evrimcinin yobaz kesimi her yobaz cinsinden daha beter.
Nasıl bir inanma, nasıl bir kendini kandırmaktır ki evrime ''bilimsel bir gerçek'' diyebiliyorsun? evrimci yobaz olmanın altın kuralı bu mu?
Paleontoloji hangi ara formu buldu? Mikrobiyoloji dna'nın evrimleşebildigini ne zaman ispatladı? Hangi bilim dalı soğukkanlı canlıların sıcakkanlılara dönüşebildiğini gösterdi?
Utanmadan bilimi ağzınıza dolama cüretini gösteriyorsunuz ya en çok ona tutuluyorum. Bilim geliştikçe evrimin köşeye sıkıştıgını, bilim geliştikçe evrimcilerin her hipotezinin çürüdügünü ne zaman itiraf edeceksiniz merak ediyorum evrimci yobazlar.
hadi şimdi gidin, hiçbir bilimsel dayanağı olmayan 3-5 makâle okuyup kendinizi tatmin edin, kandırmacalarınızı sürdürün.
Yok, ''Ben gerçekleri öğrenmek istiyorum'' diyen varsa kambriyen canlı patlamasıyla canlı filumlarının bir anda nasıl oluştuğunu araştırmakla işe başlayabilir.
T: size göre teori bana göre sahte bir metafiziksel hipotez.
teoriyi ileri süren, kendi teorisinin eksik olduğunu
“ilginç fakat insanda her şeyden evvel varolan bir tenkid şuuru olduğu görülüyor.” diyerek itiraf etmişken, boşa doluya ezberden atmamak lazım. allah bizi kraldan çok kralcılardan korusun. amin. selam ve tekâmül ile...
“insanların ara form olmadığının düşünmesinin nedeni ara formun neye benzeyeceği ile ilgili çok garip bir fikre sahip olmalarından kaynaklanıyor. bebek bir timsal ile yer sincabını gösterip; timsahlarla sincaplar arasında bir ara geçiş formu yoktur diyorlar. iyi de niye sincapla timsah arasında ara form olsun ki? sanıyorlar ki modern bir hayvanı ve diğer bir modern hayvanı alacaksınız ve bir çeşit ikisinin ortasını bulacaksınız. aslında ara geçiş formu diye birşey yoktur, çünkü bulacağınız her fosil bir şeyle başka bir şey arasında bir şey olacaktır zaten.”
Kuranda alttaki ayetlerle tersinden bahsedilen teoridir. (bkz: tersten evrim)
içinizden cumartesi günü hakkındaki hükmü çiğneyenleri elbette bilirsiniz. Bu yüzden onlara, "Aşağılık maymunlar olun!" demiştik. Biz bunu, hem çağdaşlarına hem de sonradan gelenlere ibret veren bir ceza, müttakiler için de bir öğüt kıldık. (bakara/65-66)
benim için bir hayli ilginç bir konudur bu. altıncı nesil bir yazarım. bu sözlüğe ilk geldiğimde evrim teorisini kesinlikle reddediyordum. hatta şimdi o yazdığım entariler hala bu başlıkta bir yerde olmalı. şimdi okusam, gülerim kendime. velhasıl, o günden beri çok yol aldım. şu an hücrelerimin en derinine kadar inanıyorum. bizim bir biyolojik canlı olarak bir farkımız yok. özel olduğumuzu sanabiliriz, sorun değil. ama yaygın olmak yani sıradan olmak da kozmik anlamda özeldir bizim için. kendimizi doğadan bağımsız bir yere koymak yerine, doğanın bir parçalarından biri olduğumuzu kendimize hatırlatmamızda fayda vardır diye düşünüyorum.
iki tür insan grubunun inkar ettiği teori.
gerçi kişisel olarak bunun bir teori olmadığına gerçeğin ta kendisi olduğuna inanıyorum ya neyse. anadolu çomarı linçi çekemem şimdi.
birinci grup tam da bu anadolu çomarı dediğin grup. konunun yakınından bile geçmeyen 1 tane kitap okumamış, ortaokuldaki din kültürü öğretmeninin söyledikleriyle hayatını devam ettiren tipler.
diğer grup ise harun yahya kitapları okumuş, beyni bu sığ bakış açısı ile zehirlenmiş tipler.
çok farkları var mı?
bende yok, çünkü ikisinin de hayatında gerçeğe ulaşma ya da araştırma diye bir dürtü yok.
götünüzün üzerindeki kuyruk sokumu bir zamanlar kuyruğunuz olduğunu kanıtlıyor neyi tartışıyorsunuz? (arada götünüze bakmak size geçmişinizi hatırlatır)
insanın bugüne kadarki değişimini, canlıların ilk oluşumuna kadar inceleyen ve bunları mantıklı ve tutarlı hipotezlerle yapan, bunları yaparken de sırtını tamamen bilime dayayan teori ve çalışmalar bütünü. insanı ve canlıyı anlamanın yolu. varlıkların birer yıldız tozu olduğuna dair bir teori de içerir. 1 parça kemik ve toprak, adem ve havva tarzı arabic şeylere inananlar buradan muaf tabi, onlar leblebi tozu.