sarih olarak bir delil yoktur. ancak fukaha-i kiram ve müfessirin-i izam, "insanları hakka davet eden sözden, sesten daha güzel, daha tatlı bir ses ve söz var mıdır?" (fussilet, 41/33) ayet-i kerimesindeki "hakka davet" ifadesini ezan manasında anlamışlardır.
mehmet akif ersoy'un da dediği gibi;
bu ezanlar-ki şehâdetleri dinin temeli-
ebedî yurdumun üstünde benim inlemeli.
dünyada ezan sesi hiç susmamaktadır. zaman dilimi içinde her dakika bir köşede ezan okunmaktadır
hoparlorlerle iletilmesi yasaklanmasi gereken cagri sekli. hoparlorun icadi sirasinda olsa neyse de 2008de oldugumuz su gunlerde herkesin evinde en kotu, bir tane calar saati bulunuyor. sonucta 5 vakit namaz kilan da camiye giden de hoparlor sesine muhtac degil. ozellikle bir mahalleye 2 cami dusen istanbulda.. madem hoparlorlerle vericeksin bu sesi, kaydet kardesim, yap sistemini namaz saatleri otomatik calsin. en guzel okuyan muezzinleri sec, sok studyoya... ama gunde 5 kere bagirarak para kazanan* muezzinler, cogunlugu %46dan %47ye cikarmissa bu yasak hayalden oteye gidemeyecektir.