köy gibi şehir denmiş, venediği andıran porsuk çayı nerede var acaba sorabilir miyim? eskişehir için uğraşan yılmaz büyükerşen gibisi nerede var bunu da sormak isterim..herkesin gelip memnun kaldığı, öğrencilerin harika zaman geçirdiği bu şehir benim şehrim. burayı kazananlar çok güzel zaman geçirip güzel arkadaşlıklar kuracaklarına emin olsunlar. sakin, kimsenin kimseye karışmadığı özgür kalacağınız bir şehirdir, boşuna öğrenci şehri denmiyor.
canım olan, ciğerim olan şehir. her şeyim olan şehir. sadece 1 kez misafiri olduğum şu dünyada kalbimin orta yerine tahtını kuran, hükmünü süren şehir. mutluluğu mutluluk, mutsuzluğu mutsuzluk olan şehir. her şeyinle benimsin ey şehir. anlıyor musun?
Hakkaten biraz fazla abartılıyor ama şirin bi yer diyelim. Tek sorunu her gün tependen geçen savaş uçakları ve sabahtan aksama kadar yerel bir su firmasının, Seçim arabasi gibi Muzik çalarak aksama kadar dolaşması..
Onun dışında biraz özlemiş olabilirim burayı tabi.
gezilecek değil, yaşanacak yerdir. 2-3 günlüğüne gelirseniz bir bok anlamazsınız buradan. çünkü gezilecek çok sınırlı yeri vardır. odunpazar'ı evlerinin oraya gittin, dolaştın, yine o bölgede olan müzelere gittin. çıktıktan sonra çi börek yedin. akşam porsuk'a gidip çay kahve içtin. tamam işte bu kadar. bitti yani. sen de dersin ki "bu muydu yani?"
e buydu kardeşim. çünkü eskişehir'i eskişehir yapan gezilecek yerleri değil. eskişehir belki türkiye'nin en yaşanılabilir yerlerinden biridir. güvenlidir, yaşam çok pahalı değildir, istanbul veya ankara'daki kaos yoktur. bir yerden bir yere çok rahat ulaşırsın. kültür sanat yaşamı canlıdır. insanı iyidir her şeyden önce.
eskişehir bu yüzden övülür. bunu istanbul'un kadıköy ilçesinden buraya taşınmış ve 3 yıldır yaşayan biri olarak söylüyorum.
varsa burada eskişehir'de olan arkadaşlar, mesaj atsın, tanışalım, çay kahve içip tavla neyin oynayalım adalarda. *
eskişehirliyim ve bir süre dışarıda yaşadım, geldim yine burada yaşıyorum. ben hayatımda böyle saygısız bir trafik görmedim. her gün ama istisnasız her gün birileriyle kavga eşiğine geliyorum trafikte. çoğu zaman ya sabır diyip çekip gidiyorum ama bazen sinirden kavga eşiğine geliyorum.
daha bugün hat boyunun sakarya caddesini kestiği döner kavşakta neredeyse kavga edecektim. döner kavşağın içine girdim kavşağın içinden çıkmak üzereyken sakarya 2 caddesinden gelen mal inatla durmayıp hayvan gibi kavşağa girdi, girdiği gibi de kalmayıp bana içeriden el kol hareketi yaptı. nediyosun lan sen diye içeriden bağırdım camı açtım, bu da açtı bişeyler geveledi. kavşağın içindeyim ve yol hakkı benim diyorum adama, mal herif bana sağdan gelenin önceliği vardır diyor. burası döner kavşak yol hakkı kavşak içindeki kişinindir diyorum adam bana hala sağdaki kişinin önceliği vardır diyor. ulan trafik kuralı bilmediği gibi üstüne üstlük bir de artistlik yapıyor. hadi lan felan bişeyler dedi çekti gitti. inseydi %100 girerdik birbirimize.
kavga etmemenin imkanı yok, kaldı ki trafikte çok saygılıyımdır. yaya geçitlerinde muhakkak dururum, yaya geçiti olmasın arkamda trafik çoksa yine dururum. ara sokaktan çıkan araca arkamda çok araç varsa muhakkak yol veririm ama böyle mallar denk gelince çıldırıyorum.
ben eskişehir trafiğini 2-3 yıl sonra düşünemiyorum bile.
adalar bildiğiniz şam gibi amk. kafeler artık suriyeli garson çalıştırıyor. adalara inince kendimi turist gibi hissediyorum. hatta suriyelilere adres sormak için birkaç arapça kelime de öğrendim. ya bunları ulu orta yerde bir meydan dayağı atacan ya da her geçen gün birimizi ya sikecekler ya gasp edecekler ya da dövecekler amk.