yıl olmuş 2016 hâlâ cinselliğin resmileşmiş hali goygoyu yapanlar var. biraz orjinal olun boş herifler. kimse seks için o kadar sorumluluk almaz. sadece siz salak olduğunuz için evlilik=cinsellik zannediyorsunuz.
evlilik, asıl, çocuktan sonra evliliktir. çocuk sahibi olmadan sadece bir imza atarak evli olduğunuzu zannetmeyın.
Hele bir günde 3 saat uykuyla hayatınızı sürdürun, tuvalete gitmek bile sıkıntılı olsun, ona rağmen eşinizle birbirinize eski sonsuz hoşgörünuzu besleyin ondan sonra gelin evet biz evliyiz diyin.
Şemsiye olduğu söyleniyor. Anladım ki evlilik de normal doğum gibi.nasıl ki doğum öncesi hikayeler insanı sezaryene yoneltiyorsa evlilik öncesi yorumlar adamı ipe goturur. Neyse artık seviyorum sozluk evleneceğim ben. Şartlar müsait olsa asla evlenmezdim ama mevcut durumda onsuzlugu istemiyorum.
Allah iyilerle iyileri, şeytanlarla şeytanları birleştirsin dicem ama olmayacak bu. imtihan nasıl olacak. Yoksa iyi bir insanın inanıp güvenip, şeytan birini evine sokar mı ? Tabiki hayır. işte şeytan ruhlu "insan" evli olduktan sonra huyunu açığa vurur ve iyi insan ona sabrederse ne mutlu, ama bu iyi insan içinde büyük haksızlık olmaz mı ?
Helal dairede hem cinsi münasebet, hem iki farklı cinsin hayata karşı savaşında birbirinden güç destek alması, hem de ahirette ve dünyada mutlu olunması için Allah tarafından verilmiş nimettir evlilik.
"Gelecekteki eşe not", ve " evlilik" başlıklarına sabahtan yazdıklarım belli ki tepki çekmiş, eksi verilmiş de verilmiş. Yazdıklarımı takib edenler anlayacak meselenin ne kadar önemli olduğunu, hak verecekler hem.
Bunların maalesef hepsi gerçek.
Uzatmadan yazalım;
Bu yazacaklarımın hepsi kendi yakın akraba çevresinden olan örneklerdir.
Kuzenim evlendi 1 yıl olacak, tabi bunun öncesinde 3 yıllık bir tanışma gezme kısaca flört dönemi var. Neyse her konuda mutabık kalıp evleniyorlar ya, evlendikten sonra kuzen hanımına çocuk sahibi olmak istediğini kısaca baba olmak istiyor. Eşinin tepkisi şu "seni iyice tanımadan olmaz" türü tepki veriyor. Bak mantığa bak.. Sonra evlenmeden önce anne babaya saygı konusunda çocuk buna da inanıyor derken evlendikten sonra sanki alt katında kayınvalidesi yada kayınbabası yokmuş gibi hiç ilgilenmiyor, tenezzül edip aşağı kata bile inmiyor. Çocuk diyor mesela, insene aşağı anneme babama bir çay yap götür onlarla otur diye biraz. Kızda tık yok. Hatta para topluyormuş kız, türkçe öğretmeni çünkü oturdukları buz gibi lüks evi bırakıp başka bir yerden ev almak. Bundaki maksatta ne biliyomusunuz çocuğu annesinden kıskanıyor ve fazla görüşmesinler diye. Allah var bunların hepsi gerçek olan şeyler.
Yada başka bir tanıdığım sülaleden örnek. Kızı parası pulu var adam zengin diye buna verdiler. Kız o kadar saf temiz kalpli ki. Neyse evleniyorlar. Kızın babası sert karakterli. Damatla kızın babası arasında saygısızlık oluyor derken bu kızla kocası ayrılmaya kadar gidiyor. Tabi kızın 10 sene sanırım yada 9 yıl neyse çektikleri ne zor. Kocası babasıyla annesiyle konuşmuyor, arada 1 masum evlatları var, kocasının annesi de geçimsiz ve kız müthiş arada zor durumda kalıyor. Senelerce kız çekiyor kısaca. Sonra kutsal topraklara gitmiş bir tanıdığından dua istiyor oraya gidince araları düzelsin, herşey güzel olsun diye ve orada bunlara dua ediyor da, Allah duasını kabul ediyor da şimdi çok rahatlar.
O kadar çok örnek varki mecburi süren evliliklere o kadar olur.
Bakın arkadaşlar bu evlilik masal değil. Seçtiğiniz insan sizinle iyi anlaşır yada yukarıdaki örneklerde gördüğünüz gibi ilk başta melektir yada böyle inanırsınız fakat evlendikten sonra huylar iyice ortaya çıkar. Şimdi annesinden uzaklaştırmak istediği kocasına yazık değil mi, hatta hocalara gitmiş psikolojik anlamda rahatsız olmuş. Ne gerek var, evlilik ızdıraba mı dönüşmeli ? Varken kısacık hayatta hem kızın hem kocasının iki tarafında annelerine babalarına saygı yapması gerekirken bunlar nedir böyle. Tabiki bir ömür aynı dairede yada evin içinde beraber yaşamayacaksın ama arada bir yokla, ara, sor.
Sonra misal çocuk oldu diyelim, iki evlenen yetişkin insan anlaşamazsa o çocuk hangi şartlarda hangi sağlıklı ailede büyücek. Günah değil mi o masuma. Hayata 1-0 neden mağlup başlasın.
Yoksa evlilik kolay bul birini evlen, işin gücün tipinde varsa havada kaparlar. Ama ya sonrası ?
bu kurumun yılmaz neferleri var. bir de her şeyi buna bağlayan sersemler var. bir örnekle entrymizi perçinleyelim hemen.
ayşe, 40 yaşında. hiç evlenmemiş. güzel ve yaşını göstermeyen taş şeklinde tabir edilebilecek bir kadın, ekonomik özgürlüğe sahip, güçlü, herkesten daha dürüst, korkusuz.
diğerleri, bir kısmı evli, diğer kısmı bekar olsa da evlenmek için müthiş bir çaba harcıyor. bunlar bizim toplumumuzun minik bir örneklemini oluşturuyor.
her iş yerinde olduğu gibi benimkinde de yönetim kimse tarafından sevilmiyor. yönetimin minik minik yalakaları var. bunun dışında kalan sevgili arkadaşlarımız her gün müdürün sağ kulağından başlıyor ve eşinden çıkışı yapıyorlar. ama tuhaflık şurada ki kendileri müdürle karşılaştıklarında el pençe divan... gülücükler, efendimler, müdürümler. hehe hadi len diyorsun içinden tabi.
bir de bu ayşe var. okulda yolunda gitmeyen her şeyi pat pat söylüyor. kimsenin arkasından konuşmuyor, yüzüne söylüyor. herkesin arasında konuştuğu şeyleri ortalıkta konuşuyor. ama sevilmiyor. neden, çünkü insanlar buna alışık değil. hepsinin olması gerektiğini düşündüğü ama olmaya cesaret edemedikleri kişi. üstelik evli de değil. tam bir anarşist.
sonra iğrenç muhabbetler dönüyor. "syşe ne güzel salata yiyor her gün, ben de mi öyle yapsam, çok kilo aldım." diyen bir kadın öğretmene "hehehe canı istiyor ya, salatalık yiyor işte" diyen ahlaksız bir erkek hoca düşünün şimdi. düşündünüz mü, şimdi benimle beraber yemek masasından kalkın.
bu kadınla kavgalı bir rehber hoca düşünün şimdi. arkasından öğretmenler odasında edilmiş şu lafı düşünün. "onun canı s.k istiyor ama o da bende yok." gördüğünüz gibi bu bir kadın ve çocukların dertlerini çözüp, psikolojik destek verecek *
olm şaka mısınız lan siz. yani ne yapmaya çalışıyorsunuz. nasıl pis bir beyniniz, ahlak yapınız var. herkesin yaşayabileceği şeyler nedense evliliğe bağlanıyor habire. nedir bu çirkinliğiniz.
sizin gibi insanlar yüzünden çoğu kişi yanlış evlilikler yapıyor, olan çocuklara oluyor. okulda on çocuktan beşinin ailesi ayrı, hepsi travmalar yaşamış, kimisi tamir edilemez düzeyde. ben de ayrı bir ailede büyüdüm. çok mu basit sanıyorsunuz anlam veremiyorum.
sabah işe gelip evlilikle ilgili sorumluluklarından şikayet eden insanların hangi yüzüne inanalım. herkes evlenmek zorunda mı? bir insan hayatını birleştirmek isteyeceği biriyle karşılaşmamış da olabilir. birini çok sevmiştir ama sevilmemiştir belki. vicdanınıza sığıyor mu?
ya da bir insan evlilik hayatını yaşamak istemiyordur. size hesap mı verecek.
benim anladığım bir şey var ki evlilik içine giren insanların dışarıda kalanları çekmek istediği bir yer. belki de kendi mutsuzluklarına davet ediyorlardır insanları bilmiyorum.
ama gerçek şu ki bu ülkede ister boşanmış ol, ister hiç evlenmemiş. yalnız ve özgür kadın olmak işte bu. bir de burası güya çocukları yetiştirecek, eğitimli, kültürlü öğretmenlerin olduğu bir yer. bir de toplumu düşünün.
sonuç olarak: baskı kötü bir şey, ahlaksızlık ve vicdansızlık ise akıl almaz derecede korkunç.
Erken yaşta yapmakta fayda olan durum değişimi, sonuçta yaş ilerledikçe anlama ve görme kapasiteniz artıyor, olumsuzlukları çabuk gördüğünüz için istemiyorsunuz.
Ikinci olarak sırf evlenmiş olmak için evlenmemeli gerektiği var, nitekim günümüzdeki gibi aldığı elbiseyi geri verir gibi rahatlıkla boşananlar kervanına katılmak gerekir.
Üçüncüsü ve en önemlisi ise, kiminle evleneceğiniz (yukarıdaki maddede yazanı yapmadığınız sürece) tamamen nasip kısmet şans üçlüsü, çok üstüne düşmemek lazım.