tedavisi olmayan bir hastalik gibidir. onunla yasar muhtemelen onunla olmeyi istersiniz. simdi "adi ustunde eski sevgili iste arkadasim neden boyle seyler dusuneyim, sacma" dediginizi duyar gibiyim. Diyorum ki; eger hala eski sevgilim diyor onu aniyorsaniz hatirlayip kiziyor bazen de guluyorsaniz bitmemistir o hic eskimemistir.
ben lanet olsun ona diyorum. göz göre göre Facebook gibi sanal bi yerde arkadaşlarıma yavşıyorsun! seni sildiğimi biliyorsun, gözüme sokmaya çalışıyorsun. unutma, seni ben terkettim! of ya. nedir bu eski sevgili derdi ya! **
yıllar sonra gördüm karşımda duruyordu son gördüğüm gün geldi aklıma; arabadaydık eve bırakıyordu beni, gaza dokunmak içinden gelmiyordu ama mecburen varmıştık kapıya masum bir öpücük kondurup yanağına indim arabadan tatile gidecekti ailesiyle, gitti...
oysa hep tembihlerdim engin öyle atlama şu havuza birşey olacak allah korusun dinlemezdi yine dinlemedi.. haber geldiğinde yığılıp kaldım boynundan aşşağısı felçmiş almanyaya götürüyolarmış, günler sonra telefonda iyiyim dedi tek bir kelime sonrası karanlık...
türkiyeye döndüğünde öğrendimki görmek istemiyormuş beni utanıyormuş, kapısında bekledim günlerce ama olmadı göremedim sonra rizeye taşındılar alanya ve rize bende yine karanlık.
'kolu hissediyormuş' geç kalmış bir umut ışığıydı artık başkalarıydık ışık kapının altından vurur gibi yaptı bu sefer kapıyı ben açmadım, karanlık...
yıllar sonra işte ordaydı tekerlekli sandalyesiyle girdi kapıdan değişmişti o gün arabada bana gülümseyerek bakan çocuk dertli bir adama dönmüştü 25 değil 40 gösteriyordu, ne yapacağımı bilemedim gitsem mi kalsam mı bakakaldım bir işaretti aradığım. gözlerimin içine baktı ve gülümsedi koştum yanına sarıldım. onu bekleyen aşık küçük kız değildim ama o kızın hayalini yerine getirdim ona tekrar sımsıkı sarılmak...
oturdum yanına kalkana kadar yaklaşık 1 buçuk saat elimi hiç bırakmadı. sımsıkı sıkıyordu elimi hatta acıtıyordu farkında olmadan, bense şükrediyordum bu acıya.
saçların böyle ne güzel olmuş dedi yaz güneşi gibi ekledi o yazımızın güneşi.
o yazımızın güneşi... çocukça, masum, aşık geçen ve bir gün batıp hiç doğmayan yazımızın güneşi. hatıramız için dün gece yeniden doğdu ve konuşurken tekerlekli sandalyedeki adamla ona hasret kadın değildik. kaleden motorla inerken gün batımında şarkı söyleyen mektepli sevgililerdik...
misafirlikte sıçıp da sifonu çekince bir türlü gitmek bilmeyen bok gibidir eski sevgili... varlığını inkar edemediğin ama görmek dahi istemediğin bir durumdur.
(bkz: piç güveysinden hallice).
Adı üstünde eskidir ve hem kendisinin hem hayalinin rahat bırakılması gerekendir.
Bırakın acı veya tatlı bir anı olarak kalsın. Bir zaman geçtikten sonra her halükarda sadece bir tebessüm olacaktır.
tecrübeyle sabittir ki 9 ay kadar bir süreden sonra bir anda gelen biriyle hooop diye tarihin tozlu raflarına kaldırılacak insandır.
(bkz: haydi geçmiş ola)
çoğu zaman adı anılmak istenmez. rüyalarda çıkar karşınıza. eski bir kasette ya da saçma sapan bir kelimede.
paylaşılan her daim çok olmuştur eksi sevgiliyle. gelen gideni aratır derler ya, doğrudur, eski sevgili hep anılmaya mahkumdur.
sadece anılmaya ama.
saplantılıysanız ve gerçekten sevmişseniz, "eski" sıfatı yakıştırılmaz sevgiliye. çünkü o aşktır, o meleğinizdir ve her melek gibi canınızı acıtmıştır, ister inanın ister inanmayın ölene dek acıtmaya devam edecektir.
her şey unutulur. isimler, telefonlar, adresler. her şey. aslında her şey unutulmaya mahkumdur. bir tek..
bir tek yaşanılan unutulmaz. ki yaşanılan her şey iz bırakır.
bu iz bazen ruhunuzun derinliklerine atılmış bir imzadır, bazen eskisi gibi bakmayan gözleriniz, çökmüş yanaklarınız ya da saçlarınızdaki birkaç tel beyaz olarak çıkabilir karşınıza.
çoğu zaman terkeden odur, daha az seven de ve daha fazla üzen de.
hiçbir zaman "eski" sevgilinin acıması olmamıştır. o hep acıtır, hep acıtır ve hep acıtır.
nasıl ki kar beyazsa, yağmur birer taş olarak düşmüyor ve güneş her gün doğuyorsa, bu da doğa ananın koyduğu bir kanundur.
lakin, eski sevgili hep var olacaktır ve emeklerinize ihanet ettiğini belli edecektir.
bir gece ansızın gidilebilen, kapısı çalınabilen, eski günlerin hatrına birer fincan kahve içilebilen, sonrada tekrar kendi evinize tek başınıza döndürten insan kişisi.
motosiklet üzerinde giderken, tek eliyle belimi sarar diğer eliylede saçlarını düzeltirdi ve sürekli "viuvvv" diye bağırırdı. bi'gün dayanamadım ve iki eliyle saçlarını düzelttiği bi'an da motorun önünü kaldırdım ve ayrıldık.
bir dönem güzel zamanlar geçirdiğın, yanında huzur bulduğun kişidir. şimdi ne yapıyordur? başka biri çatır çutur .ikiyordur, ağzına veriyordur falan. oysaki bir zamanlar senin kollarındaydı değil mi? tuhaf hakkaten.