çıkmak için o kuyrukta beklemek adamı çileden çıkartır. ayrıca merdivenle ilk kata çıkmış biri olarak söylüyorum, götünüzden bardak bardak su boşalıyor efendim.
parise gidecek kadar şanslıysanız, vakit kaybetmemeniz gereken yer. trocadero'ya gidin ve çektirmeyeni dövdükleri o resim var ya, onu çektirin. 10 dakika. sonra şehrin tadını çıkarın.
Türkiye'de, hiçbir internet sitesinde minyatürü olmayan harika yapıt.
yok arkadaş yok. arıyorum sabahtan beri, yabancı sitelerde var bir sürü, ama hiçbir türk sitesinde yok.
özünde bir demir yığını olmasına rağmen, ışıklandırmasıyla son derece romantik gözüken devasa kule. özellikle en üstü katına çıkarken binceğiniz asansörle uçuyormuş gibi hissedebilirsiniz.
vaktinde ünlü fransız yazar* eyfel kulesinden nefret ettiğini söyler dururmuş.
fakat her öğle yemeklerini bu kulede yermiş. yazar bir gün yine öğle yemeğini kulenin en üst katındaki lokantasında yerken garson ünlü yazara "efendim bu kuleden nefret ediyorsunuz da neden öğle yemeklerinizi yemek için bu kuleye geliyorsunuz?
yazar cevabı yapıştırmış, "buradan nefret ettiğim doğrudur. öğle yemeği için buraya geliyorum çünkü bu kulenin pariste görünmediği tek yer burası."
ii. dünya savaşı sırasında, işletim sistemindeki hasarlar sebebiyle asansörler devre dışı kaldığında, adolf hitler kuleye yaya olarak çıkmak zorunda kalmıştır.**
paris halkının demir bayan adını verdiği 1887 ile 1889 yılları arasında Gustave Eiffel'in firması tarafından, Fransız Devrimi'nin 100. yıl kutlamaları çerçevesinde inşa edilmiş bir kuledir.
paris'in sembollerinden biri haline gelmiş olan metal aksam ağırlıklı üçgen şekilli kule. adını mimarından almıştır. mimarı aynı zamanda izmir'deki konak pier'in de mimarıdır.
hic kule gormesek yazilan tanimlara inanacagim neredeyse... demir yığını desem birilerinin gucune gidecek biliyorum. seine nehrinde opera esliginde seyahat etmek cok daha keyifli...