şu hayatta gerçekleştirmekten, içinde bulunmaktan en çok korktuğum eylem, durum, kurum. bu kurum neden korkutuyor beni ? bekarlık sultanlık geyiklerinden ötürü değil tabii ki. bence evlilik çok eğlenceli bir durum. kendi açımdan evliliği kaldıracağımı ve eğlenceli olacağını düşünüyorum. ama beni korkutan asıl şudur. kadın dediğin geçmişte hayatına giren erkekleri unutabilir mi ? veya geçmişte aşık olduğu bir erkeği unutur mu ? tamam belki onunla iletişime geçmez ama hayal bile etmesi beni tedirgin eder. ki kadın şeytanın ta kendisi değilse ben hissederim onun düşüncelerini, isteklerini. bu beni çok korkutuyor sözlük. evliliği deli gibi isteyip, deli gibi de kaçıyorum .
kierkegaard çok sevdiği nişanlısı regine olsen’i ‘’benim evlilikten daha önemli amaçlarım var’’ diyerek terk eder. 42 yaşında ölür, yalnızlıktan mı ölür kimse bilmez. emin ol direkt ölüm sebebi olsa yalnızlık bi çok kişinin ipini çekerdi dostum. örneğin hastayken bile kendin pişir kendin ye tarzı takılmak sıkıcı, sanırım yalnızlığın kötü yanı seni düşünen kimsenin olmaması.
ali şeriati evlenmek istediğini açıkladığında ablası ‘’sen evlenecek kişi değilsin’’ der ‘’kitapların dünyasından çıkmaması gereken birisin…’’ ‘’ama yinede insanım’’ der şeriati akabinde evlenir. karısının sürekli şikayet halinde olduğu bi evlilik hayatı, benle ilgilenmiyor, evi önemsemiyor öne çıkan söylemleri kadıncağızın. kendini anlayan insan olmadığından bahseder sürekli şeriati ve 43 yaşında ölür zihni yalnızlıktan mı ölür kimse bilmez.
spinoza panteizm düşüncesini savunduğu için yahudikten dışlanır. bi dağ evine yerleşir kimseyi görmeden geçen bi ömür. anılarında bazen günlerce hiç bi insanı görmediğinden kimse ile konuşmadığından bahseder ve 44 yaşında ölür. muhtemelen yalnızlıktan ölür. hapşurunca çok yaşa demedi diye bozulacağın bi insan olması lüks çünkü, kalktığında birisine günaydın diyebilmek artıdır pek kimse bilmez ama, ıssız evde buzdolabı sesi dinlersin akşamları, gerçi spinoza 350 sene önce dinleyemezdi ama ben dinlerim, soğan ve salça olmayan bi mutfağa sahip olmak neyse…
***
beni tanıyan 2 insandan birisi bana kız bulacağını iddia ediyor dostum. ‘’sen takma kafaya o iş ben de, hallediyorum ben’’ bu kadar çok kişinin araması hoş bi durum diye düşünüyor insan. nihayetinde sevenim çokmuş??! lakin bi yandan da hayallerimi kırıyor bu durum. nerdeyse bi tabur kız arıyor ama hiç kimse birisini bulamıyor, düşün. hani bi yere gideceksindir ama sürekli bi şeyler engel olur gidemezsin yaa, didinir herşeyi ayarlarsın son anda işin çıkar, gideceğin otobüs bozulur vs. bu kadar çok aksilik olunca insan şüphe eder ‘’belki de gitmemem gerekiyor, belkide kader bilerek önümü bu kadar tıkıyor??’’ diye. resmen evlilik için benzer fikirler beslemeye başladım. belkide evlenmemeliyim, belkide kütüphanemde huzurlu yaşar 40’ında ölürüm. belkide evlenmemesi gereken bi insanım kim bilir?? her horoz kendi çiftliğinde ötmeli belki, belki kierkegaard haklı. belki??!! kütüphanem bana yeterlidir?! ‘’düşünce dünyasına bi ıslık çalsam yanıma gelir onla oynarım, konferanslara giderim’’ diye düşünüyorum lakin şeriatinin dediği gibi ‘’ne kadar kitaplarla aram iyi olsa da ben de insanım’’
Kiminle eğlendiğimiz ve onun dünya görüşü son derece önemlidir. Politik olarak aktif olmaktan bahsetmiyorum.
Politik olarak kendini belli bir düşünceye ait hissetmeyenler pratikte faydacı liberal bir ahlakı benimseyebiliyor.
Hiç ihtiyacı olmayan hatta alsa da kullanmayacağı eşyalara sırf sahip olduğunu bilmenin hissettirdiği duygu için binlerce liralık taksitlere girenler var.
Erkekle kadın, aile kurmak için yasaya uygun olarak birleşmek, izdivaç etmek . Sözlük böyle açıklamış. Benim gözüm de yasaya uygun bir biçimde kısıtlanmaktır. Bir insanı sevmenin sonucunda illa evlilik mi olmalı?
Gelin ve damadın biz bu gece sevişeceğiz izninizle dermiş gibi düğün yapmaları, kızın anne babasının oh oh kızım bu gece düzülecek dermiş gibi göbek atmaları adı altında gelenekselleştilmiş bir olgu ülkemizde. Nedense anne babaya haber verilmeden evlenirse çifler ömür boyu konuşulmaz, kız kocaya kaçtı olur, oğlan kız kaçırdı olur. Tabi bu çok önemli, biz sevişeceğiz mutlaka bilmelisiniz denmeli anne babaya ve bütün akrabalara.
Sanırım yavaştan vakti gelendir. Yatak örtülerine, porselen takımlarına, porselen kahve fincanlarına aşık oluyorsam artık, vakti yavaş yavaş geliyor demektir.
Birden iki olmaktır bazen de ikiysen tek olmaktır. Sevdiğin insanı ve seni deli gibi seveni bulduktan sonra seni dünyanın en mutlu insanı yapacak bir girişimdir.
Doğru bir evlilik hayattaki en güzel şeydir. insanın hayatını yoluna koyar, fena şeylerden insanı sakındırır. insan topluma faydalı bir birey olarak hayatına devam eder.
Ancak yanlış bir evlilik insanı bunalım, psikolojik yokuş, kötü davranışlara sevk eder. Kişinin ömrüne adeta bir balta vurur.