gelecekte gülünmek üzere içinde barınacak bir sürü hatıra.insan oğlunun en çaresiz anlarıdır sevgiliden ayrılmak.Ölüm gibi gelir,böğürte böğürte ağlatır insanı.Gel görki ağlamalar sadece yeni bir sevgili buluncaya kadardır,ondan sonra ağlatan sevgili,duvardaki çentik olur.Bu devranda böyle döner.
birinden bir adet yüzük.
birinden bir adet sweat-shirt.
birinden bir adet asker künyesi.
ve hepsinin hasta fenerbahçe taraftarı olmasına tekabülen fenerbahçe antipatisi..
ezberde kalan telefon numaraları da cabası! ***
önce bir bocalama; sonrasındaysa hüsran... ortaya çıkan hüsrandan ötürü hayatı tekrar baştan sorgulamalar... tüm sorgulamaların sonunda sana kız mı yok diye kendi kendini avutmaya çalışıp ihtiyacın olanın herhangi biri değil de "o" olduğunu görmezden gelmeler... bir türlü bitişi kabullenememeler... en sonunda kabullendim sanıp tekrar kendini hayata salıp "her bitiş yeni bir başlangıçtır" deyip yeni bir sevgili aramaya girişmeler... ite kaka biriyle tekrar bir noktaya gelmek sözkonusuyken o yeni kişiyle önce sanki sevgiliyle konuşuyormuş sevgiliyle berabermiş gibi davranmalar, sonrasında o karşındakinin seni geride bırakan sevgili olmadığını farkedip bir şekilde lafı o "eski sevgili"ye getirmeler... bazense bunu karşındaki kişinin başlatması ve bu durumda sözü değiştirmek yerine kendi "eski sevgili"nden bahsetme yoluna gitmeler ve olası bir yeni başlangıcın böylelikle içine etmeler... sonrasında "yalnız birey güçlü birey ulen" diye kendini avutmaya çalışmalar... sonra kendini bir şey sanmaya başlayıp yoldan geçerken bile yoldan geçenin ilgiyle sana baktığını sanmaya başlamalar... daha sonra tanışılan ve hatta karşılaşılan hemen her kızda "eski sevgili"den bir şeyler bulmalar ve sırf o "eski sevgili"den bir şeyler bulmanı sağlamasından ötürü o yeni tanıdığın kızdan hoşlanmaya başlamalar... bir kızı sevgiliyle aynı boyda diye, bir kızı "sevgili"yle aynı ayakkabı numarasına sahip diye, bir kızı "eski sevgili"yle saç rengi/uzunluğu aynı diye, bir kızı aynı "eski sevgili" gibi gülümsüyor diye, bir başkasını ise "eski sevgili"nin sevdiği yemekleri seviyor diye sevmeye başlamalar... fakat bu yeni sevmelerin hiçbirisinin sevgiliye dönüşememesi, hepsinin * içinde patlaması ve bu her yeni platonik aşkın sevgililik haline dönüşemesinden ötürü hayıflanmalar, üzülmeler, hatta kahrolmalar... sonra bu üzülmelerin tüm sebebinin aslında o platonik imgelerle birlikte olamamaktan değil "eski sevgili"den uzak kalmaktan kaynaklandığının anlaşılması ve bundan ötürü iyiden iyiye hayata küsmeler...sonra kendine yaklaşımının ters dönmesi ve hiç kimsenin senden hoşlanmadığını, hoşlanmasını gerektirecek bir şeyin de sende olmadığını düşünmeye başlamalar... o "eski sevgili"yi bir şans olarak görüp o şansı bile değerlendirmekten aciz olunduğu için kendini suçlamalar... karamsarlık ve içine kapanıklık... dışarıya ne kadar gülünse de içinde melankolik bir yapı taşımalar ve bir türlü ne yapılırsa yapılsın gerçek anlamda eğlenememeler... hayatta keyif almak için o "eski sevgili"ye ihtiyaç duymalar ve de fırsatını bulduğunda bu entry'de olduğu üzere bütün bu geriye kalanları dışarıya bir şekilde kusma alışkanlığı...
bir de acaba ben de o eski sevgilide geriye bir şeyler bırakabilmiş miyimdir onun merakı...
anlam veremedigim telefon konusmalari. biran once bitmesini istedigim turden. belirsizlige belirsizlik katan. kargasanin havada ucustugu.. soylenenden cok soylenmeyenlerin uzdugu, heyecanlandirdigi, sasirttigi telefon konusmalari.
herkes yol alirken.. oldugun yere civileyen, yuzunu gecmise cevirmeye zorlayan, bakislarini islatan anlamsiz demeye dilin varmadigi ama anlamini cozemedigin telefon konusmalari.
belki yanılıyorum ama 'sevgiliden geriye kalanlar' diye açılması gereken başlıktır.eğer aşkına kapılmışsan bir kimsenin,olmak ya da olmamak kadar keskin bir virajdır artık hayat senin için.*