Söylenen yok kutsal değildir ölümdür, aptallıktır yorumlarını hiç doğru bulmadığım kavram. Kesinlikle kutsaldır olması gerekendir her ne kadar insanlar bazen tek eşli olmaya ayak uyduramasa da sonuçta insanların düzenli bir hayatla daha mutlu olduklarına inanıyorum. Ve bu konunun en önemlisi dünyaya bir çocuk getirmek için anne ve babanın bir arada bulunduğu bir kurum kesinlikle şarttır. Çocuklar mutlu, huzurlu ve bir arada yaşayan anne baba ile ancak sağlıklı bir birey olabilirler. Bu demek değildir ki ayrı olan anne babanın çocukları sorunlu. Hayır, ama ayrı anne baba ile büyümek özellikle küçük bedenlere ağır gelmektedir ve küçük de olsa illa ruhunda yaralara sebep olmaktadır. Bir bakıma da söz ettiğim gibi kadın olsun erkek olsun düzensiz bir hayat belki gençlikte güzel gelebilir fakat bir yerden sonra kabak tadı vermeye başlayacaktır. Annemiz, babamız, kardeşlerimiz bir yerden sonra yanımızda olamayacaklar ve insanın en zor başa çıkabileceği şey yalnızlıktır. Insanın omzuna başını koyabileceği bir hayat arkadasının olduğunu bilmek, doğru kişiyle hayatı birleştirmek yaşanması gereken önemli ve güzel şeylerden bi tanesidir.
30 yaşından sonra evlenmenin bir yararının olacağını sanmadığım için, evlenmemeyi düşünüyorum. zaten evlenmek, neslin devamını sağlamak, nefsani duyguları helal şekilde gidermek içindir. yaş ilerledikçe yemeğe 2 kaşık şap atar yola devam ederiz.
ne yani, gidip defalarca kez zina yapmış sonra diktirmiş namuslu bakire ayaklarına yatan bir kimseyle mi evleneyim ?!
kadınları asla tanıyamazsınız, anlayamazsınız.
her kadının kalbi sırlarla dolu bir okyanus gibidir.
çoğuda kaybetmemek için yalan söyler kazanmak için doğruyu söylemesi gerekirken ve vicdanlarıda rahattır bu yalanı söylerken...
varsay ki evlendin, çocuk yaptın, sen çocuğu yapacaksın gelecek devletin öldürecek...
hem evliliğin gereklerine riayet edebilmek, hem çocuk yetiştirebilecek değerde bir insan olmak lazım.
bu ülkeye mustafa kemal gibi evlatlar kazandırabilekseniz evlenin yok çocuk yapıp sokağa salaksanız bunu türkiyede yapmayın, zaten yeterince var bunlardan...
evladına terbiye vermeyen ana baba yüzünden şimdiki kızların çoğu arsız, hayasız, edepsiz, ahlaksız... bazılarıda iffetsiz, onursuz...
onlara göre bu açık saçıklıkta, etini teşhir etmede hiçbir anormallik yok. çünkü ailesi öğretmedi çünkü o nefsini dinliyor ona uyuyor. böylesi evlenince swingerda olmak ister...
bence insan kendine her zaman ve her yaş diliminde bir uğraş edinmeli ve onunla vaktini geçirmeli. evlilik olayına erkeklerin, düzenli cinsel ilişki olarak bakmaları belli süre sonra karşılarındakinden sıkılmalarına yol açıyor. kızların ise mal, mülk kısaca lüks yaşam olarak bakmalarıda bunun gibi. kimse uzun vadede istediğini elde edemiyor. evliliğin fragmanı olan balayından sonrası yalan oluyor.
şahsen ben çoğu insanın halktan, toplumdan uzaklaşmak istediğini düşünüyorum. sessiz, sakin, rahatsız edilemeyecekleri bir yere gitme isteği var herkeste. uzlet bu
devirde yapılması en münasip ve gerekli şey.
boşanmaların artması zaten evliliğin nasıl yanlış anlaşıldığını gösteriyor. zaten çoğu çift evlenmeden önce her boku yiyiyor sonra evleniyor. bazısı nişanlı iken bazı boklar yiyiyor ve sonrasında nişan atılınca sap gibi kalıyor. çoğu gerdekte yalan söylüyor, ağlıyor.
hayat yeterince kötü. evlenipte içine sıçmaya hiç gerek yok bence.
Erkeğin özgürlüğünü yok eden,kadını ise özgürleştiren kurumdur. Bircok bayan ailesi ile beraber yaşarken yapamadığı şeyleri evlenince yapabilir. Erkek ise bekar iken yapabildigi seyleri evlenince yapamaz. Arkadaslari ile bulusamaz,bulussa da tad alamaz,surekli kisitlanir. Eskiden kendine bakan erkek,evlenince kendini salar. Cunku hayat artik onun icin bir anlam ifade etmez. Evlilik erkekler icin "game over" demektir. Hele de istekleri hic bitmeyen kadinlar, evlenince daha da tatminsiz,daha da ac gozlu olurlar.
Pırıl pırıl ütülü giysili, misler gibi parfüm kokulu, saçları taralı, dişleri fırçalanmış adamı / kadını sevmek kolaydır.
Aslında aşk, aynı insanı, sabahın körü uykudan uyandırdığındaki en sinirli hali ile de kabul edebilmek, aynı tuvaleti bir dakika arayla kullanabilmek, diz yapmış pijamalarla kanepede yastıklara sarılıp sızmışken bile şefkatle okşayabilmektir.
Buna katlanamayanlar zaten âşık değillerdir.
Bu durumda evlilik hoşlandığın insana karşı olan duygularını öldürüyor diyebiliriz. Zira âşıksan, aynı havayı solumak bile zevk verir. Hep beraber olmak istersin. Banyodan gelen su sesi bile onun evde olduğunun işaretidir ve huzur verir. Ütülediğin gömleğin ona ne kadar çok yakışacağını düşünürsün. Pişirdiğin yemeği ne çok seveceğini hayal edersin. Bin tane ayakkabısı varken bin birinciye sahip olmaktan mutlu olacak diye, istediğin gömleği satın almaktan vazgeçersin.
Zamanla almaktan çok, bir şeyler vermekten mutluluk duyduğunu keşfedersin.
Eğer kadın evlilikte ikinize yemek pişirecek, dolabı düzenleyip ütüyü yapacak bir anne olarak görülüyorsa, o kadının saçlarının hiç yağlanmadığı ve adamın geceleri terlemediği düşünülüyorsa, asla kavga edilmeyecek ve lavabo tamir edilirken dahi gülüşüp öpüşülecek zannediliyorsa zaten beklenti bir evlilik değil, bir amerikan filmini yaşamaktır.
Bu hayallerle yola çıkıldığında, damat ilk gece gelinin saçlarından onbin firkete sökmeye çalıştığında, gelin ise damat firketeleri çıkaramayıp "s...m böyle kuaförü"; diye söylendiğinde zaten evlilik sandıkları şey çatırdamaya başlayacaktır.
Evlilik; sadece aşk değildir.
Evlilik; ev arkadaşlığı, kankalık, sırdaşlık, ortak hesaba sahip mudilik, ayrı kökenlerin birleşmesi, başı hatırlanmayan bir akrabalık ilişkisidir. Aşk bu ilişkide tutkuyu sağlar ama zaten tek başına ayakta tutamaz.
Âşıksanız ateşli sevişmeler yaşarsınız ama kış akşamları evde konyak içip geyik yapamayabilirsiniz. Hala canınız sıkıldığında onu değil de annenizi arıyorsanız, yalan olmuştur o evlilik.
Aşk evlilikte gider gelir. Halıya kola döktüğünde aşk biter, ama o, halıyı temizleyebilirse gene aşık olunur.
O aradaki sinir evresini aşabilenler ellinci yıla kadeh kaldıranlardır. Tahammül edemeyenler ise ikinci evlilikten sonra artık evliliğin yalan olduğuna inanacaklardır.
- girilen cinsel ilişkiye meşruiyet kazandırmak için
- ilişkiye girildiği için toplum tarafından kadınlar için orospu, erkekler için zampara veya sapık damgası yememek için
- girilen ilişkinin meyvesi olan çocuğun 'piç' damgası yememesi için,
- toplumun (özellikle de ailelerin) evlensene artık baskısından kurtulmak için
- evlenmeyince evde kalmış düşüncesinden kurtulmak için
yapılan eylemdir.
evlenme sebebiniz bunlardan birisi değilse sizi kutlarım ama türkiye için konuşacak olursak insanımızın %99,5'i gibi çok cüz'i bir oranı sırf bu nedenlerden dolayı evleniyor.
yasal sevişebilmek gibi milyon tane klişeyi bi kenara bırakırsak evliliğin esas şeysi aile olmaktır.
sevgilinle birlikte yaşasanız hatta çocuk bile yapsanız aile olamazsın.
aile olmak iki tarafında birbirine ait olan herşeyi kendininmis gibi benimsemesiyle olur. en basitinden anneler babalar dayılar halalar birdir.
geleneksel aile yapısından çok da uzaklaşılmaması gerektiğini düşünüyorum.
birde evle yuva çok farklı şeyler be.
boş bir evi yuva yapıp doldurabilecek nitelikte insanlarla evlenin.
evlenmeden önce ciftlere kesinlikle psikolojik olarak hazir olup olmadıklarıyla ilgili profesyonel ölçüm yapılması gerekiyor.
çocuk istenmediği sürece gereksiz işlemdir.
seks insanın ihtiyacı ama dünya da gerçekten sevemeyen bağlanamayan vefasız insanlar var.
sırf sevişecek diye bu insanların evlenmesi büyük bir hatadır.
yalnız mutlusun tahammülsüzsün napacaksın evlenip hem kendinin hem karşındakinin başını mı yakacaksın.
evet efendim birbirini sevmeyen insanlar sırf sevişmek için evlenmesinler.
evli olmadığım halde çok gerekli olduğunu düşündüğüm durumdur. zira koskoca hayatın tek başına geçirilmesi bir yandan insanda bir duygu eksikliği yaratabilir, öte yandan hayatın zorlaşması ihtimali de artar diye düşünüyorum.
30-40 sene öncesine kadar ''artık sevişebileceğim'' anlamına gelirken günümüzde '' lan artık eşimden başka kimseyle sevişemeyeceğim ???'' anlamına gelmektedir.
Türk olarak her yaştan kesimin çocuk oyuncağı sandigi (çocuğun altini çiziyorum ) mantik ve aşk evliliği diye ikiye ayrılan kamusallasmamis bir kurumdur . Erkeğin şiddeti ile baslayip kadinin dirdiriyla sona eren tuhaf bir mantiksizliktir . ve en sonunda yine erkeğin para ödeyerek (nafaka) aci çektiği oluşumdur .
Erkeğin özgürlüğünün yok edildiği,kadının özgürlük alanının genişlediği bir oluşumdur. Kadindaki inanilmaz alisveris yapma ve tuketme cilginliginin erkegi biktirdigi olusumdur. Erkek ilk basta mucadele eder ama belli bir sure sonra dirdirdan bikar ve mucadele gucunu kaybeder. Evliligi zorlastiran erkekler degil, kadinlardir. Erkegin mutlu olmasi cok kolay,gunumuzun doymak bilmeyen kadinlarinin mutlu olmasi ise cok zordur.
Başlarda bi heves bi tatlılık gibi görünen durumun 2 sene sonra bitmesi çevremde ki tüm yenı nesil evlilikler bitiyor deli gibi sevip evleniyorlar ama bi bakıyorsun bitiyor sanırım artık anne babamız gibi evlilikler zor.