bu konuda itinayla ahkam keserim, öğüt veririm hatta kitap yazarım. bu kadar iddialıyım.
bir ben bir de aşk doktoru mehmet coşkundeniz!
evlilik baştan sona yanlış, çok klişe ama insanın doğasına aykırı bir toplum dayatması. bu öyle bir saçmalık ki başlangıcından tutun da içinde bulunduğunuz her an (belki ilk birkaç ay hariç) başkaları ne der? böyle yapmalıyız...larla süren ve insanı kendisinden uzaklaştıran bir seramoni.
bekarken sevgiliyle durmadan sevişilen, bol bol görüşme imkanı sağlayacak illüzyonu yaratan evliliğin, çarklarında nice aşkları bitirmiş, toplumun ahlaki(!) kurallarını devam ettirmek için uydurulmuş bir şey olduğunu anlamanız uzun sürmüyor. anladığınız ansa iş işten geçmiş oluyor.
gelinlik, damatlık, ev, eşya..gibi şeylerse bu kurumu ''cici'' göstermeye çalışan ticari oyunlardan ibaret.
şimdi diyebilirsiniz ki - hiç mi güzel tarafı yok bu işin?
üzgünüm yok. hiçbir kadın ya da erkeği ömür boyu sevecek bir ruh henüz yaratılmadı. aşkınızın, alışkanlığa, sevgiye dönüşebilmesine katlanacak kadar yüce gönüllüyseniz;
günümüzde, birbirleriyle evlenecek insanların karşılıklı "hele bi evlenelim ben onu değiştirmesini bilirim" diyerek adım attıkları yeni aile düzeni. aynı zamanda bu düşünceyle adımlar ve imzalar atıldığından, kısa süren aile düzenidir. hatta aile bile olunamaz.
çok seviyoruz, karşıdaki insanda hoşumuza gitmeyen bir huy, bir durum olduğunda onu istediğimiz gibi olmasını istemeyi. evet, karşıdaki de belki bizi sevdiğinde öyle olmaya gayret ediyor fakat öyle eğreti oluyor ki bu değişim, onu beğenmiyoruz bu defa da. çevremde gördüğüm ve biten evliliklerin temeli hep bu. soruyorum, tam olarak sorun ne diye; "hiç bi zaman istediğim gibi olmadı. insan sevdiği için değişmez mi?" cevabını alıyorum. evet diyorum insan sevdiği için değişebilir ama kendi istediği sürece.
oysa evlilik iki insanın birbirini her şeyiyle tanıyarak, karşılıklı paylaşım içinde bulunduğu tek bir vücut haline gelmesidir.
hayattaki en güzel şeydir; birini olduğu gibi sevmek. kusurlarıyla, hatalarıyla, yanlışlarıyla, doğrularıyla. öyle sevmeye alıştığında insan, zaten ne kusur kalır ne yanlış ne de hata. aksine yaptığı her şey güzelleşir, hele sevdiğin insansa zaten kötü bir taraf göremezsin onda.
kimsenin mükemmel olmasını bekleyemezsin elbette ve tabi ki rahatsız olduğun hal ve hareketlerden durumlardan, sevdiğine uygun bir dille bahsedersin. hem ne demişler tatlı dil, yılanı deliğinden çıkarır. tatlı dilin düzeltemediği hiç bir şey yokken, ses yükseltmek niye hiç anlamam. birbirini severek imzalar atan, sonra elinde evlilik cüzdanını mutlulukla sallayan iki insan, bir ay gibi kısa bir sürede nasıl birbirlerine bağırmaktan başka hiç bi şey yapmayan iki insan haline geliyorlar, anlamak zor.
ama aklıma hep şu güzel hikaye gelir:
--spoiler--
Hintli bir ermiş öğrencileri ile gezinirken Ganj nehri kenarında birbirlerine öfke içinde bağıran bir aile görmüş. Öğrencilerine dönüp "insanlar neden birbirlerine öfke ile bağırırlar?" diye sormuş. Öğrencilerden biri "çünkü sükûnetimizi kaybederiz" deyince ermiş "ama öfkelendiğimiz insan yanı başımızdayken neden bağırırız? O kişiye söylemek istediklerimizi daha alçak bir ses tonu ile de aktarabilecekken niye bağırırız?" diye tekrar sormuş.
Öğrencilerden ses çıkmayınca anlatmaya başlamış: "iki insan birbirine öfkelendiği zaman, kalpleri birbirinden uzaklaşır. Bu uzak mesafeden birbirlerinin kalplerine seslerini duyurabilmek için bağırmak zorunda kalırlar. Ne kadar çok öfkelenirlerse, arada açılan mesafeyi kapatabilmek için o kadar çok bağırmaları gerekir."
"Peki, iki insan birbirini sevdiğinde ne olur? Birbirlerine bağırmak yerine sakince konuşurlar, çünkü kalpleri birbirine yakındır, arada mesafe ya yoktur ya da çok azdır. Peki, iki insan birbirini daha da fazla severse ne olur? Artık konuşmazlar, sadece fısıldaşırlar çünkü kalpleri birbirlerine daha da yakınlaşmıştır. Artık bir süre sonra konuşmalarına bile gerek kalmaz, sadece birbirlerine bakmaları yeterli olur. işte birbirini gerçek anlamda seven iki insanın yakınlığı böyle bir şeydir."
Daha sonra ermiş öğrencilerine bakarak şöyle devam etmiş: "Bu nedenle tartıştığınız zaman kalplerinizin arasına mesafe girmesine izin vermeyin. Aranıza mesafe koyacak sözcüklerden uzak durun. Aksi takdirde mesafenin arttığı öyle bir gün gelir ki, geriye dönüp birbirinize yakınlaşacak yolu bulamayabilirsiniz."
--spoiler--
iki insan birbirini seviyorsa, aşk varsa gerisi teferruat olmalıdır.
bu nedenle evlilik "eşimi nasıl değiştirebilirim" düşüncesi üzerine değil, "eşimi nasıl mutlu ederim" düşüncesi üzerine kurulmalıdır.
zaten karşılıklı mutlu etme çabası olunca, karşılıklı değişmeler de olacak ve iki insan tek bir vücut, birbirinden ayrılmaz bir parça haline geleceklerdir.
he bir de, "mantık evliliği" adı altında yalan evlilikler var ki, sadece para üzerine kurulmuş olan; onlardan bahsetmek dahi istemiyorum. tabi istisnalar kaideyi bozmaz. ama sen karşıdaki kişiye para ya da herhangi bir şey olarak bakıyorsan, bunun mutluluk getirmediğini anladığında yaşayacağın hüsran tarifsizdir. yıllar sonra yanındaki yabancıyı, aslında hiç sevmediğini, aslında onunla hiç bir şey paylaşamadığını görmeyi göze alabiliyorsa insan, mantık evliliği mantıklı olabilir.
özetle evlilik, karşılıklı anlayış, karşılıklı normalleşme, karşılıklı sevgi, karşılıklı mutlu etme çabasından başka bir şey değildir. sevmektir, sevgidir.
genellikle eski sevgiliyi unutmak yahut eski sevgiliye nispet için yapılır. çok ciddiyim, evlenen insanların içinde hep bir eski sevgililerine inat düşüncesi olmuştur.
sevdiğinle, aşık olduğun kadınla yaptığın takdirde dünyanın en güzel olayıdır. akşam olmasını bekleyip yarin sıcak gülümsemesine kavuşmayı beklemek bile güzeldir. yeter ki akşam olsun ve o gülümsemeyi gör o yüzde.
yeni bir aile kurduğunu, artık bir eşin olduğunu ve onunla mutlu olacağına inandığını,her şeyini paylaşacağını hatta ve hatta belki çocuk sahibi olacağını hem herkese hem de kişinin kendisine söyleyen birliktelik adı.
onaylanmış seks olarak görenler, alt tarafı bi imza olarak görenler oldukça boşanma sayıları artacaktır. evlilik eski zamanlardaki saygısını geri kazanmalı.
tabii insanlar da...
sanıldığı kadar ciddi bir olay değildir. evlenmeyi düşünen genel türk insanı profilini izdivaç programlarında görebilirsiniz. bilinçaltı ''zengin koca, üstüme yap, arabaya veren kız, nefes alsın yeter, kaşlı gözlü döşü kıllı'' gibi kriterlerle dolu olan insanların evlenseler bile sağlıklı bir yuva kurabileceklerini düşünmüyorum.
bu dünyaya gelme amacım kesinlikle bu olmalı aksi saçma olur kendi adıma hayat doğu-batı tayinlerinde geldi geçti baban asker ise çok da rahat anlarsın ya.Ama evlilik bir eş bir yuva bir ya da bir kaç Çocuk sabah akşam o ev ile ilgilenmek en elit yaşamı evlilikle yaşamak tüm fakirlerden uzakta. evlilik için elbet biri ile imza atılacak tabi ki asla sokak insanları gibi sevgililik adı altında olmasa da kendi dünyası için evlilik şart aksi düşünülemez Çok sağlık ,Çok bebek ile evlilik düşünmesi bile Çok güzel bir mutluluk.
erkeğin topluma ''bakın ben bu kadını her gece inlete inlete sikeceğim, artık düzenli olarak atlayacağım bir karım var kıskanmayın ipneler'' mesajını vermesidir.
kadının da aynı topluma ''bakın ben canım istediğinde bu enayinin üzerimde git-gel yapmasına izin vereceğim ve kazancına ortak olacağım. bir de çocuk yapıp iyice kendime bağlayacağım fortumu'' mesajını vermesidir.
''atma sage'' demeyin boşuna, atmıyorum. bu ülkenin gerçeği bu.
doğru insanla yapıldığında mükemmel olandır, bütün yaşamınıza bir izleyici bulmuş olursunuz bu da yaşamınızı daha anlamlı kılar. kumar olan kısmıysa tecrübe etmeden doğru insan olup olmadığını asla bilemeyecek olmanızdır.
şu sıralar ciddi ciddi çevre baskısı yaşatan eylem.
"düzgün işin var, araba aldın, daha ne bekliyorsun!" diyen diyene... tamam da kardeşim bir kez nişanlanıp ayrılan biri olarak haliyle ağzım yandı bu işlerden ve gerçekten hiç de kolay bir iş değil bu.
tamam, düzenli hayat iyidir ama doğru kişi önemli. sadece doğru kişiyle de bitmiyor.. doğru kişinin ailesinin de en az yanınıza alacağınız kişi kadar önemli. dahası, sizin ve ailenizin yaklaşımı da önemli.
her şey önemli yani...
ama insanlara kalsa "ee hadi vakti geldi" kadar basit ve kolay...
uzun uzadıya düşünülmemei gerek olan faaliyet.20 dakikalık tanıdıgın da aynıdır 20 yıllık tanıdıgın da o yuzden boşa vakit kaybı yapılmaması gerekn durum.
buldun mu birini bi iki gün vakit geçir sana uyuyosa tamamdır bi özelliği bile tersse siktir et.
git evlen onla hemen eşinse.
şu an istedigim tek şey.gelsin biri evlenelim hadi desin sorgusuz sualsiz alırım herhalde.yıllardır tanıdıgından ne hayır gördün sanki.