40 yaşına gelindiğinde hangisiydi diye akıllara soru işareti serpen hepsi ile iyi kötü anların yaşandığı ve hepsine teşekkür edilen an itibari ile sokakta görsem tanımayacağım kişiler topluluğu.
gözümün içine bakarak yalan söylemiştir. hem de öyle beyaz yalanlardan değil, kapkara yalanlardan...
şimdi ben sana ne diyeyim ? açıp telefondan sabaha kadar küfür mü edeyim ? çalıştığın yere gelip seni rezil mi edeyim ? arkadaşlarına senin gerçek yüzünü anlatıp sokağa çıkamaz hale mi getireyim ? peki ya o yanındaki erkek kılıklı ibneye ne diyeyim ? küfredip facebooktan engellemek denir amına koduğumun piçi ? zeka yaşınız kaç lan sizin ? ananız nerde büyüttü lan sizi ? nasıl bir aile terbiyeniz var sizin ? büyürken 'kahpelik nasıl yapılır' diye özel ders mi verdiler size ? napayım ben bu amcık ağızlıyı ? suratını paramparça mı edeyim ? açıp telefondan dümdüz küfür mü edeyim ? yaşadığınız şehre adam yollayıp korkudan sokağa çıkamaz hale mi getireyim ? ne yapayım söyle. senden cevap bekliyorum. değmezsiniz amınıza koyayım. sıçtığım boka bile değmezsiniz. 'kötüyüm nolur yardım et bana' dediğinde ilk otobüse binip 6 saat sonra yanına gelen adamı; yalancı ve karaktersiz bir herif için terk ettin. sokakta köpeklerle konuşan, onları elleri ile besleyen bir adamı kaybettin. kuşları alıp saatlerce onlarla dertleşen bir adamı kaybettin. yolda yürürken karınca gördüğünde 'acaba üstüne mi bastım' diye ayakkabısının tabanına bakan bir adamı kaybettin. sabaha kadar oturup saçlarını okşayan, senin uyuyuşunu izleyen bir adamı kaybettin. seni seven bir adamı kaybettin. daha doğrusu sen bir 'adamı' kaybettin. seni kızları olarak kabul eden bir aileyi kaybettin. sen herşeyi kaybettin. hiç bir şekilde iflah olmaz bir karaktere sahip bir kadından sadık bir eş, bir anne yaratmak böyle nafile bir çabaymış. komik duruma düşmekten başka bir boka yaramıyormuş. kafamı sikeyim. bu kadar değer vermeseydim, küfretseydim , köpek gibi davransaydım; sonuç böyle olmazdı. sana orospu derim ama ciddiyim orospulara hakaret olur. orospu seni arkadan vurmaz, yalan söylemez; orospu delikanlıdır, senin dert ortağın olur. sen orospu falan değilsin. sen farklı birşeysin. adını koyamadım. gidin pisliğinizde geberin orospu çocukları
Neden diye sorgulatır bu insancıklar mna kodugum madem o herif var kafanda neden daha erken bitirmedin topla tüfekle geliyim 6 saatlik yoldan balıkesiri kana mı bulayım?
açık konuşuyorum gecenin bu saatinde uyutmayan. efkarlandıran içlendiren. onu en son ocak ayının ilk haftasında gördüm sanırım. bir şansımız olabilirmiş gibiydi.. askere gidicem dedi, araya kocaman bir duvar ördü. arkasında birini bırakmaktansa bi ses bırakmayı tercih etti. ki benimle telefonda bile vedalaşmadı, red etti. merak ettim. kızdım. ama hak verdim. araya çok zaman, en çokta kişiler girmişti. bugün telefonuma bi mesaj geldi. fotoğrafı bi açtım, asker kıyafetiyle fotoğrafı. gözlerim doldu. duygulandım. normalde böyle durumlardan çok etkilenebilen bir insan olmamama rağmen, lan buna nasıl yakışmış bu üniforma edasıyla uzun uzun baktım. müsaitsen sesini duyayım dedim olur dedi, aradım. ikimizde başta konuşamadık. keyfinin yerinde olduğunu bugün yemin töreni olduğunu evci çıktığını başına çok esrarengiz şeyler gelmediğini anlattı. o heyecanlı sesi yoktu da daha sakin, daha yorgun bi ses vardı karşımda. telefonu kendine iyi bakla kapattık.. o hayatına devam etti. bense; ocak ayının o soğuk ve birbirimizin suratına bakarak (ben ağlıyorum) bana söylediği sözleri unutamadığım geceye gittim. affedemeyeceğini, kızgın olduğunu "hiç kimse değilsin" diyebildiği o çirkin cuma gününe... onu en son ocak ayında gördüğüme emin oldum. biran durdum, düşündüm... hala neden birbirimizi bırakamadığımızı ve beni merak edebildiğini.. buna rağmen birbirimize duvarlar ördüğümüzü. sonra sabaha karşı dört. ben yine hüzünlüyüm. aylardır girmediğim sözlüğe son çare olarak içimi döküyorum. onu da tıpkı böyle bi yerde bu saatlerde bulduğum ve tanıdığım için şükrettiğim beş sene öncesine gidiyorum..