diğer insanların evlenip çoluk çocuğa karışmasının tek bir sebebi vardır. onları hayata bağlayacak bir tutkularının olmaması.
benim tutkum insanları okumak... kimininki bulmacalar, kimininki müzik, kiminin ise işi, uçmak, yazmak falan filan...
işten çıkıp da eve gittiğimizde bizi sıcak çorba ve güzel bir öpücük karşılamayacak.
evlendiğizde artık kendi hayatınızla ilgili tek başına karar alma ve hareket etme özürlüğüzden vazgeçmiş olursunuz.
demeyin ki "yok efendim bu devirde evlilik özgürlüğü engeller mi, biz eşimle birbirimizin özel hayatına müdahale etmeyiz bla bla bla" o zaman yaptınız şey zaten evlilik olmuyor, kağıt üzerinde anlaşılmış Fuck Buddylik oluyor.
Sen eş mi arıyorsun yada ev arkadaşımı ona karar ver önce. Dediklerinize katılmıyorum. "Çatısız evlilik" ten bahsediyorsan haklısın ama siz evliliği oyun edinmissiniz kendinize. Gidin legolarla oynayın .
"evlendikten sonra hayatım değişti, meğer ben mutluluk nedir bilmiyormuşum, bilmem kaç senedir ömrümün en güzel günlerini yaşıyorum, çok çok mutluyum" diyene henüz rastlamadım.
klasik tanımlamalara girmek istemiyorum, fakat evlilik şu aşamalardan oluşuyor sanki:
karşı cinsi görüp aşık olma; aşık olma dediğimiz şey cinsel anlamda çekicilik, tutku, aşırı sevişme isteği.
ardından gelen aşama; ben bu adam/kadın olmadan yaşayamıyorum evresi. bu evrede hemen ailelere gidiliyor, tanışmalar, iknalar derken hoopp düğün. biraz beklese, acele etmese hevesi geçecek halbuki. bu aşama evden uzaklaşmak isteyen, artık anne baba ile yaşamak istemeyen gençlerimiz için kurtuluş aşamasıdır aynı zamanda. yalnız evlendikten sonra, anne babadan maaş gelmeyecek onu belirteyim. baya baya faturalar size ait olacak (daha güzel bir tanımım vardı ama yazamadım işte).
bir sonraki aşama; bıkma, sorumluluğun fazla gelmesi, arkadaşları özleme, hani benim özgürlüğüm darlanmaları, anamın babamın evinde hayat daha mi iyiydi ne? sorgulamaları, ben artık sevişmelerimizden zevk almıyorum ya da niye artık sevişmiyoruz ki biz sorunsalı, ailelere aktarılan sıkıntılar ve aile bireylerinin olaya dahil olup durumu iyice sıvamaları vs aşaması.
son aşama; biz birbirimiz için yaratılmamışız, galiba ayrılmalıyız aşaması. bu aşamaya gelene kadar zaman su gibi akmıştır, seneler hızla geçmiştir ve iki taraf da yıprandıkça yıpranmıştır. feda edilen kariyerler, feda edilen seneler, feda edilen psikolojiler, feda edilen çocuklar derken iki enkaz kalmıştır geriye.
kadın ve erkek boşanır ve yollarına devam ederler. ama hiçbir şey eskisi gibi değildir artık. gülerler ama ağızlarında tat yoktur. eğlenirler ama yalnızca öyle görünürler. hele çocuk varsa, artık hayat bambaşka davranır size.
evlilik çok çok ciddi bir müessese; düşünen varsa, bir kez daha düşünsün derim. öyle deneme amaçlı, bir de ben şunun tadına bakayım diye yapılacak bir iş değil bu. size verdiği zararları yıllar içinde anlarsınız ve çok üzülürsünüz. çok da gerekli değil açıkçası.
ahiret yönüyle bakarsak nefsini kontrol altında tutmakta zorlananların doğru insanı bulmaları takdirde başvurması gereken çaredir. önemli bir konu ve düşüncelerimi yazmak istiyorum.
yakın ve uzak çevremden gözlemlediğim kadarıyla ahiret şuurlu olmayanların evlilikleri zor, geçimsiz geçiyor. işin dramatik kısmı çocuklarda varsa ayrılmaları neredeyse imkansız. nerdeyse kimse kimseyi burada tanımadığı için gıybette olamayacağından daha fazla detay vermek gerekirse, eniştemin teyzeme toplum içinde ara sıra ağır laflar söylemesi, ya da dayımın kızlarının ki ikisi eşleriyle hacca ve umreye gitmiş insanlar ve bunların eşlerinin birisinin başka kadınlara gittiğini öğrenmiştim ve kızının babasına öfke dolu sözler söyleyip hayatının hala iyi gitmediğini biliyorum. ya da öz amcamın eşini defalarca dövmesi yetmezmiş gibi başka kadınlara yönelmesi mi dersiniz. ve ya daha yeni evlenmiş olan teyzeoğlunun eşinin evlenmeden önce 3 yıl çıkıp evlendikten sonra seni tam tanımıyorum daha deyip çocuk yapmak istememesi ve kocasını annesinden kıskanıp soğutmasıdır. geçenlerde bi yakınım demişti evlenmek için evlenmeyin diye iyice tanımak bilmek lazım türü tavsiyelerde bulunmuştu. iki türlü evlilik var çünkü ya sabırla hayatınızın büyük bir kısmı geçecek, sert imtihanlarla, kötü olaylarla ya da mutluluklarla sevinçlerle. hayatta insanın vereceği en önemli kararlardan birisidir bu ve uzuunn yıllar gidecek olan birlikteliktir. geç olsun ama temiz olsun diye düşünüyorum ben. geriye dönüşü yok çünkü bir daha..
ekonomik sıkıntıların bu olaya ciddi darbe vurduğu gerçektir. arkadaş bu iş ciddi yok sıkıldım yok şu bıdı bıdı... evleniyorsanız sadık olacaksınız sıkıntılı günlerinizi beraber atlatacaksınız. neyse milletin git gide cahilleştiği bir ülkedeyiz kime ne anlatıyoruz. hiç deilse çocuk yapmak için 5-10 yıl bekleyin onlar yanmasın.
Evlilik, bir kacis olarak gorunmemelidir. Eger guzel bir iliskin varsa, evet artik baska birsey istemiyorum, bu kisiyle hayatimi gecirmek istiyorum diyorsan, o zaman evlilik fikrine isinmaya baslamalisin derim.
hırslarını törpüleyebilmek için, üzmenin sıradan bir şey olmadığını görmek için.
iyi bir kalbin sana ne kadar iyi geldiğini görmek için.
sayesinde, sırf onun hatırına sevmediğiniz kişilere/şeylere katlanabilmeyi öğrenmek için.
tahammül etmek diye bişiyin varlığından haberdar olmak için.(zira gökten bir tahammül yağıyor, şaşarsınız alimallah)
tanıdıkça daha çok sevmenin tadına varmak için.
iyi biri olmak için..
bu kuruma girmek için ergin olmak, tıbbi testler yetmiyor arkadaş, ciddi ciddi araştırmak lazım, testi geçemeyenlere evlenme ehliyeti verilmemeli, aynı araba ehliyet gibi.
ne kadar uygunsun evlilik yaşamına? hala bekarlık günlerini anacak kadar toy musun, ciddiyetin farkında mısın? fedakar ve özverili değilsen evlenmeyeceksin arkadaş, evlenmeyeceksin işte. herkes evlenmek zorunda değil, evlenmesin zaten, sen bir aile sahibi olmayı kaldıramayacaksan neden sokmak zorundasın elini o taşın altına? önce toplumun beynindeki 'insan doğar büyür evlenir ölür' sıralamasını yıkmak gerekiyor galiba, evlenmek hayatın şartı değil. o çocuğa yazık oluyor, karşındaki insana yazık oluyor. yapamayacaksan evlenmeyeceksin, eşin ağladığında ona sarılıp yükünü hafifletmeyeceksen evlenmeyeceksin, dilini ısırmayı bilmiyorsan, hep ben diyorsan, sıfırdan insan büyütmeye mecalin yoksa, evlenmeyeceksin.
Şu hayatta en çok istediğim şeydir. Bütün arzum 5-6 tane çocuk. Erkek olurlarsa sevinirim. Daşşanı yerim onların.
Soy önemlidir soy. Soyu devam ettirin. Çocuğum olsa ciddi ciddi Suriye'ye Türkmen tugaylarına gidesim var. Doğu Türkistan'a katılasım var. Sırf şu çocuk muhabbeti yüzünden esir oldum burada amk.
bayağı ilginctir ki aklıma her geldiğinde tebessüm ettirir; düğünden bir gün önce kızıyla müstakbel damadı sevişse damadın topuğuna sıkar, ama dugun günü kızı sevişecek diye halay çeker.
işin ozu hayat garip kuslar uçuyor.
Sevdiğim erkekle evlenmek için ailemin de gönlü razı olsun diye evliliğin süresini bikaç yıl sonraya çekmekteyim ,sizce doğru mu yapıyorum .evlilik denince aklıma bunlar geliyo napayım .
harezmi bilim dünyasına 0'ı ekledi. islam medeniyetinin dünyaya kattığı önemli değerlerden birisi olarak bu bu sıfır gösterilir. ''islam dünyası o kadar boş ki ekleye ekleye sıfır eklemiş'' diyenleri medeniyet tarihi okumaya sevk ediyor ve yazıma devam ediyorum.
etrafım ''eşsiz birisi o hehe'' gibi cümleler kurardı, ben küçüktüm, sevinirdim. ergenlik zamanı bilirsin o zamanlar doğru yada yanlış olmaktan öte farklı olmak en önemli olandır. isterse olumsuzluk olsun bu durum, fark etmez. kimse düşünmez o yaşta ''bostandan ayrı kabak'' deyimi neden var diye?? eğer farklı olmak doğru bi şey olsa bu deyim olumlu anlamlar için kullanılırdı. neyse o zamanlar sevinirdim bu cümleler için ama şimdi eşsiz değil eş'siz olduğumu idrak ediyorum. eş'siz olmam, eşim olmadığını fark etmek üzüyor beni. hani söylemde herkesin sevdiği ama uygulamada kimsenin önemsemediği kurallar vardır. mesela öyle her şeye karışmamak, efendice oturmak lafta herkes sever bunu, böyle adamdan zarar gelmeyeceğini düşünür vs. ama onu sıkıcı diye pek bi yere çağırmaz, ilk fırsatta ona yüz çevirir. işte bu fuzuli kuralları önemseyen birisiyim ben, haa bu efendice otururum demek değil şahsen ben de sevmem pasif insanları. lakin kastım evlenmek için istenen erkek profiline uygun olmak. dürüst, güzel iş, espri, entellektüel bilgi lakin geldiğim nokta duygusal dünyaya nasıl sıfır ekleneceğini düşünmek??? bu mu okuduğum kitapların, işimin neticesi???
karma eğitimde yetişen kişilerle konuşuyorum, evlilik konusu açılıyor ''nasıl ya kimse yok mu etrafında'' diyor bir ses. ''yok'' diyorum ''pek kimse yok işte''. onların dünyasında bu yok ''var ama çok az var'' yada ''vardı ama şimdi konuştuğum yok'' manasına geliyor malum karma eğitim. eğitim zaiyatı olan bi meslek liseli olarak anlatamıyorum hiç olmadığını. duygusal dünyamıza bi sıfır lazım, anlıyorum. Kim bilir belkide bu sıfırı da ben eklerim ve benim gibilerin dünyasına kattığım önemli değer olur??? ''f628 duygusal dünyaya 0'ı ekledi''
cemil meriç kendinden 11 yaş büyük bi kadınla evlenirken ''genç kızlar mühendis istiyordu'' diye yazar. ilk aşık olduğu kadın bi fahişe olan bi adamdır, kadını baba evine çağıracak kadar da fantastik bir tip. bi kadınla nasıl konuşulacağı hakkında bi fikri olmadığı için eşine evlenme teklif ettiğinden bahseder. 38'inde gözleri kör olduktan sonra ''okumak istediğim pek az kitabı okuyabildim, görmek istediğim şehirlerden sadece istanbulu görebildim, tanışmak istediğim hiç bi kadını tanıyamadım'' diye ekler.
entellektüelin makus kaderi duygusal dünyada sıfırın manasını keşfetmek, kadınlar olumsuz vasıflara göz kırparken dürüst olmayı met eden çelişkili canlı, evlenmek pek zor. ''etrafına dikkatli bak!!'' uyarısı karşımda. eğer erkek kılığına girmiş bi kız yoksa etrafımda dikkatli bakmamın bi işe yarayacağını sanmıyorum, vahim.
günlerdir harezminin kapattığı boşluğun işlevini düşünüyor, duygusal dünyaya sıfırı ekliyorum. harezmiye bu konuyu es geçtiği için kızgınım.
Hayal kırıklığıdır...
Yıpranmanın öteki adıdır...
Ne denli özel ve yolunda giderse gitsin, hırpalanmanın, yorgunluğun kaçınılmaz olduğu bir süreçtir...