hazreti peygamber zamanında müslümanları namaza çağırmak için çeşitli yollar düşünülür. birçok fikir ortaya atılır. en sonunda iki sahabenin gece rüyasında aynı sözleri görmesi üzerine;sabah resulullaha olay aktarılır. iki sahabe de rüyasında ezanı görmüştür ve kıyamete kadar şair akifin dediği gibi ezanlar semayı çınlatacaktır...
bir mümin için ezan sesi çok şey ifade eder. ramazanda iftar için bekler,hergün namaz için bekler mümin semadan yayılıp kulaklarına gelen bu nazlı nağmeyi...
ezandır o,gönüllere tevhidi 5 kez daha yazandır o...
bazen insanın yüreğini tertemiz yapan,
bazen olabildiğine suçluluk hissettiren,
ağlatabilen, tövbe ettiren
"çok şükür" dedirten,
hele bir de güzel okuyorsa hoca
katılıp cemaate huşu içinde namaz kılma isteği veren büyülü ses.
memleketin çoğu yerinde her 100 metrede 1 cami olmasına rağmen 1 km2'lik alana rahat sesini duyurabilecek şekilde sesi açılıp söylenen dini işkence. modern zamanların yaşam alanına tecavüzü.
ilginizi çeker mi bilmiyorum ama, Kabe'de okunan ezanın sesi 7 km öteden duyulabiliyormuş. Ezan sesinin bu kadar mesafeye ulaşmasında 76 katlı Mekke Kraliyet Saat Kulesi Oteli'nin üzerine yerleştirilen hoparlörler etkili oluyor muş. Yazanların yalancısıyız: http://www.dipnot.tv/9552...keden-canli-yayinda-.aspx
yazın gelmesiyle pencereleri açmak zorunda kaldığım ve tam bir aydır sabahları kendisinin sesiyle uyandığım gürültü. okunmasın demiyorum elbette okunmalı. sonuçta ben inanmıyorum, namaz kılmıyorum diye inananlar ve namaz kılanlara baskı yapamam. onların en doğal hakkıdır o ses. ama 1400 yıldır hoparlörle mi okunuyordu bu ses amına koyayım? neden hoparlörle okunuyor bu ses? niçin? günün gürültüsü yüzünden deniyorsa sabah ezanları niçin hoparlörle okunuyor?
iyi o zaman amına koyim ben de sabahları gece saat 4.00 gibi hoparlörü pencereye, balkona koyayım. slipknot'tan before i forget çalayım. tüm çevreyi çok sevdiğim, ibadet ettiğim bir müzik türü için uyandırayım. ne kadar hoş karşılanacak çok merak ediyorum.
müftülüğü arıyorum "lütfen şu ezan sesini kısarmısınız, pencereyi açık bırakamıyoruz" diye, amına koyduğumun şakirti bana "siz sesini kısın diyorsunuz, başkalarıda bizi arayıp ezan sesini duyamıyoruz biraz daha açın diyorlar. ne yapacağımızı şaşırdık" diyor. göt lalesinin bana demek istediği aslında "kısmıycam karşim, sigi git". hatta şikayetimden sonra iyice açtılar ezan sesini.
şimdi ben en kötü çevreye rahatsızlık şikayetinden ötürü mahkemeye veririm. ama hangi sene uğraşacağım bu ibnelerle? artık pencereyi kapayıp, eve klima almaktan başka da bir çarem kalmadı.
resmen türkiyeden siktir olup gitmek istiyorum şu an. iğrendim amına koyayım, bu ülkenin dinindende, yobazından da, insan görünümlü hayvanlarından da, siyasetinden de, havasından da, suyundan da her bi b.kundan iğrendim. fırsatım olsa iran'a bile gitmek isterim. çünkü iran bile bizden daha medeni, daha çağdaş, daha laik bir ülke. camilerinde hoparlörle ezan okunmaz, adım başı camileri olmaz, hatta eğitim kurumları çoğunluktadır. neresi olur bilmem ama bu sikik ülkeye en güzel çağlarımı, gençliğimi vermeyeceğim kesin.