aşağıda yazdığım bana ait bir yorum olmamakla birlikte benim düşüncelerimle tamamen paralellik gösterdiği için paylaşıyorum.
--------------------------
Cenk özdemir;
....
Canlılığın evrimle açıklanmasına hiçbir dinin itirazı yoktur.Belki Kuran da buna bazı işaretler bulmak mümkünür; "ancak doğrusunu tabi ki Allah bilir". Dinlerin herhangi bir ilahi kuvvet olmadan canlılığın oluştuğu inancına itirazı vardır.Nitekim Allah canlılığı evrim sayesinde yaratabilir.Tıpkı bir ressamın tablosunu paletiyle yaptığı gibi.
Evrimin olup olmadığına dair araştırmalar bilimle ilgilenen kişiler tarafından sürdürülmelidir;ancak burdan Tanrı nın yokluğu fikrine gitmek tamamen saçmadır,saçma olduğu kadar da bilimsellikten uzaktır.Şu anda Darwinciler bilim altında yaptıklarıyla bilimi katletmekteler.
Araştırılması gereken evrende bir zeka olup olmadığıdır. Evrenin nasıl geldiği değil.Nasıl geldiğini bilim sorar.Deney yapar ve bulur.Bunun ilerisi inanca girer.işte insan bu bilimsel bilgiler ışığında hareket ederek evrende bir zeka olup olmadığını kendi aklı ve vicdanına sormalıdır.Eğer yok cevabını bulursa o zaman evrim teorisini tesadüfe yorabilir.Var diyosa da evrimin Allah tarafından gerçekleştirildiğini anlar.Sonuçta evrimin dinle alakası yoktur.Diğer yorumlar ise saptırmadır. Ben evrim konusunda şüpheliyim. Hem olduğuan dair hem de olmadığına dair birçok bulgu var. çok büyük ölçüde evrim teorisine inanmamakla birlikte hangisinin doğru olduğunu bilmiyorum; ancak Allah ın varlığı her haliyle ortadadır. Evrendeki zeka kendini her haliyle belli etmektedir.Bu zekanın evreni hangi yolla yarattığı(bir anda mı evrim yoluyla mı) bilimsel bulgular sayesinde umarım birgün açığa çıkacaktır.
Yorum bildirmek istediğim bir başka konu ise Akıllı Tasarım dır.Ben de akıllı tasarım teorisi ve evrim teorisinin fen dersleri altında verilmesinden yanayım.Hiçbir yoruma kayılmadan bu bilgiler öğrencilere verilsin ve öğrenciler ön yargıdan uzak özgür düşünmeyi öğrensinler.Din derslerinde ise evrendeki zeka üzerinde durulup akıllı tasarım savunulsun.Buradan da Tanrının varlığına bağlansın olay.
Teşekkür ederim.
----------------------------------
yani evrime muhaliflikten çok evrimi anlayışa bir muhaliflik vardır yani darwinism e bir muhaliflik vardır.
haritalarda ki mesele kıtalar arasında ki bağlantı da uçurum olmadığını göstermektir. bir kıtadan bir başka kıtaya geçiş çok komplex ve karışık bir mevzu değildir... insanların bir kıtadan bir kıtaya geçişleriden daha komplex ve ilginç olan yazının bulunduğu dönemlerden çok uzak olmayan zaman dilimlerinde ki bazı medeniyetlerin bazı konularda günümüz ilmi bilgilerine sahip olmasıdır...
son olarak neanderhallerin iskeletleri bulunmuştur. 35.000 yıl önce de soylarının tükendiği tahmin edilmektedir. insanlarla olan akrabalığı da hala araştırılmaktadır...
insanların okyanusları nasıl geçtiğini sorgulayan beyin ozaman fi tarihinde inşa edilen piramitlerin o tarihte nasıl inşa edildiğinide açıklasın. okyanusları geçemez diye düşündüğünüz insanın şu anda bilmem kaç bin km ötedeki ay'a gittiğinide açıklasın. darvin'in evrim teorisinde bazılarının sapiens diye adlandırdığı yaratık resimlerle anlatılmış ve insanın maymundan (Primat) geldiği ortaya sürülmüştür. ortaya sürülmüştür diyorum çünkü teori olmaktan ileri gidememiştir.
peki bu primat denen yaratığın evrimdeki yeri nedir ? hangi yaratık evrim geçirip primat olmuştur ? mikroorganizmalar birleşip nasıl bir canlıyı oluşturmuştur ? son sorum ise şudur.
bir şeye el değmeden o şeyin kendi kendini tamamlaması (oluşması, yaradılması) mümkünmüdür ?
un,su ve mayayı yanyana koyun, bilmem kaçmilyon sene bekleyin, belki evrim geçirip ekmek olur. ya da bir insan evladının eli değer ve ekmek olur. **
teolojik yaklaşımlar için boşuna bilimsel ispat arayan insanların tümden reddettiği teoridir.
Eğer belirli bir inanca sahipseniz ve bu inanç size zaten evrim teorisini yasaklıyorsa, bilimsel örnek aramayın. Çünkü bilimin temelinde şüphe ve sorgu vardır. Oysa (saygı duydugum) inançlar bu teoriyi reddettiği için, teorinin lehine birşey görüldüğü zaman mutlaka bir kulp bulmak mümkündür. Sadece lehte olan örnekleri görüp "bunlar bilimseldir, aleyhte olanlar gerçek değildir" demek bilime ters düşer. Ve en önemlisi, sadece "inançlarım için bu teoriyi reddediyorum demek" , inanç için bilimsel ispat aramaktan daha çok saygınlık kazandırır insana. Eğer inanmıyorsanız, "benim inancıma ters, o yüzden inanmıyorum" deyin, geçin.
Bu arada "evrim teorisi tesadüflere bağlıdır" demek ne kadar doğrudur tartışılır. Hayatın oluşması için çok zor koşulların aynı anda olması gereklidir, ancak trilyonlarca yıldızdan oluşan galaksimiz gibi milyonlarcasını barındıran koca kainatta herşey mümkündür.
Canlıların evrim geçirmesi durmamıştır ve duracak birşey de değildir. Kimileri hala evrimi "insanın maymundan gelmesi" gibi kıt bir yaklaşımla karşılıyorsa, üzgünüm ama o evrimleşen canlılar maymun değildir. Primattır. Bugün maymun denen onlarca tür de, milyonlarca sene önceki maymunlardan farklıdır.
"madem insanoğlu evrimleşiyor, neden kanatları çıkmıyor" gibi masum bir soru, ellerin kanatlardan çok daha hakim bir organ olmasıyla da açıklanabilir; canlıların yaşadıkları ortama göre uyum sağlamalarıyla da... Mesela sulu yerde yaşayan yunusların atalarının , balık bulmak için gitgide daha çok suyun içine doğru gitmeleri, ama zaten sudan hiç çıkmamış olan köpekbalığının suda yaşamaya devam etmesi gibi.
Bu evrimin devam etmediğini düşünen arkadaşlar, bırakın fosilleri, bildiğimiz iskeletleri araştırsın. insanın ortalama boyu, kilosu, yaşı 5000 senede ne kadar değişmiş diye araştırsın. "Kuyruk sokumu, birkaç kasa dokunmak dışında ne işe yarıyor?" diye düşünsün. "Niçin köpek dişlerimiz var? Biz o kadar etçil, avcı mıyız?" diye düşünsün.
Sonuçta isteyen inanır, isteyen inanmaz tabii. Ancak "bence" ve "muhtemelen" gibi kelimelerle başlayan cümleler kullanarak, birtakım karşıt görüşler çürütülemez.
yazarı ile çelişen buzul çağı haritası hakkında birkaç şey söylemek istiyorum.
1- O haritalarda atlas ve pasifik okyanusu'ndaki adalar buz altında değildir ve yerlilerin bu okyanusları geçip adalara nasıl ulaştığını açıklamıyor.
2-Kaldı ki buzul çağlarında bırakın onbinlerce kilometre yol katetmeyi, soğuktan 100 kilometre bile gitmek mümkün olamaz. Son buzul çağı bile insanların mağaralarda atlattığı bir dönemdir.
3-yazarın belirttiği haritalar, insanoğlunun ortaya çıkışından 30 milyon sene öncesine ait. Yani illa ki birşekilde o okyanusları geçmeliler. Ama nasıl?
Soru sormak, sorgulamak, tereddüt etmek bilimde vardır. Doğrudan inanmak yerine sorgulayıp, gerçeğini farkederek inanmak daha doğrudur. Mesela insan mağara adamlarını düşünebilir. Herhalde onlar da uydurma değildir. ilk insanların taş sivriltip yaban öküzü avlamaları veya resimlerde belirtildiği gibi kabileler halinde
anadan doğma koşuşturmaları dinlerdeki ilk insan inançlarıyla ne derece uyuşur?
neanderthal i duymamış olan var mıdır? insan olmayan, insandan daha iri ve tüylü, ancak insana benzeyen, mızrak kullanıp ölülerine tören yapacak kadar akıllı bu canlılar neyin nesidir? Bunların iskeletleri de mi uydurmadır?
Eğer kainat insanoğlu için yaratılmışsa, bizim en iyi teleskoplarla bile göremediğimiz
binlerce yıldızın bize faydası nedir? Biz topraktan yaratılmışsak, bizden önceki zamanlarda yaşamış olan dinozorlar hangi maddeden ve niye yaratılmıştır, niye yok olmuşlardır?
Özetle evrim teorisi herşeye cevap vermese bile, körü körüne inanç yüzünden yok sayılmamayı hakedecek kadar soru işaretleri uyandırmaktadır. Yeni soru işaretleri de yeni cevapları, yeni arayışları ve gelişmeyi getirir.
Hatta inanç ile evrimin aynı şeyi söyleme ihtimali bile vardır. Şu koca evrende herşey mümkündür.
peki bu teorinin temelindeki varsayılan karar mekanizması (ki bu teoriyi savunanlara göre böyle bir mekanizma yoktur herşey tesadüfen olmuştur) artık canlıların evrim geçirmesini durdurmuş mudur? neden maymundan geldiği iddia edilen insanoğlunun kanatları çıkmaz mesela? ''artık tamam yeter'' mi demiştir bir güç? bu çelişkiyi yaşatan evrim teorisi savunucularına şu soruları sormak isterdim:
tesadüfse neden hala tesadüfler silsilesi devam etmez ve insanoğlu maymunluktan bu hale geldiyse bir sonraki safhalar yaşanmaz?
tesadüf değil ve insanın varoluşunda payı olan bir güç varsa o güç sizin için neden yaratıcı değildir?
bazı insanların körü körüne bağlandığı ve kaynak incelemekten aciz hale geldiği teori. yazık ki http://biyolojiegitim.yyu.edu.tr/mk/kit/k.htm
adresindeki fotografların görüntü açısından daha kalitelisinin linkinin verildiği kaynağı buzul çağdan kalma yöntemlerle inceleyerek farklı olduğunu zanneden insanların teorisidir.
http://www.scotese.com/earth.htm (kolaylık olması açısından sol menüde yer alan linklere tıklanması gerektiği bilgisini de vermek gerekir)bu site 2001 yılında ödül almış bir sitedir.
at dediğimiz canlının bilinen ilk atasında beş tırnak vardı, daha sonra eohippus, mesohippus, merychippus ve pliohippus safhalarından geçerken, ayak parmakları giderek azaldı. Evrim sürecinde bir canlının doğal seleksiyona mı uğrayacağı yoksa o ortama adapte mi olacağı çevre koşulları ile hayvanın biyolojik özellikleri arasındaki ilişkiler belirler. güya atın evriminde de bu olguyu görüyoruz. mesela oligosen çağında ormanlar azalmış, otlaklar daha yaygın hale gelmiştir. dolayısıyla açık arazide düşmanlardan korunabilme ancak hızlı koşabilme sayesinde olası hale gelmiştir. hızlı koşma da parmakların körelmesi ile meydana gelmiştir. boyun ve kafatasının ön kısmının uzaması yerdeki otlara ulaşmak, dişlerle ilgili değişim ise kaba otların öğütülebilmesi için gelişmiş adaptasyon özellikleridir.
kaynak inan ö. (2002): Atlarda evrim. 3. ulusal veteriner hekimliği öğrencileri araştırma kongresi özet kitabı. "üşenmeden yazdım"
cnn'nin haberinde bahsedilen dwarf horse da büyük ihtimal halkadaki 30-10 milyon yıl önce yaşadığı kabul edilen ve tırnakları körelmiş olan mesohippus oluyor.
eğer haberdeki söz konusu bu fosiller gerçek ise, muhtemelen bunlar, kendilerine has bir tür olarak yaşayan, sonra da ölüp gitmiş ve nesilleri tükenmiş varlıklardı. tabi bu bir tez, diğer bir tez da bu canlıların atın atası olduğu. Atı bunlara bağlamak biraz zorlama ile ancak hayal ile mümkün. Eğer atı illa bunlara bağlayacağız dersek, bu durumda karşımıza iki önemli soru çıkar: Atın tırnakları, iddia edildiği gibi 5 iken, neden 1 e düştü; buna karşılık, boyu, tilki kadar iken neden uzadı?
bu sorulara verilen cevaplar muhtemelen ilmilikten uzak tahminler olacaktır (50 milyon senelik tahminler). yani biraz hayalcilikten sıyrılalım. tamam bu fosillerin nerden geldiğini araştıralım, kökenine inmeye çalışalım ama her bulguyu ahanda yaratılış çürümüştür, bakın evrim gerçektir, o zaman dine inananlar yanlış düşünüyorlar şeklinde bir yorumla evrime bağlamaya çalışmayalım... *
sonradan gelen ekleme: ortada bir bulgu varsa araştıralım, mantık yürütelim ama körü körüne muğlak sonuçlara ulaşmaktan kaçınalım ve bilim adamlarının da ideolojik sebeplerden objektiflikten uzaklaşabileceği ihtimalini de düşünelim
gelişmiş canlıların neden üretken hermafroditler olmadığına cevap veremeyen teoridir. belki de yavaş yavaş oluyoruz demektedir fakat olumlu yönleri açısından düşünüldüğünde çok kısıtlı bazı basit türler dışında doğa bu seçeneği uygulamamaktadır.
inananların ben bilime inanırım söylemine sırtını dayamakla beraber bilimin ispatlayamadığı varsayım. bilimsel olacağız diye bir tarafımızı yırtmanın manası yok. ben yaratılışa inanıyorum sen evrime eğer benim inandığım doğruysa kaybeden sen olursun senin inandığın doğruysa ikimizde yok olup gideceğiz nasıl olsa diyenler de vardır. *
Bilinen ilk insan, Doğu Afrika'da 2,5 ile 1,8 milyon yılları arasında yaşamıştır.
daha da önemlisi son tek kıta olan Pangea, 200-300 milyon sene evvel parçalara ayrılmıştır. Yani memelilerden bile milyonlarca yıl önce. dolayısıyla insanların olmadığı zamanlar kıtalar ayrılmıştır. teoriyi reddedenler, insanların okyanusları nasıl geçtiğini sorgulamalıdır.
gerçekten de birçok insanın bilgi sahibi olmadan kulaktan duyma bilgilerle eleştirdiği bir "teori".
ama aynı zamanda savunanlarında ne olduğunu bilmeden körü körüne savundukları teori.
kardeşim bu bilim canlı bir varlık mı? en nihayetinde bilmi bilim yapanlar da insan değil mi? bu insanların da ideolojileri yok mu?
hatta 1950 lere kadar bu bilim adamları durağan evren modelini savunup maddenin ezeli olduğunu söylemiyorlar mıydı?
daha sonra big bang ile maddenin bir başlangıcının olduğu anlaşılmadı mı?
hem de bunlar öyle uzun bir sürede olmadı - 50 senede oldu.
daha varsayım düzeyinde olan bilgilerin doğruluğunu körü körüne kabul edip insanlara dayatmak ancak ve ancak katı bir bağnazlık ile açıklanabilir.
kimsenin evrimin bulgularına itirazı yok zaten, çok genel olarak kimsenin ilmi bulgulara itirazı yok. itiraz edilen nokta katı bir bağnazlık içerisinde ulaşılmaya çalışılan sonuç. ilmi bulgularla yaratılmış olmak çürütülmez ancak ve ancak yaratılıştan bu yana gerçekleşen sebep-sonuç ilişkisi açıklanabilir ki, yaratılış hala büyük bir muamma olmaya devam etmektedir. insan ömrü hiç bir zaman bir dünyanın ömrü kadar olamayacağı için, yaratılış ile ilgili görüşlerde deneysel olarak kanıtlanamyacaktır. ama bu, araştırılma yapılmasın manasında değildir, bu bir "bulgular kesinlik içeren yargılarla değerlendirilmesindir."
hiç kimse bana bir tavuğun yavrularını korumak pahasına bir aslana meydan okumasını evrimle açıklayamaz. analık babalık duygularını evrime dayandıramaz. genlerde gizlenen bilginin bir bilinçten uzak olduğunu savunamaz.
kaldı ki, bilim adamları hala evrim teorisi ile entropinin çelişen yönlerini açıklayamadı. sadece şu anda elimizdeki en mantıklı olan bu bir başkası daha iyisini bulana kadar bununla idare edeceğiz demekle yetiniliyor..
evrim teorisinin bulguları arasında atın evrimleştiğine dair bir bulgu yoktur bu bir varsayımdır. ancak ve ancak bir atın tırnağının 5 milyon sene de evrimleştiğine dair bir bulgu vardır ki o da tartışmalıdır. bir de balinanın ilk atası olduğu savunulan bir kara canlısının iskeleti bulunmuştur ki, bu da yine bir varsayımdır yani o iskeletlerin balinanın atasının olduğu varsayımı.
insanların bir kıtadan bir kıtaya geçmesi de o kadar abartılacak bir mevzu değildir. ondan daha karmaşık sayılabilecek birşey varsa o da günümüz astronomi bilgisine yazının bulunduğu zamanlarda yaşayan medeniyetlerinde sahip olmasıdır. dünyanın son 30 milyon yılının haritaları (kesinlik içermez) aşağıdaki linklerde var.. kıtaların birbirinden o kadar uzak olmadığı rahatça anlaşılabilir...
inanmamak için direnen insanların dayanak noktası..
ispatlanamayan bir teoriyi, *, hala aramızda, olmadığı ispatlanamadı!! şeklinde demogoji yaparak önümüze sunmaya çalışan insanlar var..mantık nerde, bilim nerde ??? **
Evrim teorisini "maymunun insana dönüşmesi" zanneden düşünce, ancak balkonda çekirdek yiyerek dışarıyı izleyen ev hanımlarından çıkabilir.
bildiğimiz tavuk, 100 milyon sene önce yoktu. Bildiğimiz at da öyle...Atların ataları çok daha küçük, tavugunkiler ise büyüktü. Daha eski zamanlarda Memeliler yoktu. insanlar hiç yoktu. insanların ataları ise maymun değil, saphiens denen bir tür primattı. Bugün maymun denebilecek 50 kadar türün ataları da eskiden çok daha farklı idi. Onların ataları daha da farklı idi.
Evrim teorisini reddeden bir aklı selim, okyanusun ortasındaki hawaii adası yerlilerinin nereden geldiğini açıklasın. Avustralya yerlilerinin nasıl oluştuğunu açıklasın bakalım, atalarımız okyanus yüzecek kadar iman gücüne sahipler miymiş?
yandaki komşumuzu gördükçe maymundan geldiğimize pek bi inandığım hede. işin şakası bir yana darvin amcamıza göre madem maymunda geliyoruz. şimdi ki maymunlarıda insan yapsalar ya. bilim teknik ilerledi her şey için sanal ortam sanal denge yaratılıyor. maymunları insan yapacak bir dengede oluştursunlar. değiştirsinler bakalım. darvin amcaya (bkz: ybsg) bknz i vermekten kendimi alamıyorum. muzlarımı getiriiiiiiin.
kurtlar tarafından yetiştirildiğine inanan bir neslin, nasıl oluyor da evrim teorisine inanamadığı merak konusudur. herhalde darvin'in sakallarından olsa gerek.
darvin tarafından ortaya atılmış teori.. şöyle ki, evrim olayı kaçınılmaz bir gerçektir.. olaya en basit ve en temel açıdan şöyle yaklaşabiliriz.. dünyadaki zencilerin, çekik gözlülerin ve farklılık arz eden diğer insan modellerinin şu halde olması için ilk iki insandan birinin zenci yada çekik gözlü olması mı gerekmektedir? durum tamamen sonradan oluşan fiziksel, genetik vs. koşullardan dolayı oluşmuştur.. yani değişimden kaçış yoktur.. aynı şekilde kutuplarda yaşayan hayvanların beyaz olmasıda durumu açıklayıcı niteliktedir.. insanın atasının maymun olması doğal dengeler ve dünyanın üzerine oturduğu humanist amaç açısından düşünülemez.. ama sürekli değişim her zaman olmuştur ve olmaya devam edecektir...
insanların, islam dinine karşı olduğu kanısıyla, durmadan saldırdığı teoridir ayrıca. kuran'ı bilime göre incelemek düşüncesi bu zihinlerde hiç yoktur. onlar, sadece, bilimi kuran'a* uydurmak isterler.
çürütmeye çalışan insanların, teoriyi tam olarak anlamadan, uydurma, saçma sapan kanıtlar sunmaya çalıştığı teori. üçüncü sayfasında ben olayım istedim.
zürafalar zebra iken yiyecek maddesi bulamamışlar ağaç yapraklarını yiyebilmek için boyunlarını büyütmüşler. karizmayı dağıtmayalım diyen zebralar ise okan bayülgen seyredip siyah renk giyimi tercih etmişler sonra at olmuşlar. işte bu evrim teorisidir.
bir çok insanın hakkında gerçekten bilgi sahibi olmadan hakkında yorum yapmaya bayıldığı ve ideolojilerine alet ettikleri teoridir. oysaki bilimsel teoriler inançlarla ya da hurafelerle karşılaştırılamaz, kendi başlarına varolurlar, bilimle uğraşan insanlar tarafından da geliştirilmeye çalışılır veya yanlış olduğun düşünüldüğün de aksi ispatlanır. ama türk halkı * oradan buradan duyduğu, gazete köşelerinde internette okudğu kaynağı belirsiz, güvensiz her bilgiye kendi bakış açısına uygunsa inandığı için evrim teorisiyle ilgili bir çok yanlış anlaşılma sürekli bu başlık altında ya da günlük hayatta yer almaktadır. (#769649)
1930larda bizzat ingiliz bilim adamları tarafından çürütülmüş, ancak siyasi fayda ve sair gerekçelerden ötürü çürütüldüğü ifşa edilmemiş, bilimin yüzkarası saçmalıklar bütünü...