evlilik bir kale gibidir; dışardan kimileri o kalenin büyüsüne kapılıp içeri girmek ister, içerdeki kimsede hevesini aldığı için sıkılıp dışarı çıkmak ister.
içindekilerin çıkmak istedigi, dışındakilerin girmek istedigi, annesinin babasının kucağında sırıtmış bir çocugun fotoğrafçıların vitrinini süslemesine neden olan gerçek evcilik oyunu.
aşık olunmadan yapılmaması gereken, öncesinde ciddi bir biçimde çok düşünülüp taşınılması gereken ve aşk bittiğinde, eğer hala başka insanlar çekici gelebiliyorlarsa (yani aşkı fitili henüz sönmediyse) çıkıp gidilmesi gereken kurumsallaşmış, devlet ve tse onaylı, helal ve hak birliktelik türü.
çok dikkat edilmelidir, dediğim gibi.
hele hele tarafların biri maddi özgürlüğe sahip değilse işler çok daha berbat bir hal alır. evlilik, kurumsal olarak içinde aşk ve karşılıklı istek barındırmayan, zoraki yürütülen bir çeşit "beraberlik" haline gelir. evlilik yemini eden iki kişi değil, akrabalar, eş dost ve en kötüsü çocuk odak haline geldiğinde, yeminlerin kimin kalbine, kimin aklına ya da kimin defterine yazıldığı unutulur.
evlilik, dediğim gibi, iki kişiliktir. iki aslî imza içerir.
yani yalnızca iki kişinin "beraberlik" anlaşmasıdır, geri çekilebilir, fesh edilebilir bir anlaşmadır ve bundan kimsenin gocunmaya hakkı yoktur.
içine aldatmalar gireceğine, tam orda, o anda bırakılmalıdır. eğer az da olsa mevcutsa, evli olunana karşı aşk ve sevgi dışı bağlardan kurtulunmalıdır önce, ama bırakılmalıdır -eninde sonunda.
hayatlar zehrolurken, bir film değildir gözler önünde oynayan. eğer yanlışsa, eğer yanlışlık fark edilmişse hızlı ama tedbirli hareket edilmelidir.
sonra canlar yanar, gözler dolar. aman. kötüdür.
(düzenleme: cümle düşüklükleri, fiil düzeltmeleri, noktalama, kelime yenilemeleri falan fistan)
Aşk evlilikte gider gelir. halıya kola döktüğünde aşkbiter, ama o, halıyı temizleyebilirse gene aşıkolunur.O aradaki sinir evresini aşabilenler ellinci yılakadeh kaldıranlardır.Tahammül edemeyenler ise ikinci evlilikten sonra artıkevliliğin yalan olduğuna inanacaklardır.Zafer, direnenlerin olur.
Insanlara yeni adlar getiren kavramdır (bkz: bekar), (bkz: evli) , askı bıtırdıgı soylenır ama gercek askla baslarsa bıtmıycegını dusundugum olaydır, ayrıca Turk toplmunu bu konuda uzmanlasmıstır. Karakterıstık ozellıgımiz olan bekar ınsan kalmasın hareketı ıle evlenmeyı dusunmeyenlerde veya yası bıraz gecmıs olanlarda anında bır baskı olusturulur ve boylece bekarlara katkı saglanmıs olunur, dogrulugu tartısmalıdır sonucları acıktır.
suyun altından yüzmeye benzer. ne kadar iyi yüzerseniz yüzün yada suyun altından yüzmeyi ne kadar severseniz sevin, yine de arada bir başınızı suyun üzerine çıkarıp nefes alma ihtiyacı hissedersiniz.
Evlilik, inanmadigim halde içerisinde 17
seneyi bitirdigim bir kurum benim için..17 senede (abartmiyorum) 40 çift arkadasimin son verdigi kurum ayni zamanda da...
Evliligimin bu kadar uzun sürmesinin gizi belkide kuruma inanmamaktan geçiyor.
Evliligi toplumun dayattigi sekilde yasamamaktan...
Nedir bu dayatmalar? Erkegin muhakkak kadindan yasça büyük olmasi,
egitim seviyesinin erkegin lehine yada en azindan esit olmasibunlarin sadece ikisi...
Olmaz, yürümez diyor toplum... Erkek yasça büyük olmali ki, kadina "hot" dediginde oturmali kadin... Ya da yumusatiyorlar; efendim kadin erkekten önce çöktügü için (hani dogum felan) küçük olmaliymis yasi... Egitimde de böyle.. Kadinin çok okumusu bilmis olurmus, evde kalmakmis layiki....ESiM BENDEN 2 YAS BÜYÜK; ne "hot" dememe gerek kaldi 17 senede, ne de benden önce çöktü...
Yillar içinde ben yaslandikça o gençlesti, "oo Can bey kapmisiniz çitiri" esprilerine muhattap dahi oldum.ESiM 3 ÜNiVERSiTE BiTiRDi; ben bi taneyi 9 senede bitirdim.. Ne o bana bilmislik tasladi, ne ben ona ezik
baktim... Kulaga gelen müzik tekse de, onu olusturan notalar
farklidir der Halil Cibran...
Bunu unutmadik biz. Ben konusurken o dinledi,
Ben dinlerken o konustu 17 sene. O öfkeliyken ben, ben öfkeliyken o "haklisin bitanem..." dedik, öfke bitip firtina duruldugunda "ama bi de
böyle düsün" de dedik fikrimizi savunurken. Farkli insanlar olarak görmedik birbirimizi, ayni amaç için savasan neferlerdik bu hayatta... Asla bilmedik ne kadar para kazandigimizi, ortak
cüzdanimizdan gerektigi kadar aldik..
Ne kadar çalarsa çalsin masanin üstünde telefon,kim bu saatte arayan karsi cins diye sorgulamadik da ama...
Sevginin en büyük dostuydu bizim için "güven"... Ve güvenin ardina saklanmis bir "saygi" vardi daima...
Ne kavgalar, ne badireler atlattik 17 senede... Eee ülkeler neler gördü, biz çekirdek aile mi sütliman yasayacaktik... Öyle bir girdik ki birbirimize, ben ilk kez odamin
disinda yattim bi gece, misafir odasinda... Gece yarisi kapi açildi, esim "ne yapiyosun burda?"
diye sordu kapinin esiginden,uyuyorum" dedim buz gibi bi sesle...
Gitti, gelmesi 1 dakikasini almisti elinde yastikla... "kay yana" dedi daracik yatakta."ne yapiyosun?" dedigimde "benim yerim senin
yanin, sen gelmezsen ben gelirim" dedi...Anladim ki o gece, en uzun kavgamiz yat saatine kadar sürecek...
Ve bence dogrusu da bu... Özen gösterdik o günden sonra, evin her
yerinde kavga ettik, yatak odamiz haric.. Kirsak da zaman zaman kalplerimizi, asla kin
tutmadik birbirimize... Toplum kurallariyla oynasaydik bu oyunu belki
de 41 inci çift olacaktik o listede...
Ama oyunun kurallarini biz koyduk... Nede olsa
bizim oyunumuzdu, oynanan...
Evlilik; hesapsiz içine dalinmasi gereken bir oyun
bence... Topluma kulaklarini tikayarak hemde... Ne
benim, ne de bizim sözlerimizle...
Sadece gönlünüzden geçtigince...
Dedigi gibi Ataol Behramoglu' nun;
"...Yasadiklarimdan ögrendigim bir sey var:
Yasadin mi büyük yasayacaksin, irmaklara, göge, bütün
evrene karisircasina. Çünkü ömür dedigimiz sey,
hayata sunulmus bir armagandir. Ve hayat,
sunulmus bir armagandir insana..."
CAN DÜNDAR