Ses teknolojisiyle uğraşan bir arkadaşım içinde bazı psikoakustik unsurlar olduğundan söz etmişti. Övdü mü yerdi mi orayı anlamadım ama ben onun Yalancısıyım. Varsa izahati olan çok sevinirim. Bu da forum gibi oldu ama idare et canım artık.
tanrıya olan inancımı yitirmesem de, son yıllarda yaşadığım ve gözlemlediğim unsurlar bana dinlerin düzmece olduğunu işaret ediyor.
bugün, ben, sosyal hayatımda inançlarımı hür bir şekilde dile getirmek için çaba sarf edip, karşımdaki insandan saygı bekliyorsam, aynı saygıyı ona da göstermem gerekir. yaşadığımız Türkiye'de, ateist olmak, deist olmak, Müslüman olmak kadar zor açıkçası. hiçbir kesim, birbirini anlayamıyor. hala üzülerek belirtmeliyim ki inançsızların öldürülmesi gerektiğine inanan Müslümanlar da var. ve Müslümanlığın en temel unsurlarından birisi olan ezan'a da ''çirkin böğürme yığını'' diyebilecek kadar saygıdan yoksun inançsızlar da var.
durum bu şekildeyken, kimsenin birbirinden saygı beklemeye hakkı kalmıyor. bu da, sonuç olarak sayıca üstün olanın azınlığa karşın gücünü temsil ediyor. böyle bir durumdan nasıl memnun olabiliriz? ezan a saygı göstermek çok mu zor? eğer, iş yerinde, okulunda, mahallende ve hatta aile içinde inançlarına saygı gösterilmesini istiyorsan ki bu en doğal hakkın, kağıt üzerinde laik ama gelenek ve göreneklerin hat safhada yaşandığı bir Müslüman toplumda sen de diğer inançlara ve bu inançların gereği olan gelenek göreneklere saygı göstermen gerekir. aksi taktirde, kusura bakmayın ama sanal bir platformda it dalaşına girmekten başka bir şey yapamazsınız ve bu sizi asalaklıktan kurtarmaz.
diyeceğim o'dur ki, saygı şart. her anlamda, her alanda. olur da bir gün, gazetelerde bir insanın ''Müslüman olmadığı'' için öldürüldüğünü okursam, insanlığını kaybetmemiş her bireyden bekleyeceğim gibi o Müslüman arkadaşlardan da inançsız kişileri anlamalarını ve onlarla empati yapmalarını beklerim. o yüzden inançlarınıza karşın yapılan bu hakaretleri biraz olsun maruz görün.
Antik Mısır Tanrısı Aton (Aten, Zentuk) ve Aton Dini
"Aton, uludur, birdir, tektir.
O'ndan başkası yoktur.
Bir tanedir,
O'dur her varlığı yaratan
Bir ruhtur Aton, görünmeyen bir ruh...
Ta başlangıçta vardı Aton,
Tek varlıktı o.
Hiç bir şey yokken o vardı.
Her şeyi o yarattı
Ezelden beri süregelen varlığı,
Ebediyete kadar sürecek,
Gizlidir Aton, kimse görmemiştir onu.
insanlara ve yarattıklarına sır kalır her zaman." Akhenaton [1]
Zaman geçmez ki yüzbinlerce kalbin vecd-i ekranın.
Zeminde yükselip göklerde vahdetzar-ı yezdanı.
Ararken dehşet-akın etmesin bir sayfa vicdanı.
Ne lahüti sada ALLAHU EKBER sarsıyor canı.
Taşrada, depremin taş ocakları sebebiyatıyla hissedilmediği yerde, kaderleri apaçilik, emoculuk, bonzaicilikten birine tabi tutulduğu -Brezilya'daki zorunlu torbacılık - futbolculuk seçkileri gibi- bebeklerin doğup büyüdüğü, temiz havanın sabahın 5'inden başka solunmadığı -onda da sabah namazına giden morukların içtiği sigara düşülürse, gene tırt- yerde, kısacası Allah'ın siktir ettiği yerde Allah katında çalışan, iranlı olduğunu düşündüğüm öyle bir devlet memuru var ki, ezan okuyan. O çekirdek yemiş sesi, o makamı, o karıncaya yükünü yemini bıraktıran ses ölmez komaz inşaallah. Ölmez de kitletir bizi hep, müzik ve bilimum ses sanatları Perslerden çıkmış olmalı amk.
mezheplere göre farklı okunur. (bazı) şii ezanlarında ''aliyyen veliyullah'' diye bir ibare geçer ki bu ''ali'dir efendimiz'' anlamına gelir, şii'lerin de sevdiği bir sözdür.
benim bildiğim fark bu kadardır, bir de okunduğu vakit ve cümlelerin tekrarlanma defası değişir (mesela bir cümleyi sünni 1 kere, şia 2 kere tekrarlar gibi) başka farklar varsa da aydınlatılma talep ediyorum.